Güven Gazetesi

deneme 

Pz11192017

Vatana, Devlete İhanet Edenler Er Geç Cezasını Çekecek

15 Temmuz 2016 günü sıcaklığın 32 derece olduğu Ankara’da sıradan bir cuma öğlesi yaşanıyordu.  Cuma namazından çıkmış topluluklar yavaş yavaş evlerine ve iş yerlerine geri dönerken Sıhhiye köprüsünün üzerinde bütünleme sınavlarının notlarını arkadaşlarından iyi kötü toplamış öğrenciler binecekleri dolmuşları yakalama gayretiyle sağa sola kaçışıyorlardı.

 

Saatler 14’e yaklaşırken Milli İstihbarat’ın Yenimahalle’de bulunan kampüsüne bir ticari taksi yanaştı. Taksiden inen kişi daha sonra anlaşılacağı üzere belki de binlerce kişinin hayatını kurtaracak istihbaratı dudaklarında sayıklıyordu: “Darbe olacak”. MİT yetkilileri bilgiyi üst birimlere iletmiş  Kara Havacılık Komutanlığı'nda görevli olduğunu söyleyen pilot binbaşının verdiği bu istihbarat üst kademelerce değerlendirmeye alınmıştı. MİT tarafından Genelkurmay başkanlığına giden heyet istihbaratın ne denli güçlü olduğunu ölçmeye çalışırken bir yandan da ülke çapında önlemler almaya başlıyorlardı. Genelkurmay’dan giden emirle tüm yurtta eğitim uçuşları da dahil olmak üzere bütün uçuşlar iptal edilmişti. MİT ve Genelkurmay’da hareketlilik olduğunu sezen darbeciler planlarının deşifre olduğunu görüp tarihin görebileceği en büyük ihanet hareketlerinden biri olan 15 Temmuz Darbe girişiminin saatini öne çektiler. Çok uzaklarda değil daha 100 yıl önce Mehmet Akif’in söylediği gibi kanlarıyla tevhidi kurtaranlar yine yüce Allah’ın hikmetiyle sırtlarından ve yüreklerinden vurulmaya çalışılan hançeri önceden haber alıyor ve hain darbe girişimini planlayanlar daha harekete geçemeden tökezliyorlardı. 

Ertesi günde de havanın güzel olacağı boğazın ışıklarının bile görülmesini engelleyemediği yıldızların büyüklüğünden belliydi. Ancak yarına dair düşünceleri gölgeleyen bir şeyler boğaz köprüsünün üzerinde absürt bir görüntü oluşturuyorlardı. Boğaz köprüsünün üzerinde konuşlanmış tanklar ve askeri hareketlilik vatandaşların garibine gidiyor ve sosyal medyada hızlıca gündeme taşınmaya başlıyordu. Sosyal medyada yapılan ilk paylaşımlar darbe kelimesini içermese de alttan alta garip bir askeri hareketlilik olduğunu ve bunun esas yetkililerin bilgisi dahilinde olmadığına işaret ediyorlardı. 

Saatler 21.30’u gösterdiğinde ise darbe kelimesi artık yüksek perdeden söylenmeye başlanmış ve Genelkurmaydan silah sesleri geldiği herkes tarafından haber alınmıştı. Ankara’da MİT binasına askeri bir helikopter ateş açmış yerde bulunan vatansever personel misliyle karşılık verip kampus alanına inmek isteyen bela helikopteri defetmeyi başarmışlardı. Sosyal medya üzerinden örgütlenen küçük gruplar halindeki vatandaşlar Genelkurmay önünde üzerlerine ateş açan bir helikopter olduğunu güvenlik kuvvetlerine bildiriyor ayrıca Ankara semalarında 4, İstanbul semalarında 2 adet F-16 savaş uçağının oldukça alçaktan uçtukları bilgisi dilden dile dolaşıyordu. Artık herkesin bildiği bir gerçek vardı. Ordu içerisinden bir grup darbe yapıyor ve milletin seçtiklerine yani millete kafa tutuyorlardı. Çok geçmeden TRT istikametinde tankların yürüdüğü ve binada askeri hareketlilik olduğu bilgisi geliyor ve herkesçe merakla beklenen şey oluyor üst düzey bir yetkili bilgi vermek üzere tv ekranlarına çıkıyordu. Tam 23.05’te Başbakan Binali Yıldırım şöyle diyordu; “Bir kalkışma ihtimali üzerinde duruyoruz. Emir komuta zinciri olmadan ordu içerisinde bir grubun kanunsuz eylemi söz konusu. Bu girişime izin verilmeyecektir. Bunu yapanlar en ağır bedeli ödeyeceklerdir” Aynı dakikalarda ise sosyal medyada yayınlanan bir videoda boğaz köprüsü yakınlarında rütbeli bir darbeci asker vatandaşlara “Ordu yönetime el koydu, evinize gidin” diyordu. Ancak Türk Milleti vatanın her köşesini evi olarak gördüğünden ötürü 4 duvar arasına tıkılıp gelişmeleri seyretmek yerine esas gelişmeyi kendisi ortaya koyuyor ve sokaklara çıkıyordu. İlerleyen dakikalarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısıyla milyonlara ulaşacak demokrasi savunması kitlelere ulaşmaya başlıyordu. 

