Güven Gazetesi

deneme 

Pz11192017

MUHARREM AYI MUHASEBE AYI

İnsanoğlunun ömrü kısıtlıdır ve geçicidir. Birçok insan ömrünün yavaş yavaş tükendiğinin farkında değildir. Zamanın durduğunu ve ilerlemediğini düşünür. Oysaki en değerli nimet olan zaman hızla akıp gitmektedir. Bu nimeti en güzel bir şekilde değerlendirmek gerekir. Ne yazık ki çoğumuzun ömrü önemsiz ve değersiz şeylere harcanarak geçmiştir. Bunu da unutmayalım ki zararın neresinden dönersek kardır.
Yüce Allah bizlere, kendi nefsimizi hesaba çekme emrini vermiştir. Haşr Suresi 18. ayette buyuruyor: ‘Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.’
Âlimlerimizde bizlere uyumadan önce kendi nefsimizi hesaba çekmemizi ve o gün içinde güzel şeyler yapmış isek şükür etmemizi, kötü şeyler yapmış isek de tövbe etmemizi buyurmuşlardır.
Muharrem ayında Şii’nin iki vazifesi vardır. Birincisi İmam Hüseyin’in (a.s) şiarını canlandırmak, ihya etmek. Mesajını insanlara ulaştırmaktır. İkincisi ise, kendi nefsini hesaba çekmesi ve İmam Hüseyin’den (a.s), kendisinin ne aldığını ve ona ne kadar layık olduğunu düşünmesidir.
Muharrem ayı değişim ayıdır. Hatalardan uzaklaşma, geçmişi telafi etme fırsatıdır. Geçen ömrü geri getirmek mümkün değildir ama, telafi etmek mümkündür. Karanlıkları aydınlığa çevirmek mümkündür. Hastanın tüm kanını değiştirdikleri gibi, tüm kötü sıfatların silinip yerine güzelliklerin bırakılması mümkündür. İnsan eğer kendi ayıplarıyla uğraşmaya niyet ederse, Allah’ta ona yardım edecektir. Orucu emredip ona dayanma gücünü ve sabrını verdiği gibi.
Allah buyuruyor: ‘Onlar o kimselerdir ki, Allah onların günahlarını sevaplara tebdil eder.’
 Büyük bir âlimin buyurduğu gibi ‘Geçmişi telafi etmenin en kısa yolu Hz. Hüseyin’e (a.s) tevessül etmektir. Çünkü o, hidayet gemisidir.’
Bizim için en büyük örneklerden biriside Horr b. Yezit Riyahi’dir. İmam Hüseyin’in (a.s) önünü kesip, Kerbela’ya getirmesine rağmen, kendisini hesaba çekti ve Aşura günü İmam Hüseyin’e (a.s) katıldı ve ebedi saadete ulaştı.
Yüce Allah Horr’un elinden tuttuğu gibi bizimde elimizden tutsun inşallah.
Kerbela ve Aşura’nın her an ve noktasında bir mesaj ve ders vardır. Büyük bir âlimin buyurduğu gibi: ‘Aşura yetmiş yıl idi. Yani Aşura’da yetmiş yıllık içerik vardır. Çünkü o gün faziletlerin ve değerlerin tümü ve kötülüklerin tümü orada sergilendi. Hak ve batıl karşı karşıya idi.’
Elbette Ehlibeyt’in (a.s) Kerbela’da yaşadıklarını bizim tam manasıyla anlamamız mümkün değil. Bizler sadece dıştan bakmakta ve gözlemlemekteyiz.
Anlatılır ki, Zeynep (s.a) Aşura günü kardeşi Hüseyin’in (a.s) cansız bedeninin yanına geldi ve yüzünü Medine’ye doğru döndü. Bunun iki sebebi vardı. Birincisi bu idi ki, Rasulullah’a desin: ‘Ya Rasulellah! Bu o Hüseyin’dir ki sen onun ağlamasına bile dayanamazdın.’
(Rivayet edilir, bir gün İmam Hüseyin (a.s) küçükken ağlamaya başladı. Rasulullah (s.a.a) oradan geçiyordu. Hüseyin’in (a.s) sesini işitince durdu ve kızı Fatima’ya (s.a) seslendi ve buyurdu: ‘Kızım onun ağlamasının beni üzdüğünü bilmiyor musun?’)
İkincisi ise bu idi ki, Zeynep (s.a) Aşura günü çok sıkıntı çekti ve Rasulullah’ı (s.a.a) anarak bu sıkıntısını hafifletmek isetedi.
Rivayette vardır ki bir gün birisi geldi İmam Sadık’ın (a.s) yanına ve sıkıntısının olduğunu söyledi. İmam Sadık (a.s) buyurdu: ‘Git Rasulullah’a (s.a.a) tevessül et ki o senin elinden tutacaktır. Rasulullah’a (s.a.a) tevessül etmek insanın sıkıntısının giderilmesine ya da kalbinin rahatlamasına vesiledir.’
Yüce Allah, Muhammet ve ali Muhammet’in ziyaret ve şefaatini cümlemize nasip etsin inşallah.


Resim Galerisi

Güncelleniyor...