Güven Gazetesi

deneme 

Pz11192017

Gazetecilikte 30 Yılı Bitirdik

Yıl 21 temmuz 1987…

 Gazeteciliğe ilk adım attığım yıl. 

 

Yani Güven gazetesini o tarihte motorlu pedal tabir edilen bir baskı makinesinde baskı yapılırken teslim aldım. Bizim mesleğin iki yönü var. Birisi gazetecilik, bir diğeri ise matbaacılıktır. Ben gazeteciliğe önem vermiştim. Yerel gazetenin yanında Anadolu Ajansı(AA)'nın ilçe temsilciliğini almak için bölge müdürlüğünü aradım. Kısa bir süre sonra gerekli evraklar istendi. AA’nın ilçe temsilciğini de bana verdiler. Hem Anadolu Ajansı’nın ilçe temsilcisi, hem de Güven Gazetesinin sahibi olarak o yıllarda haber kovalamaya başladım. Tabi haber kovalarken bir taraftan da kendimi yenilemem, geliştirmem bakımından araştırmalar yapıyor, ulusal gazetelerdeki muhabirlerin haberlerini dikkatle izliyor ve ona göre haberlerimi yazmaya gayret ediyordum. Ayrıca Anadolu Ajansına yazdığım haberler de editörden geçtikten sonra nasıl gündeme girdiğini takip ediyor ve eksiğimi fazlamı görme şansını yakalıyordum.

 Iğdır ilçe olduğu zaman durum böyleyken 1992 yılında Iğdır il oldu. Bizlerde ilçe gazetecileri olarak bir anda il gazetecileri olduk. Yerel bazda Kaymakamla muhatapken, Vali ile muhatap olduk. O dönemde ayrıca Iğdır’da terör olayları da oldukça fazlaydı. Benim Anadolu Ajansına yaptığım haberler ses getirmeye başladı. Artık yerel gazeteciliğin yanında ulusal basının da dikkatini çektim.  1993 yılı içerisinde bir akşam evime bir telefon geldi. Telefonu açtım. Karşımda İhlas Haber Ajansının Bölge Müdürü rahmetli Durdemir Bilirdönmez  bey. Kendisi rahmete gittiği için rahmet ve minnetle anıyorum.  İHA’nın  bölge müdürü abim :” İsmail bey, merhaba. Bizim İhlas Haber Ajansına bir muhabir lazım. Biz araştırdık seni tavsiye ettiler. Haberlerini de AA’dan takip ediyorum. Eğer kabul edersen bizim bugünden sonra muhabirimiz ol” dedi. Bende, ”Ben AA’nın muhabiriyim. AA’nın bölge müdürü ile görüşeyim eğer kabul ederse ben size dönerim” dedim.

 Ertesi gün AA’nın bölge Müdürü Esat Bindesen beyi aradım. Durumu anlattım. O da, "Bizi  ihmal etme ikisini bir arada yürüt" dedi.

  Tabi bu arada o zamanlar AA görüntülü haber çalışmıyordu. AA fotoğraf ve haber metni istediği için iki ajansı da idare etmek mümkün oluyordu. Kısa bir süre sonra  kendime bir kamera aldım. Haberleri çekip çekip gönderiyor ve İhlâs Haber Ajansı ve Anadolu Ajansının bölgede en vazgeçilmez muhabir olmuştum. Bir ara her iki Ajansın bölge müdürlerine, "Benim yaptığım hiçbir haber değiştirilmeyecek. Yorum katılarak kişiler suçlanmayacak" diyerek şart koşmuştum. O kadar sık haber yapıyordum ki her iki ajans da tamam diyerek isteklerimi kabul ettiler.

  Bu arada matbaamı da geliştirmek ve yerel gazetemi Iğdır şartlarına getirmek için mücadelem devam etti. Dişimden tırnağımdan artırdığımla bu günlere geldim.

  Ajanslarla çalışma dönemim AA ile 13 yıl, İHA ile 17 yıl sürdü. Özellikle İHA’nın merkezdeki kadrosunun bir bölümü ile halen zaman zaman görüşmelerimiz sürüyor. Onlar ihtiyaç olunca açıp benden bilgi alırlar. Ben kafama takılan soru olursa onlardan bilgi alıyorum.

