Güven Gazetesi

deneme 

Pz11192017

SEYYİD ALİ HAMENEY'İN BİLİNMEYEN YÖNLERİ-2

Yaşadığımız bu zamanda göller ülkesinde bulunanlara ada, fırtınalar diyarında olanlara sığınak ve ümit kaynağı olan aziz rehber imam Seyyid Ali Hamenei hakkında ikinci makaleyi kaleme almadan önce, bir önceki makalede müspet veya menfi görüş bildiren kardeşlerime şükranlarımı sunar, bütün yorum ve görüşlerin Allah rızası için, ihlâsla yapıldığını temenni eder ve bir önceki makalede aziz rehberimiz hakkında aktarmış olduğum bilgilerin kaynağını vermek isterim. Kaynaklardan bazıları şunlardır: Uluslar arası Camiat-ül Mustafa tarafından çıkarılan "Aynadaki Su", "Ali Şirazi, Pertov-u Ez Horşid, s.70" "Pertov-u Soğen, 71. sayı"
    Konu hakkında ikinci makaleye merhum Abdulbaki Gölpınarlı'nın şu anlamlı ve veciz sözleri ile başlamak daha yerinde ve anlamlı olacaktır: İnsanlar vardır; doğarlar, yaşarlar, ölürler, yaşayış sayfasında bir izleri bile kalmaz, zaman alanında bir sözleri bile söylenmez. Sanki doğmamışlardır, sanki yaşamamışlardır. Bir yıldız aksa göz alır, bir kuş uçsa kanadının sesi duyulur, hâlbuki bunlardan ne bir ses kalır, ne bir nefes. Dünyaya gelmeselerdi hiçbir şey eksilmezdi, gelmişlerdir, yeryüzünde, hiçbir fazlalık olmamıştır.
    Hâlbuki insanlar vardır, ömürlerini sürüp bitirirler, fakat zaman onlar için akar, düşünce onların hayatını örer, inanç onlara bağlanır, düşmanlık onlara saldırır. Bunları birisi yererken öbürü ölesiye sever…
    İşte Şia dünyasında, tarihinde ve günümüzde böylelerini fazlasıyla görmemiz mümkündür. Ancak böyleleri genelde dünyadan gittikten sonra anlaşılırlar, değerleri hicret ettikten sonra bilinir bunların.  Böyleleri dünyada iken kimilerine göre bir gecede unvan sahibi olurlar… Oysa Şia fıkhında iki adil şahidin yaptırım alanları çok olmasına rağmen, böyleleri hakkında yetmişten fazla içtihat makamında olan şahsiyetin olumlu ve yüce makam sahibi olduğuna dair yapmış oldukları açıklamaları birilerine yeterli ve inandırıcı gelmez.
    Merhum Abdulbaki Gölpınarlı'nın sözlerini tarihe ve günümüze tatbik edersek; Masumlar, salmanlar, Ebuzerler, Malik Eşterler, Ruşeydi Hacerler, Kerbelada kanları ile destan yazanlar, Oğlunun cenazesi başında Şia fıkıhını yazanlar, öldürüleceğini bildiği halde diyarını değerleri uğruna terk edenler, Şia mektebini savunma adına Şia mektebi aleyhinde yazılan kitabı yazarından almak için yazara kölelik yapmayı kabul eden ve bir yıl boyunca kölelik yapan mütekellimler, bir bölgeyi ihya etmek ve nur-u Muhammedi ile tanıştırmak için yedi yıl bir namazı günde iki defa kılmak zorunda kalanlar, Şia mektebine yeri geldiğinde ölen birisinin namazını kılarak, orucunu tutarak hatta yeri geldiğinde üzerindeki elbisesini satarak ve çoğu zaman iki-üç gün aç kalarak eşsiz bir kütüphane kazandıran Merhum Necefi Mer'aşiler, Gulpayganiler, Erakiler, Hoiler, Behçetler, Lenkeraniler, Tebriziler, İngilizleri dize getiren Şiraziler, yıllarca sürgünler görmesine rağmen Allah ve Ehlibeyt aşkı ile İnkılabı gerçekleştiren Humeyniler,bugün Şia mektebinin geleceği için çok önemli ilim adamları yetiştiren Horasaniler, Sistaniler, Hamedaniler, Ümmetin derdini kendi derdi bilenler, ümmet için gece gündüz demeden, feraseti, basireti, Allah aşkı ile çalışan aziz rehber,  bunlardan sadece bir kaçıdır. İşte her mümin için bu değerleri tanıması, bilmesi bir fazilet ve iman dersidir. Bundan daha önemlisi bu değerler dünyadan hicret etmeden bunların değerlerinin bilinmesidir.
