Güven Gazetesi

deneme 

Pz11192017

Ajan Sorgusunun Şifreleri

Herkesin bildiği üzere geçtiğimiz günlerde oldukça provokatif bir olay yaşandı.
İran’ın Kum şehrinde İmam Rıza'nın kız kardeşi hanım Masume'nin türbesini ve ardından Meşhed'de İmam Rıza (as)'ın türbesini  ziyaret ettikten sonra imam zadelerin türbelerini, Müçtehitleri ziyaret edip Iğdır’a dönmek üzere yola çıkan bir grup genç sınırı geçtikten sonra Doğubeyazıt’ta Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekipler tarafından göz altına alındı.

Bir yanlışlık olduğunu düşünerek Emniyete gelen 13 ile 20 yaş arasındaki gençlere şok eden sorular arka arkaya gelmeye başladı: “İran’da eğitilip Suriye’ye mi gönderilecektiniz?”

Ünlü 28 Şubat süreci herkesin malumudur. O dönem devlet içinde yapılar kurulmuş, bu yapılar istedikleri herkese istedikleri yaftayı vuruyordu. “İrtica tehdidi” adı altında el altından gazetelere haberler servis ediliyor, başörtüsü takan herkes bir numaralı devlet düşmanı ilan ediliyordu. Sonunda ‘postmodern darbe’ olarak literatüre giren 28 Şubat’ın soncunda binlerce kişi vatandaşlık haklarından mahrum bırakılıyordu. Şimdi ise o gün haksız suçlamalara muhatap olduklarını iddia edenler, kendilerine yapılan yanlışları güç ellerine geçtikten sonra aynı şekilde uygulamaya başladılar. Yine el altından haberler servis edilmeye devam ediliyor. Bu seferki amaç ise Türkiye’yi amansız bir mezhep savaşına sürüklemek..
Her yıl sadece Türkiye’den yüz binden fazla insanın ziyaret ettiği kutsal mekanları gitmeyi “ajanlık” faaliyeti olarak görmek hangi akla sığıyor anlamak güç…  
İşin en dikkat çekilmesi gereken nokta da sorgulama haberinin aynı kişilere servis edilmesi. Hatırlanacağı üzere daha önce İran ajanları yakalanmıştı. Bu ajanların Iğdır’da yaşayan Azeri Türkü Caferi mezhebine mensup halkla alakası olmadığı tespit edilmesine rağmen o dönem Hürriyet Gazetesinde “Caferilerin ajanlık yaptığı” ibaresi yer almıştı.
Bugünde 24 Eylül’deki haberde yer alan ifadelere baktığımızda çıldırmamak elde değil. Özelikle bazı iftiralar var ki okuyanları çileden çıkarıyor. “Öğrencilerin, İran’ın en önemli dini liderleriyle bir araya getirilip siyasi ve dini eğitim aldıkları ortaya çıktı”, “Hac’dan Değerli” gibi Caferilikle alakası olmayan cümleler her şeyden önce İslam dinine saygısızlıktır.
Bu ifadelerin doğru olmadığını Iğdır’daki Caferi mezhebine mensup Azeri Türkü vatandaşları tanıyan herkesin bildiğinden şüphem yok. Ancak ısrarla Iğdırlıların üzerine oynanan bu oyun can sıkmaya başladı.
Daha önce yayınlanan ajan haberlerinde ve 24 Eylül’deki haber de aynı kişinin imzası olduğunu görüyoruz: ARDA AKIN…
Bu gazeteci hakkında internet üzerinde kısa bir araştırma yapmak istediğimde fazla bilgiye ulaşamadım. Ancak özellikle Iğdır ile ilgili yaptığı haberlere baktığımızda iyi niyetli olmadığını görüyorum.
Hz. Peygamberimizin (s.a.a) ve Ehlibeytinin türbelerini ziyarete gitmek niye rahatsız ediyor anlamak da mümkün değil…
 Güneydoğu’da kundaktaki bebeklere silah sıkanların ve haince pusular kurarak vatan evlatlarını şehit edenlerin gönlünü hoş tutmak için imkanlar seferber edilirken; Suriye’de yedi yaşındaki kız çocuklarının kafasını kesenlerle hatıra fotoğrafı çektirirken ve insan ciğeri yiyenlere sınırlar sonuna kadar açılırken Iğdırlılara bu önyargı neden?
Şunun unutulmaması gerekir ki, en zorlu ve sıkıntılı zamanlarda bile Iğdırlılar hiçbir şekilde vatanlarına ihanet etmemişlerdir. Yeri gelmiş askerini ve polisini elleriyle beslemiş, başının üzerinde tutmuştur. Vatanını namusu olarak bellemiş, her zaman yılmaz bekçisi olmuştur.
Devlet yetkilileri de bu konuda üzerlerine düşen görevi yapmalı ve bu tezgahı düzenleyenleri en ağır şekilde cezalandırmalıdır. Unutulmaması gerekir ki bir devlet için en kötü şey kendisine sadakatle bağlı vatandaşının güvenini sarsmaktır…

Resim Galerisi

Güncelleniyor...