 Bu yıllar içinde bir gazeteci olarak diğer meslektaşlarımızla birlikte Iğdır’a basın olarak nasıl hizmet ederiz düşüncesi beynimizi hep tırmalayıp durdu. Iğdır’ın ve Iğdırlının ilçeyken hedefleri vardı. Bunlar arasında başta Iğdır il olsun düşüncesi tüm Iğdırlıların ortak isteğiydi. O zamanlar heyetler oluşturduk. Ankara’ya gittik. Zamanın başbakanı, Cumhurbaşkanı ile görüşmeler yapıldı. Bizlerde oradaki haberleri gazetelerimizde her fırsatta dile getirdik.  Bu hedefimize öyle, böyle ulaştık. Iğdır il oldu. İkincisi Iğdır’da o zamanlar 700 bin ton şeker pancarı üretimi vardı. Bizde Iğdırlılar olarak bize bir şeker fabrikası kurulmasını istiyorduk. Zamanın hükümetinden maalesef bu fabrikayı Iğdır’a kurduramadık. Bu isteğimizden vazgeçtik. Nedeni ise şeker pancarına kota uygulandı. Zaten üretim düştü. Kurulan fabrikalarda çalışamaz hale geldi ve kapandı. Hatta Iğdır’da bulunan birçok pancar kantarı kaldırıldı. Sonradan Aralık ilçesine yeniden bir pancar kantarı yapıldı.

Yine havaalanı en çok üstünde durduğumuz yatırımların başındaydı. Allah’a şükür o da gerçekleşti. Hava kirliliğinden dolayı doğal gaz isteği gerçekleşti. Iğdır’ın daha çok yatırıma ihtiyacı var. Bizlerde yerel basın olarak bu istekleri her fırsatta dile getirip halkımızın faydalanması için elimizden gelenin fazlasını yapacağız.

  Benim dile getirdiğim bu hizmetler, kısa bir beyin jimnastiğidir. Ayrıntılarına girersek günler, haftalar ve aylarca yazmam gerekir. Nasip olursa onu da bir gün yazarız.

  Ben gazetecilik anlayışımda kendime bir ilke edindim. Mesleğimi kötüye kullanmayacağım. Mesleğimle egomu tatmin etmeyeceğim. Kamu görevlilerinin eksiğini gördüğümde önce bizzat makamlarına giderek yaptıklarının eksik ve yanlış olduğunu söyleyip kendilerini uyaracağım. Yanlışta ısrar ederlerse o zaman kamuoyuna duyurma amacıyla yayınlayacağım. Kısaca bunu yaptım. Çok faydasını gördüm. Hem Iğdır’ımıza, hem de idarecilerin daha verimli çalıştıklarını ve faydalı olduklarını tespit ettim. Gereksiz yere hiç kimseyi kırmadım.

 Ha bu arada tartıştığım en üst düzey Vali de oldu, Emniyet müdürü de oldu. Diğer idareciler de oldu. Yani herkese hiçbir surette eyvallah demedim.

 Otuz yılı tamamladık. Belki siyasi konularda bana göre Iğdırlının menfaatleri açısından destek olduğumuz taraftan dolayı  kırılanlar olabilir. Ancak o yaptıklarımda Iğdırlıların hayrınadır. Ben bireysel düşünmem. Iğdırlının menfaati nerdeyse orada olmaya özen gösteririm.

  Otuz yıllık meslek hayatımın tamamlanması ve 24 Temmuz Türk basınında sansürün kaldırılmasının 109’ncu yıldönümüne denk gelmesi sebebiyle istek ve arzum, ülkemizin birlik beraberliğine kast edenlere gerekli cezalar verilsin. Basını bir menfaat aracı olarak kullananlara müsaade edilmesin ve ülkemizin muasır medeni ülkeler seviyesine ulaşması için basın olarak üzerimize düşen ne varsa yapmaya hazır olduğumuzu bir kez daha belirtmek istiyorum. Mesleğimizin nice otuz yılları ülkemizde huzur, yatırım ve refah haberleri yayınlamasını arzuluyorum.  

 

 

Resim Galerisi

Güncelleniyor...