Din Alimi Hüseyin Yeşil Hoca’dan Muharrem Ayı Açıklaması

Din Alimi Hüseyin Yeşil Hoca’dan Muharrem Ayı Açıklaması

Ehlibeyt Mektebi Din Adamları Derneği Başkanı Hüseyin Yeşil, Muharrem ayının girişi nedeniyle mesaj yayınladı.

02 Eylül 2019 - 14:27
Reklam

Hüseyin Yeşil açıklamasında, “Muharrem ayı bilindiği gibi İslam’ın birinci ayıdır. Muharrem ayının onuncu günü Hz.Hüseyin (as)şehit edildiği için yas ve matem ayı olarak hatırlanır.Hz.Hüseyinin (as) şehadeti ve devamında ailesinin esareti,Medine’ye dönüş süreci münasebeti ile iki ayı doldurur. Muharrem ayında başlayan bu acıklı serüven Sefer ayının son günlerinde noktalanır.Zaten Sefer ayının son günlerine Hz.Muhammet Mustafa (saa),Hz.Hasan ve Hz.İmam Rıza’nın (as)da şehadet günleridir. Ama esas Muharrem ile bağlantılı olan esirlerin evlerinden ayrıldıktan sekiz ay sonra yaşamakta oldukları şehire esir olarak ve sahipsiz perişan bir vaziyette dönmüş olmaları gerçeğidir. İslam peygamberinin çocukları kendisinden kısa zaman sonra esaret gibi bir vahim durumla karşılaşmalarının kendisi İslam ümmetinin inancını koruyamaması açısından zaten vahim bir konu idi.
Sözüm ona;Iğdırda Muharrem biraz tuhaf başlar.Muharremin birinci günü itibarı ile başlayan programlar,Aşura gününden sonra yoğunluk kazanarak şiddetlenip devam etmesi gerekirken Aşura günü noktalanır.Program derken camilerde Hz.Hüseyinin (as) hedefi,Gaye’si,kişiliği,kahramanlığı,inancındaki sağlam duruşu,imanlılığı,yürekliliği,fedakarlığı,insancıllığı,özgürlük aşkı,hoş görülü oluşu,bağışlayıcılığı,engin merhametliliği ve bunlara paralel olarak üstün meziyetlerinin anlatıldığı programlar değildir.
Muharrem’in ilk günü toplanan gençler otuz kırk kişilik deste gurubu oluşturup elde edebildikleri ve kendi kabiliyet ve anlayışlarına hitap eden ve ses tonlarına uyan ağıtsal şiirler okuyarak elleriyle göğüslerine vurur veya önceden hazırladıkları ince zincirler ile belli bir tempoyla sırtlarına vurarak caminin içindekileri de o ağıtlarla duygulandırırlar.Bu bazen bir saat veya bir saatten fazla zaman geçmesine sebep olur ki bu zaman camiye toplananların kimi zaman yorulmalarına sebep olur kimi vakitte aynı şeylerin tekrarının monotonluğu usandırır. Yorgunluk ve bıkkınlık artık ciddi bir vaazın dinlenilmesine engel teşkil eder. Zaten bu şekilde deste guruplarının halkı meşgul etmesi Hz.Hüseyinin (as) felsefesini ve amacını iyi kavrayamamış,yalnız Hz.Hüseyinin (as) hakkında yapılacakların ağlamak ve ağlatmak olduğunu sananların da işine gelmektedir. Böylece desteler o tarz görev yapmakta olanlara zaman kazandırması açısından çok önem arzetmektedir.Halbuki Hz.Hüseyin (as) ve beraberindekiler Kerbela’da Aşura günü İslam dini adına,İslam aleminin uyanması adına tarifi imkansız bir harekete imza atmış ve görülmemiş bir fedakarlığa çoluk çocukları ile altı aylık kundaktaki bebeği ile katılmıştır.Bunun tek hedef ve amacı ağlamak olamaz. Mersiye ve üzüntü ifade etmek kendi yerinde olmalı ama bütün amaç o imiş gibi göstermeye çalışıp uğraşmak en basit tabiri ile Hz.Hüseyini (as) tanımamaktır.
Ben özellikle şehrimize herhangi bir sebeple gelmiş ve bizlerdeki bu yas adetinin ne olduğunu bilmeyen başkalarının bu işin ciddi olarak derinlemesine nedenlerini ve felsefesini nasıl doğru olarak öğreneceğini ve anlayacağını doğrusu merak etmekteyim. Camiler Muharremin birinci gününden Aşura gününe kadar yukarıda tarifini yaptığım hocalar tarafından boşaltılıp herkesin karıştığı çadıra taşınarak adeta bir resepsiyon havasında geçerken ve bilgisiz,ehliyetsiz kişilerin eline Hz.Hüseyini (as) hamasi sloganlar eşliğinde anlatmaya terk etmek mi yoksa tanıtacaktır?