Ankara’da Genelkurmay Başkanlığı’ndan gelen haber ise darbenin ne denli ciddi boyutlarda oluştuğunu gösterir nitelikteydi. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar darbeciler tarafından rehin alınmıştı. Güvenlik kaynakları kesin bir bilgi gönderiyordu haber kuruluşlarına ;” Askeri kalkışma, ordu içerisindeki Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) mensubu bir grup subay tarafından yapılmaya çalışılmaktadır.” 

İzmir Çiğli 2. Anajet üssünden kalkan helikopterlerin hedefindeki isim o gün ailesi ile birlikte Marmaris’te bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dı. Erdoğan’ı , güya kendi hedefledikleri doğrultuda ve hareket merkezi olarak belirledikleri Ankara’nın Kazan ilçesine götürecek darbeci ekip çabalarının nafile olduğunu bilmiyorlardı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çoktan  uçuş hazırlıklarına başlamış darbeciler tarafından bombalanan milletinin yanına gitmeye hazırlanıyordu. Cumhurbaşkanı kendisine  havada darbecilere ait savaş uçaklarının bulunduğu ve uçuşun çok tehlikeli olduğu bilgisini verenlere beni canlı yayına bağlayın milletime sesleneceğim diyordu. O sırada devletin kanalı TRT’den sözde darbe bildirisi okunmaya başlanmış “yurtta sulh konseyi yönetime el koymuştur" deniliyordu. Darbeciler kendilerince sokağa çıkmayı yasaklıyor ve kendilerini ülke yönetimini ele geçirmiş göstermeye çalışıyorlardı. Darbeciler kendilerini besleyen yurtdışı ve yurtiçi karanlık güçlere milletin gözünün önünde selam çakıyor tabiri caizse göz kırpıyordu. Sözde darbe bildirisini silah zoruyla okuyan TRT spikeri Tijen Karaş’ın zor durumu psikolojik üstünlüğü ele geçirmeye çalışan darbecilerin lehine bir hava esmesine neden olacaktı ki milletine seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gür sesi duyuldu ; “Milli iradeye yönelik bu ayaklanma hareketine karşı tabii ki hukuk, yasalarımız, anayasamız neyi gerektiriyorsa bunun bir defa cevabını bu yapı ister Silahlı Kuvvetler içinde olsun, bir grup azınlık da olsa ister başka kurumlarımızın içerisinde olsun, gereken cevabı alacaklardır. tüm vatandaşlarımı şehirlerin meydanlarına, havalimanlarına davet ediyorum. tankıyla, topuyla, tüfeğiyle mi geliyor ne ile geliyorsa gelsinler... ben milletimin üstüne güç tanımam” Bu gür ses hazır kıta bekleyen milyonlara adeta bir işaret fişeği oluyor ve milyonlarca vatandaş bir duraksamadan 81 ilde meydanlara akın ediyordu. Darbecilerin planlayamadıkları en büyük unsur harekete geçmiş ve bu güç hiçbir kuvvet tarafından durdurulamıyordu. 

Darbeciler artık köşeye sıkışmış kedi misali pençelerini bilinçsizce savuruyor, mantıklarını kaybediyor ve insanlık dışı hareketlerini daha da tırmandırıyorlardı. Gölbaşında bulunan Özel Harekat Daire Başkanlığı’nı bombalayan darbeciler 7’si Kadın 51 özel harekat polisini şehit ediyorlardı. Girişimlerinin daha ilk dakikalarında Milli iradeyi zorbalıkla ele geçireceklerini belli eden darbeciler milli iradenin kalbi TBMM’yi bombalayarak bunu somutlaştırıyor ve asıl hedeflerinin millet olduğunu açıkça gösteriyorlardı. Başta şuanki Adalet Bakanı Bekir Bozdağ olmak üzere orada bulunan tüm milletvekilleri “Sığınaklara inmiyoruz. Gerekirse burada şehit olacağız” diyorlardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısıyla sokaklara dökülen millet darbecilerin elindeki tankları ele geçiriyor vicdansız darbeciler hiç çekinmeden tonlarca ağırlıktaki tankları milletin üzerine sürüyordu. Milletin aslanları bir bir şehit düşüyor ama darbecilerin etkisini olanca kuvvetiyle bastırıyorlardı. 81 ilde de darbeci askerler karşılarında milleti buluyor. Gittikçe nasıl bir çıkmaza sürüklendiklerini fark ediyorlardı.  Hatta daha sonraları ortaya çıkan darbecilerin kendi aralarında yaptıkları konuşmalarda millete teslim olmak fikrinin ağırlık kazandığı görülüyordu. O esnada bir milletin kaderini değiştirdiğinden habersiz Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda nöbette bulunan Ömer Halisdemir’e tarihi emir geldi; “ Darbeciler orayı ele geçirirse durum çok vahim olur onları binaya sokma gerekirse darbeci komutanı vur” Halisdemir kendisine gelen emirin şehadetine sebebiyet olacağını biliyordu ancak bir saniye duraksamadan bu vatanın ne yiğitler yetiştirdiğini ve yetiştireceğine ispatlar bir edayla Emredersiniz dedi. Özel Kuvvetler Komutanlığı bahçesine inen helikopterden darbecilerin üst kademesinde yer alan fetöcü tuğgeneral semih terzi indi. Yanında kendisi gibi darbeci bir yığın asker vardı. Ömer Halisdemir sakince terziye yaklaştı ve tarihin ilk gününden beri bu millete boyunduruk takmaya çalışanlara inen tokadı bir kez daha kendisi savurdu. Darbecilerin üst kademesinden semih terzi vurulmuş ÖKK ele geçirilememişti. Halisdemir Türk Milletine olan borcunu canıyla, kanıyla ödemiş sonsuza kadar milletin kalbinin en güzel yerine gömülmüştü.

