Güven Gazetesi

deneme 

Pz11192017

Bir Topluma Önyargıyla Bakış..

Geçtiğimiz hafta Müftü Cüneyt Kulaz’ın Caferilere yönelik hazırladığı rapor, gündeme bomba gibi düştü. Akademik veya istihbarat yönünden oldukça zayıf bu raporun, devletin Iğdır’daki bir numaralı temsilcisi tarafından onaylanıp bakanlığa gönderilmesi olayın infial yaratmasına sebep oldu.

Öncelikle şu konuyu belirtmek gerekir.
 Devletlerin güvenlik mekanizmaları, bilhassa istihbarat birimlerini kullanarak ülkeye zarar verebilecek tehlikeleri savuşturmakla yükümlüdürler.
Bunu gerçekleştirmek içinde her türlü tedbiri almak zorundadır.
Ancak…
Bildiğim kadarıyla ülkemizdeki kamusal yapıda Müftülüğün herhangi bir istihbarat görevi bulunmuyor.
Hal böyleyken bana göre Müftülük bu raporu hazırlayarak haddini aşmıştır.
Bu ülkede MİT, Emniyet İstihbarat ve Jandarma İstihbarat gibi birimler var. Buna rağmen müftülüğün raporunu Vali Pek’in imzalayarak İçişleri Bakanlığına göndermesi oldukça garip bir durumdur.
Artık geldiğimiz nokta gösteriyor ki Iğdır’daki Caferiler, son bir yılda sistematik olarak ajanlık ve vatan hainliğiyle suçlanıyor.
90’lı yıllardan bu yana toplumumuz terör nedeniyle ayrıştırılmaya çalışılıyordu. Bir nevi başarılı da olunmuştu. Devletin uyguladığı çözüm süreci politikasıyla Iğdır özelinde terör bitme noktasına geldi.
Şimdi ise din üzerinden mezhep kavgasıyla toplum ayrıştırılmaya çalışılıyor.
Devlet, vatandaşı ateist bile olsa herkesin dini inancına saygı göstermek zorundadır.
Dini inanca saygı, devletlerin varlığını sürdürebilmesi açısından olmazsa olmazlarından biridir.
Müftü Kulaz’ın raporunda Caferi mollalarla ilgili hutbelerinin hurafe olduğu ve Kuran’ı Kerim’in yeterince iyi anlatılamadığından bahsediliyor.
Bu ifade bile vatanına, milletine, bayrağına sımsıkı bağlı bir topluma sırf inanç yüzünden ne kadar önyargılı bakıldığının bir kanıtıdır.
Müftü Kulaz, raporda Azeri Türkü Caferileri adeta teröristlerle eş tutuyor.
Bu raporla toplumu mezhep üzerinden ayrıştırmak ve bölmek isteyenlerin de eline koz verilmiş oldu.
Bu konuda herkesin uyanık olması gerekir.
Birliğimizi ve kardeşliğimizi bozmaya yönelik provokatif eylemlerden uzak durmalıyız.
Cumhuriyet kurulduğundan beri bu topraklarda yaşayan Caferiler, Peygamber Efendimizin ehlibeytinin, imamlarımızın mezarlarını ziyaret ediyorlar.
İran da Türkiye’ye eski zamanlardan beri bir takım gizli politikalar uyguluyordu.
İnsan sormadan edemiyor.
Caferilerin bu ziyaretleri şimdiye kadar hiçbir sorun yaratmıyordu da neden bir anda problem haline geldi? Neden bir anda İran’a gitmek ajanlıkla suçlanmak için yeterli delil oldu?
Müftülüğün yazdığı bu mesnetsiz iddialarla dolu raporun bakanlık düzeyinde değerlendirilirse o zaman işte sıkıntı büyük olur.
Herkes şunu iyi bilsin ki bu topraklar üzerinde yaşayan Azeri Türkü Caferiler, vatanlarına da bayraklarına da sıkı sıkıya bağlıdır. Bu toplumu ajanlıkla, vatan hainliğiyle yaftalayanları da tarih asla affetmeyecektir…

Resim Galerisi

Güncelleniyor...