Güven Gazetesi

deneme 

Pz11192017

SEYYİD ALİ HAMENEİ VE BİLİNMEYEN YÖNLERİ-3

Her insanın bu dünyada bir takım amaçları vardır. Müslüman bir insan dünya yaşamında tüm yaptıklarında Allah’ın rızasını gözetmeli ve onun rızası doğrultusunda hareket ederek, ilahi rızayı kazanmalıdır. Bu ise ancak ruh eğitimi ile gerçekleşir. İnsanın bu önemli amacı başarabilmesi, onun model seçmesine bağlıdır. Dünya hayatında modelsiz bir insan yoktur. İnsan her yaş aşamasında kendisine model edinir ve o modele benzemeye çalışır. Bazıları bir futbolcuyu, film aktörünü, sanatçıyı, yazarı veya bir siyasi lideri kendilerine model edinirler. Ama Müslüman birisi için Allah’u Teâlâ peygamberleri, Ehlibeyt imamlarını ve evliyaları model olarak tayin etmiş ve bunların yollarından gidenler de başkalarına model olmuş olurlar. Müslümanların bu ilahi nurları kendilerine model edinmeleri gerekir.

    Gerçek modellerin yaşam felsefelerinde ben yoktur. Dolayısıyla halkı kendilerine davet etmezler. Model olan insanlar akıllarını yaşam şekillerine komutan ederler ve aklın doğrultusunda hareket ederler. Model olan insanlar kendi değerlerini ve kendilerindeki cevherlerin değerlerini bilirler ve onları harap etmezler. Onlar Allah’ın farzlarına önem verirler, helale ve harama çok dikkat ederler. Onlar ilim silahını kuşanırlar ve ilim elbisesini giyinerek kendilerini ziynetlendirirler. Model insanlar hayatlarının her alanında, gençlikte ve yaşlılıkta daima çalışırlar, çalışırken engellere karşı direnirler ve yaptıkları işlere etraflıca dikkat ederler. Onların yaşam felsefesinin merkezinde ihlâs olduğu için bu kavramın dışında hareket etmezler. Onlar yapmak istedikleri her şeyi önce Kurana sunarlar, Kuran ile bağdaşıyorsa onu yaparlar aksi halde ondan vazgeçerler. Hiçbir zaman ve hiçbir halde adaleti bırakmazlar, özgürce adalet ilkesine göre yaşarlar. Yaşadıkları camialarda vahdet ve birlik olgusu olurlar ve ihtilafa karşı mücadele ederler. Onlar her açıdan geri kalmışlığa, fakirliğe, cehalete karşı mücadele eder ve bu uğurda yılmazlar. Model insanlar kabileciliğe, ırkçılığa, dil, servet ve makam imtiyazına karşı olurlar, üstünlük ölçüsünün takva olma şuurunu insanlara kazandırmak için çaba sarf ederler…
    Bu ve benzeri ilkelere göre yaşayan insanlar Model insanlardır. Bu kıstaslara sahip olanları kendisine model edinen insanlar bu kavramlara göre yaşadıktan bir zaman sonra başkalarına model olurlar. Dolayısıyla insan önce model seçmeli ve sonra seçtiği modelin yaşam metotlarını öğrenmeli ve ardından da bu metotlara amel etmelidir. Bu aşamaları geride bırakan birisi bir zaman sonra başkalarına model olur. İşte günümüzde bütün müslümanların model alabileceği idollerden bir tanesi seyyid Ali Hamenei'dir. Bu noktadan sonra aziz okuyucuları seyyid Ali Hamenei'nin bir takım metotları ile baş başa bırakıyorum.
    Üç şehit babası olan Mecit Şücai Pur şöyle anlatıyor: Bir gün bir araba ile üç-dört kişi bizim eve gelerek şöyle dedi; Efendim çok aziz bir misafiriniz var onun için kendinizi o misafir için hazırlayınız. Ben gelecek olan misafir kimdir diye sorduğumda, onlar gelecek olan misafirin Ayetullah seyyid Ali Hamenei olduğunu söylediler. Bu esnada seyyid Ali Hamenei eve giriş yaptılar. Onu görmenin heyecanı aklımı başımdan almıştı. O beni bağrına basarak yüzümden öptü, ben de onun elinden öptüm. O, odaya girerek yerde oturdular ve bizim halimizi, durumumuzu sormaya başladılar. Daha sonra "şehitlerinizin resimlerini getirin" diye buyurdular. Bizim üç şehidimiz vardı, ben şehitlerimizin resimlerinin tamamını getirdiğimde, O hazret şehitlerin resimlerini birer birer öptüler ve onları önüne bırakarak şöyle dediler: "Bu şehitler