Güven Gazetesi

deneme 

Pz11192017

IĞDIR'DA ASSOSLU ARİSTO'YU YAD ETMEK

Ağrı Dağı'nın kuzey eteklerine kurulu Iğdır'da, çocukluğumuzun en
güzel vazgeçilmeziydi 'günaşırı' daşkasıyla (at arabası) geçen Behrem
 Emmi'nin daşkasının arkasına asılmak.

 Behrem Emmi, bir yandan daşkasını çeken ata kamçı sallarken  bir yan
 dan da bize sallardı o ‘şirincan’ yakıcı kamçıyı.

 Yerel aksanıyla bir yandan da söylenirdi. '''E köpoğlu
 uşağı! En aşşağıya. Tüşecekler, başım belaya galacah ha! E enin
 aşşağı..'' diye söylenirdi kendi kendine...

 Iğdırlı Behrem'in özgürlüğüne tutkun bir ruh hâli vardı. O'nun
 akranları şehirde manifatura dükkanı açarken o ısrarla daşga üzerinde
 kumaş satmaya devam etti yıllar yılı...

Iğdırlı, Behrem Emmi'nin bir de veresiye defteri vardı. O dönemlerde söz
gümandı. İmandı. Söz ağızdan bir kere çıkardı.

Behrem Emmi, Mahalle mahalle gezer,
 '' Çeşitti mallar geldiiii.'' sesi duyulurdu daha modern şehir
 kavramıyla tanışmamışken Iğdır.

Ağrı Dağı Iğdırlı Behrem'e, evrenselliği  bahşetmişti. Behrem Emmi,
 veresiye, kumaş, etek satardı Iğdırlı “karılara”. Veresiyenin günü
gelmiş hatta bir kaç gün geçmişse, sokaklara dalar, "çeeeşittiiii
mallar geldi." diye seslenirdi.

 Behrem Emmi, alacaklısı olduğu evin önünden geçerken at arabasından
aşağıya iner daşkasının sağına soluna sarkmış bohça şeklinde bağladığı
kumaşların yerini değiştirir dinlenirdi. Eğer o gün alacaklısı olduğu
evin kapısı açılmamışsa bir ay bir daha sokağa uğramazdı.

Behrem Emmi,  çeki, seneti, kredi kartını tanımazdı, icra nedir bilmezdi.
O'nun dönemindi Iğdır'da bir İş Bankası bir de Ziraat Bankası vardı.
 Ki, o  bankalarla da anca pamuk tüccarları, Kalba Telat Tufan, Altıntiş
Mustafa (Mustafa Akgün), H. Kerem, H. Eblesen gibi Iğdır'ın sayılı
zenginleri girerdi anca....

 O günlerde  çift cepli beyaz gömlek giymek  adettendi. Tüccarların cebi dolu ve şişkin oldu mu, belliydi ki  iç memleketlerden para gelmişti..
 Köylü, şehirde   giyeceği şapkası,  ütüsüz ama yeni diktirdiği elbisesiyle erkenden  Iğdır'ın yolunu tutardı. Tüccarlardan  zor da olsa parasını alanın ilk işi İranlı Meşe Ehmet
 Emi'nin bozbaş lokantasına dalmak bir yağlı bozbaş yemekti.

                                 ****                ****
 Çanakkale Assos'ta, geçen Behramkale'yi görünce,  Iğdırlı Behrem
Emmi'nin anıları canlanıverdi birden bire gözlerimin önünde...

 Aristo, '' Felsefe: İlkeler ya da  ilk nedenler bilimidir.''  Diyordu taa 2 bin 500 yıl önce..

Çanakkale, Behramkale, Assos'ta; Aristo'nun gezip dolaştığı
 sokaklarda, çarşı pazarlarda sanat ve felsefe birlikte el ele yürüyor.

 Iğdır'da da (!)

Assos'ta,  'sanata' davatiye yok.

Iğdır'da var.

Assos'ta açılan sergilere insanlar gidiyor, hem de davetsiz, Iğdır'da,
davetiye bekleniyor. Davetiye dağıtılanların çoğusu ise sizlere ömür...
Aristo, Behramkale'de, Assosta florayı çalışmıştı ta 2 bin 500 yıl önce.

Iğdır'da da çalışıldı floraya ait sanat değeri taşıyan eserler.. Daha yeni..
Aristo döneminde 'ulaklar', sokak sokak muştularla uçuyordu halka.
Flora'ya şu çiçekte yeni eklendi diye..

Aristo'dan bu yana tam 2 bin 500 yıl geçti.

Bir, kültür- sanat fotoğraf sergisi  daha  açıldı ve kapandı, Ağrı'nın
Kuzey eteklerinde, bir çay bahçesinde. Ve, bütün maliyetler olanca
yüküyle kalıverdi ‘sanatın’ omuzlarında Iğdır'da...
 
Bilgihan Ova


Resim Galerisi

Güncelleniyor...