Güven Gazetesi

deneme 

Pz11192017

Demokrasi Nöbetleri Aklanma Yeri Olmamalı

 

15 Temmuz darbe girişiminden sonra tabir-i caizse şapka düştü kel göründü. Herkesin niyeti belli oldu. Bir zamanlar kahramanlık taslayanlar, yedi kıtaya hakim oluyoruz diyenler 15 Temmuz gecesi hangi ihanet şebekesinin içinde olduklarını gördüler.

İşte bu saatten sonra adeta günah çıkarmaya başladılar. Darbenin başarısız olmasıyla birlikte her fırsatta polis panzerlerinin üzerine çıkıp poz vermekten de geri kalmıyorlar.

  Geçen gün eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ Paşa’nın bir televizyon programını izledim. Başbuğ Paşa :” Düne kadar Fetullahçılık yapanlar, örgütün bu aşamaya gelmesinde büyük pay sahibi olanlar, utanmadan çıkıp konuşuyorlar. Bari sussalar, konuşmasalar daha iyi olacak” diyerek sitemini dile getirdi.

                Başbuğ Paşa’ya katılmamak mümkün değil. Demek ki; bu sadece Iğdır’da değil, Türkiye’nin her yerinde bu şekilde. Çünkü bunlar en alt kademeden, en tepeye kadar her tarafı sarmışlar. Bu aşamada hükümetin yaptığını kimse eleştiremez. Geçmişte yapılan hatalardan dönmek bile büyük erdemliliktir.

Biz tehlikenin farkında değildik. 2010 yılının sonlarıydı. Yakın bir arkadaşımın oğlu hukuk fakültesini bitirmiş hakim savcılık sınavını kazanmış mülakata girecekti. Ben siyasette kendini ön plana çıkarmış, Ankara’da ikamet eden Iğdırlı bir hemşerimizi aradım ve durumu anlattım. -Çok kolay benim bakan arkadaşlarım var. O iş benim için çok basit- dedi. Aradan bir iki gün geçti bir daha aradım. -Tamam ismini verdim o iş olacak- dedi. Ancak daha sonra defalarca aramama rağmen bu hemşerimiz telefonumu açmadı. Sonra öğrendim ki;  benim kazanmasını istediğim kişinin cemaatin listesinde olması gerekiyormuş. Aksi takdirde kazanmasının mümkünatı  yokmuş.

  Cemaatin 17-25 Aralık tarihinde zamanın başbakanıyla arasının açılması ve gerçekler su yüzüne çıkarken bazı insanlar cemaat konusunda kafalarının karıştığını söylüyorlardı. 15 Temmuz’da cemaatin ne denli ülkeye düşman, ne denli tehlikeli olduğunu herkes gördü. Cemaatten geçmişte faydalananlar, nemalananlar mutlak surette bedelini ödemelidir. Mağdur olanların da mağduriyetleri giderilmelidir.

Cemaatin etkin olduğu dönemde har vurup harman savuranlar tankın, topun üstüne çıkıp kendilerini aklamamalıdır.

 90’lı yıllarda asker, polis bir köyde terör operasyonu düzenliyor ve köylüleri meydana toplamış zamanın valisi Şemsettin Uzun da nutuk atıyordu: “Teröristlere destek olmayın. Teröristler gelirse güvenlik kuvvetlerine bilgi verin” gibi taleplerde bulunuyor. Bu arada askerler kimlik kontrolü yaparken vatandaşların içinden birisi güya askere yardımcı oluyormuşçasına ortalığa çıkıp bir şeyler söylerken güvenlik görevlilerinden birisi bir liste çıkardı ve ismini okuduğum şahıslar ileri çıksın dedi. Üçüncü kişi olarak bu vatandaşı okuyunca oda ileri çıkmak zorunda kaldı. Bunları asker aldı. İki gün sonra basına açıklama geldi. O köyde olan olayları tertipleyen ve yöneten, telefon direklerini kestiren bu şahıs olarak belirlenmişti. Aradan yıllar geçti. Aynı şekilde dün cemaati finanse edenler, Pensilvanya’ya defalarca gidip elebaşının elini öpenler şimdi tankın, panzerin üzerine çıkarak kendilerini aklıyorlar. Buna çok dikkat edilmesi gerekir.

    Eğer darbe başarılı olsaydı inanın o kendini gizlemeye çalışanlar, tankın üzerine çıkarak gövde gösterisi yapanlar, bugün birer kahraman edasıyla bizim başımıza vurup işkence yapacaklardı.

 

 

  Ben,  yüce Allah’ım bu millete yardımcı olmuşken geçmiş hatalara bir daha düşmemeliyiz  diyorum…

Resim Galerisi

Güncelleniyor...