    Veliyyi Emr-i Müslimin Seyyid Ali Hamenei hakkında konuya farklı boyutlardan yaklaşmak mümkündür. Zira aziz rehber ile bire bir diyalog içerisinde olanların anlattıkları ve konu hakkında yazılanlar bunun böyle olduğunu göstermektedir.
    Seyyid Ali Hamenei Kuran ile rabıta içerisinde olmaya ve her fırsatta Kuran okumaya çok önem verir ve kendisi Kuran ile çok fazla haşır-naşır olanların İslama daha faydalı olduklarını, Kuran'dan uzak olanların ise ruhsuz, maneviyatsız, bereketsiz hatta amel ve düşüncelerinin de bereketsiz olduğunu söylerdi. (Camiat-ül Mustafa, Aynadaki Su, s.6)
    Hüccet-ül İslam Celali şöyle anlatıyor; Bir gün Mescid-ün Nebi'den geçerken cemaat imamının Kuran kıraati beni çok etkiledi. Bu esnada bir genç gördüm, genç bana şunları söyledi; Sizin düşüncenizi meşgul eden bir şey mi var? Ben, evet şu imamın güzel kıraati diye cevap verdim. O genç şöyle dedi; Bir gün, namazdan sonra Mescid-ün Nebi'nin bu imamının yanına gittim, bu konuyu ona söyledim ve kendisinden bana imkân dâhilinde Kuran kıraatini içeren bir kasetini vermesini rica ettim. (Bu) cemaat imamı bana nereli olduğumu sordu. Ben İranlı olduğumu söylediğimde, bana şöyle dedi; Tahran cuma imamı (Seyyid Ali Hamenei)'nin kıraati benim kıraatimden kat kat üstündür. (İmam Humeyni müessesesi, Ab Ayinei Afitab, s.34)
    Seyyid Ali Hamenei ilim ve kıyam şehri olan Kum şehrine gittiği zamanlar, çok yoğun olsa bile muhakkak Camkeran'a gider, orada ibadete koyulur ve Ehlibeyt'e tevessül eder. Tevessül konusunda da birçok açıklamaları ve konuşmaları olmuştur.
    Yabancı uyruklu talebelerden birisi şöyle anlatmaktadır; İran'a öğrenci vizam olmadan giriş yaptım. Hatta maddi açıdan bile zor durumdaydım. Birçok gayretlerden sonra arkadaşlarımın odasında kalmaktan utandığım için kalacak başka bir yerimde yoktu. Bir müddet Camkeran mescidinde ikamet etmeye mecbur kaldım.  Orada kalmış olduğum birkaç gün içerisinde imam Mehdi'ye (a.f) tevessül ettim. Aynı gece rüya aleminde birisinin bana şunları söylediğini duydum; Yarın akşam Veliyyi emr-i müslimin Seyyid Ali Hamenei Camkeran mescidine gelecekler. Sıkıntını yaz ve ona takdim et. Ben uykudan uyandım ve sıkıntımı yazdım ve beklemeye koyuldum. Ertesi gün gece yarılarında Veliyyi emr-i müslimin Seyyid Ali Hamenei birkaç kişi ile Camkeran mescidine geldiler. Ben görmüş olduğum rüyanın doğruluğundan dolayı hayret içinde ne yapacağımı bilemiyordum. İleri hareket ederek yazmış olduğum mektubu O'na takdim ettim. Kısa bir süre sonra Camiat-ül Mustafa'ya müracat ettiğimde bana şu cevabı verdiler; Sizin mektubunuzun cevabı geldi ve siz kabul olmuşsunuz. İşte bu şekilde benim sıkıntım Veliiyi emr-i müslimin Seyyid Ali Hamenei'nin inayeti ile giderilmiş oldu. (İmam Humeyni müessesesi, Ab Ayinei Afitab, s.56)
Devam Edecek
Selam ve Dua ile…




Resim Galerisi

Güncelleniyor...