TRT binasındaki darbeciler gözaltına alınmış, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın talimatı üzerine 81 ilde okunan birlik selaları okunmaya başlanmış, darbe girişimini yapan askerlerle ilgili soruşturma başlatıldığını ve askerlerin görüldükleri yerde tutuklanacaklarını bildirilmişti. Tarihte hep görülen o korkusuz ruh yeniden dirilmiş şehir şehir cadde cadde sokak sokak yükselerek zorbanın iliklerine kadar titremesine neden oluyordu.  Başbakan Yıldırım yeniden tvlerin canlı yayınına bağlanarak, Ankara semalarında, MİT, Meclis, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık gibi kritik bölgeler üzerinde uçuş yapan her türlü askeri helikopter ve uçağın füzeyle indirileceğini açıklıyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan yakın dakikalarda İstanbul’a geldi. Burada yaptığı açıklamada “Buna kalkışanlar en ağır şekilde cezalandırılacaklar, kimsenin şüphesi olmasın diyordu.  Darbecilerin karargahı akıncılar üssü bombalanıyor Başbakan Yıldırım, resmi twitter hesabından darbe girişimi içerisinde yer alan bir generalin öldürüldüğü bilgisinin geldiğini ve aralarında albayların da bulunduğu 130 askerin gözaltına alındığını bildiriyordu. 

darbeciler kendilerine yakışır bir tavırla korkakça akıncılar üssünden kaçıyorlardı. Darbe girişiminde İstanbul Boğaziçi Köprüsü’nü kontrol eden askerler teslim olmuştu. Fetullahçı Terör Örgütü üyesi 29 albay ve 5 general, görevden uzaklaştırılıyordu. FETÖ mensuplarınca, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin yakınlarına 2 bomba atıldı. Bombalar, Millet Camisi’nin önüne park etmiş araçlardan birinin üzerine düşmüş çok sayıda vatandaş şehit düşmüş yada yaralanmıştı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar Çankaya Köşkü’ne geliyordu. Jandarma Genel Komutanlığı, emniyet özel harekat polislerince ele geçirildi. Karargahtaki Fetullahçı Terör Örgütü’ne mensup askerler etkisiz hale getirilmişti. Tüm yurtta darbeciler birbir etkisiz hale getiriliyor asayiş yeniden sağlanıyordu. 

Ertesi günler aylar boyunca darbe soruşturmaları devam etti bugün halen devam ediyor. 15 Temmuz darbe girişimi Türk Milletinin ve Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere ülkenin önde gelen isimlerinin ın dik duruşuyla bertaraf edildi. Peki ne idi asırlarca süregelen  tüm dünyada dosta güven düşmana korku veren o ruhu canlandıran şey? İstabul Çengelköy’de darbecilerin ele geçirmeye çalıştığı Çengelköy Polis Merkezini mahalleden arkadaşları ile savunan ve çıkan çatışmada ayağından vurularak demokrasi gazisi olan 24 yaşındaki İlker Hergin şöyle diyor;”Bence biz uzun bir süreden o güne kadar birleşmeyi, bir olmayı unutmuştuk. Milletçe laz olsun Çerkez olsun kürt olsun alevi olsun Sünni olsun o gün bir olunca neler yapabileceğimizi tekrar hatırladık ve birleştik. Ne mutlu ki bugün Türk Bayrağını her gördüğümde benim kanımın rengi de bu bayrağa sürüldü diyebiliyorum” Bu bayrağın rengini kanlarıyla süsleyen tüm şehit ve gazileri saygı ve minnetle anıyoruz. 

 

Resim Galerisi

Güncelleniyor...