Güven Gazetesi

deneme 

Pz11192017

KENDİ KİMLİĞİNE YABANCI NESİL

Önünü arkasını düşünmeden  balıklama daldığı nice fırsatları geride bırakıp, gelecek av partilerini kollamadadır kimi insan tipleri, tadını aldığı lokmanın başka versiyonlarının peşindedir ve o hoş gayretiyle içine sindirdiği nice namus meseleleri ortalık yerde  pişmiş kelle gibi sırıtırken . O namussuzluk ve namertlik kulvarlarında koşarak çirkeflik hakemlerinden bir madalya koparma hevesiyle yanıp tutuşmadadır. İşte budur kimilerinin yaşamdan anladığı dil. Şahidi olduğumuz böylesi manzaralar,a , dost ,düşman yanında ne kadarda o sahneyi aklayabilmek için kılıf uydursan, mutlaka bir yerlerden onun kendi kimliği ve misyonuyla uyumsuzluğu anlaşılacaktır.Ve el aleme yutturmaya çalıştığın blöflerini neredeyse duymayan kalmamıştır.Kimliğine, vatanına ,imanına ve namus anlayışına  sözde olan düşkünlüğünü ,nerdeyse  kocaman bir serdengeçtilik efsanesiyle süsleyip sahte kahramanlıklara imza atma aşamasına taşımışsın kendini, ey zavallı bedbaht!.Zannediyorsun ki kimseler senin o hile hurdalığından haberdar değilmidir?.Şunu bilmelisin ki senden daha uyanıkları vardır ,senin hecelemeye çalıştığını onlar su gibi ezbere bilmedeler.Onlar, seni  senden değil,başkalarından sorarlar.Ve seni öyle etiketlerler,etiketlerler de farkına bile varamazsın.Sen gözünü açtığında iş işten çoktan beri geçmiş olacaktır ve uyuya kaldığını ne yazık ki geç anlayacak , çabaların ise o andan sonra bir yararı olmayacaktır.Kalpleri var idrak edemezler,  gözleri var göremezler, kulakları var duyamazlar , onlar dört ayaklılar gibidirler, belki ondan da aşağıdırlar.Bakara  18 ve 171 ayetler. Şu ayeti kerimelerde söz konusu şu gerçeklere öylesine açık ve seçik bir şekilde vurgu yapılmaktadır ki , insanın içinden şöyle diyesi geliyor. Öylelerinin portrelerini çizmek için daha ne söylensin? ki bundan daha net ve daha açık bir biçimde kimlikler etiketlensin.Gerçekten günü birlik yaşamımızda karşılaştığımız anlayış ve kavrayış çeşitliliklerini analiz ettiğimizde , karşımıza öylesine enteresan ucubelikler çıkıyor ki , acaba bunlar bir insan davranışı olabilir mi?,insan böylesi bir anormalliği sıradan bir olay gibi algılayabilir mi?ve dahası aşındırılmış vicdan gerçeğiyle bunu izah etmek mümkün olabilir mi?.Doğrusu insanın havsalası böylesi densizlikleri çözmede yetersiz kalıyor, iman ırmağından kana kana içenler teşhisi hemen koyar ve ona göre kendisine bir program hazırlar ve o malum olaya  ve onun kahramanlarına karşı tutumunu belirler ve hiç bocalamadan düşüncesi  inanca , inancı ise pratiğe dökülür.O ehil olan kişiler böylesi ortamlarda kendi tekliflerini pekala bilirler. Bilmesine bilirlerde esasen takındıkları tavır, yolunu yordamını nasıl gideceğini unutanlara o yolu yordamı öğretmektir  ilk etaplarda. Yoksa o ilk aşamalarda onları cezalandırmak ve dışlamak değil ve olmamalıdır da.aksi takdirde besleyebileceğin ve tutunabileceğin hiçbir umudun ve dalın kalmaz.Çok sonraki aşamalarda ve ümitlerin ye se  dönüştüğü  ortamlarda  kesin tavır almaktan başka seçenek kalmaz ve sende ilahinin emrettiği gibi onları yok farzedersin.Sağır sultan bile duymuşsa şu gerçekleri  , hala yanlışlarda inat etmenin,patikaları otobanlardan daha elverişli bilmenin  ve kötü  avaneyi takva ehli ,özü sözü bir sadık dostlardan daha üstün görmenin, bilmenin ve öyle inanmanın  izahı ne olabilir ki? Hadisi şerifte eğer yüce İslam peygamberi (S.A.V.A.S) arkadaşlık ve birliktelikleriniz  çok çok etkili ve de tesirlidir ) diye buyurmuşsa , mutlaka bunda üzerinde durup düşünülmesi  ve araştırılması gereken büyük hikmetler  mevcuttur.yani kendinize eş seçerken, dost  seçerken,  ortak seçerken, komşu seçerken ve benzeri birlikteliklerinizin geçeceği ortam  ve kişileri tercih ederken tabir caizse kılı kırk yarın adeta buyurmaktadır.işte bu tür nasihat yüklü sözler ve pratikte de  günü birlik hayatımızda aksi yansımalarını ibretle seyrettiğimiz ibretlik öykü misali yaşanmış olaylar ortalık yerde dururken, bunları görmemezlikten gelip de  bakarken göremediklerimiz  gerçeğine biraz daha ivme kazandırıp , o dosyanın içindekiler kısmında bir paragrafını da günün birinde sen oluşturursan şayet sakın şaşırma ,boşuna telaşa kapılma ve kendinden başka günah keçisi arama.zira gerçekleri  senin gözlerinin önüne öylesine açık ve seçik bir şekilde sergilendi ki. Sen göremedin veya görmek istemedin. Ve işte o ihmalinin acı meyvesini  ömrünün bundan sonraki bölümünde kerhen de olsa ne yazık ki yemek zorundasın.Yeni  gelen kuşaklara bizim en büyük vazifemiz şu gerçekleri anlatmaktır,daha doğrusu en büyük yatırımı onlara yapmaktır, yoksa yeni nesil kaygan balık gibidir bir kayıp elinden suya düştü mü ,bir daha yakalamak ve ipe sapa getirmek ne mümkün.

Resim Galerisi

Güncelleniyor...