Acaba burada bulunan üniversite öğrencileri,memurlar Iğdır’a gelmiş yabancı esnaf v.b.ile bir anket yapılarak Muharremdeki Aşuranın içeriğini sorgulayacak olursak Ne cevap alırız çok merak ediyorum?
Hatta şu deste guruplarının içindeki gençlerin yüzde kaç kişisi ağıtsal sözlerin dışında Hz.Hüseyinin (as) hedef ve amacı hakkında yeterli bilgi sahibidirler?
Ama Hz.Hüseyin (as) Medine’den Mekke’ye gidişi Mekke’de kaldığı müddetçe ve Mekke’den altı ay sonra ayrılarak Kerbelaya Hicret’inin her günü,saati ve dakikasında hedefinin İslam’daki bozulma ve yozlaşmanın ortadan kaldırılmasına çalışmak olduğunu vurgulamış,önüne çıkıp durdurmaya çalışanlara ciddiyetini göstererek,hedefinin dedesi,babası ve kardeşi ile annesinin istikametinde gitmek olduğunu ve bu yoldan “ölmek var dönmek yok “sözünü şiar edinerek gittiğini görmekteyiz. İslamda iyiliklere yönlendirmek,kötülüklerden sakındırmak temel ilke olduğunu bütün her müslümanın bildiği ve kavradığı bir gerçektir.İşte Hz.Hüseyin (as) Medine’den ilk adımı atarken aynı mantıkla yola çıktığını ve zulme haksızlığa asla izin vermeyeceğini her platformda seslendirdiğini dosta düşmana ilan ederek yoluna devam edip Kerbela’da noktaladığını yalın destelerle,nuhelerle geçiştirmeye çalışmak insaf değildir.
Hz.Hüseyin (as) ve şehitlerin şehadet günü olan Aşuradan sonra anlatılmaları ve esir olan İmam Zeynelabidin’in (as) Hz.Zeynep’in (as) ve diğer kadın ve çocukların esaret müddetince Kerbeladaki şehadet olayına ışık tutarak kamuoyuna anlatım tarzı ve o süreçteki tanıtım metotları ve Aşuranın felsefesinin derinlemesine bir çok boyutuyla açıklanması anlatılmalı ve açıklanmalıdır. Yoksa onu anlatmak için de Gadiri Humda,Bi’sette ve İmam zaman’ın (af) doğumunda İran’dan hoca getirtildiği gibi hoca mı getirtmek gerekir?
Halkın ilgisizliğinden yakınırken kendimizin eksik ve noksanlarından kaynaklandığı gerçeğini hiç dikkate almamamız başarı değil başarısızlık getireceği gibi insanların soğumasını da tetikler.
Hoş insanlarımız da camilere akın edip olayların detaylarını öğrenmeye,anlamaya istekli ve hevesli değiller,bu gevşeklik ve ihmal de onların bahane bulmalarına vesile olup git gide esas değerlerimize yabancılaşma yolundaki mesafe ivme kazanmaktadır ki geriye dönülmesine belli bir zaman sonra,geçen ömür gibi imkan olmayacak ve pişmanlık da fayda sağlamayacak.
Ya Rabbim,doğruluğu yaşayıp yaşatmakta,senin emir ve buyruklarını hayata geçirmekte,senin kulluğunu layık şekilde yerine getirmekte,anlayıp,özümseyip anlatmakta,bu yazıyı okuyup,beğenip paylaşanlarla birlikte bütün inanan mümin kardeşlerimize istek,ilgi ve başarı nasip et ve hastalara şifa,dertlilere deva,sıkıntı ve problemi olanlara yardımcı ol,milletimize,devletimize zeval verme,her zaman olduğu gibi gelecekte de devletimize güç ve kudret nasip et insanlarımıza mutluluk,huzur ve sağlıklı gelecekler,umut dolu günler nasip et” dedi.

 

Bu haber 566 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Hayvan Hastanesinde Cerrahi Operasyonlar Tüm Hızıyla Devam Ediyor
Hayvan Hastanesinde Cerrahi Operasyonlar Tüm Hızıyla Devam Ediyor
Iğdır Üniversitesinde Uzman Arkeologlar Yetişecek
Iğdır Üniversitesinde Uzman Arkeologlar Yetişecek