olmasalardı bizler de olmazdık, bizim neyimiz varsa bu şehitlerdendir." Yaklaşık yarım saat bizim evimizde oturarak bizimle sohbet ettikten sonra şöyle dediler: Kalkmamız (gitmemiz) için sizden müsaade istiyoruz? Ben; aman efendim bizim müsaademiz de sizin elinizdedir dedim. Bir anda O'na hiçbir ikramda bulunmadığımızı fark ettim. O büyük şahsiyeti görmenin heyecanı ve sevinci aklımızı başımızdan almış ve ikramda bulunmayı bile unutmuştuk. Utanarak kendilerinden özür dilediğimde, O büyük şahsiyet tatlı bir gülümseme ve tebessüm ile "ne sakıncası var" dediler. (Pertov-u Sohen,sayı.99)- Horşid Dar Saye, s.30)
    Hüccet-ül İslam Resul Mehellati şöyle anlatıyor: Makam-ı Muazzamı rehberi seyyid Ali Hamenei düzenli olarak şehit ailelerinin ziyaretine giderdi. Bir gün onun beraberinde bir şehit ailesinin ziyaretine gittik. Beklenmedik bir kalabalık izdiham halinde bizi karşıladılar. Ayetullah Hamenei; bu topluluğa kim haber verdi diye sordu. Başkalarına rahatsızlık verme gibi bir tutum içinde olamayız dedi.
Evin içerisine girip oturduklarında, çay getirdiler ama getirilen çayı içmediler. Simasından çok rahatsız olduğu anlaşılıyordu. O bu tür görüşlerde ve ziyaretlerde hiç kimsenin rahatsız olmamasına çok dikkat ederdi. Şehit babası O'na bakarak şöyle dedi: Efendim siz üzülmeyiniz. Zira sizin ofisinizden kimse buraya geleceğinizi bize haber vermedi. Ben dün gece merhum imam Humeyni (r.a) ile şehit oğlum Ali Rıza'yı rüyamda gördüm. O ikisi sizin buraya geleceğinizi bana haber verdiler. Merhum imam Humeyni (r.a) bana şöyle dedi: Yarın akşam çok aziz bir misafirin gelecek, misafirini iyi karşıla. Ben misafirin kim olduğunu sorduğumda O; sizin rehberiniz diye cevap verdi. (Pertov-u Sohen,sayı.110)- Horşid Dar Saye, s.36)
    Ayetullah Cevadi Amuli şöyle anlatıyor: Bir gün seyyid Ali Hamenei'nin misafiri idim. Yemek sofrasını açtılar. Oğlu Mustafa da bizim yanımızda oturuyordu. O oğluna sen kalk git dediler. Ben O'na şöyle arz ettim; İzin verin oğlunuzda bizimle beraber olsun, onun bizimle beraber olmasını ben ondan istemiştim. O şöyle cevap verdiler: Bu yemek beyt-ul maldan hazırlanmıştır. Siz de beyt-ul malın misafirisiniz. Çocukların bu sofrada oturup yemek yemeleri onlar için caiz değildir. Onlar eve giderek evin yemeğinden yesinler. İşte o gün ben Allah'ın bunca izzeti O'na vermesinin sebebini çok iyi anlamıştım. (Pertov-u Sohen,sayı.101)- Horşid Dar Saye, s.62)
    Hüccet-ül islam Ehedi şöyle anlatıyor: Bir gün konuşma yapmak için Camaran da minbere çıktım ve seyyid Ali Hamenei'nin hatıralarından anlattım. Sohbetten sonra bir doktor yanıma gelerek şunları anlattı; İzin verin bir hatırada ben size anlatayım. Bir gün muayenemde oturuyordum. Bir hanımefendi yaşı küçük olan oğlu ile beraber tedavi olmak için bana geldiler. Çocuğun siması seyyid Ali Hamenei'ye çok benzediği için muayeneden sonra düşünceli bir halde onların kim olduklarını ve Ayetullah seyyid Ali Hamenei ile bir yakınlıklarının olup olmadığını sordum. O hanımefendi; evet yakınlığımız var ama siz bunu kimseye söylemeyiniz. Ben onun eşiyim. Çok şaşırmıştım. Seyyid Ali Hamenei'nin hanımına; Sizin özel doktorunuz yok mu? diye sorum.  O şöyle cevap verdi: Hayır bizim özel doktorumuz yoktur zira O'nun (seyyid Ali Hamenei) buna müsaadesi yoktur. O, bizlerinde diğer insanlar gibi sıra numarası alarak doktora müracaat etmemizi istemektedir.
    Ben bu konuyu çok araştırdım ve Ayetullah Misbah Yezdi'den de bu olayı sorduğumda o hazret Camaran da doktordan duyduklarımı tastik etti. Ayetullah Hamenei'nin bu azameti beni daha fazla ona aşık olmama sevketti. (Horşid Dar Saye, s.63)
Devam Edecek…
Selam ve Dua ile


Resim Galerisi

Güncelleniyor...