İsmail Aras

İsmail Aras

guvengazetesi@gmail.com

Bölgemizde Yıllar İçinde Neler Oldu?

12 Aralık 2020 - 11:41

Ortalama yaşımın 60 civarında olduğunu kabul edelim.  Bu atmış yıl içinde bölgemizde neler oldu. Bir gözden geçirelim dedim.

 Çocukluk yıllarımızda bölgemiz neydi, şimdi ne oldu ve neler olacak bir hafızalarımızı tazeleyelim.

  Iğdır ilçe, Karakoyunlu şimdiki ilçemiz o zaman köydü ve bende orada doğmuştum.

Belli bir dönem köyde yaşadıktan sonra artık Iğdır’a o zamanki ilçemize gelmeye başladık. Orta okul lise derken askerlikten sonra Iğdır’a yerleştik. Yetmişli yıllarda ilimizden Kars’a gitmek bir zulümdü. Ben ilk Kars’a gittiğimde Kağızman paslı yolundan gitmiştim. Bu yol dört saat sürmüştü. O yolculuk benim hafızamdan hiç silinmiyor.

 Ülkemizin yoksul zamanıydı. Milletin evinde bir radyosu vardı veya yoktu. O zamanlar radyodan haberleri dinlerdik. Bir de Rusya’dan Azerbaycan Türkçesiyle yayın  yapan bir radyo vardı. Bu radyo 15 dakika Azerbaycan türküleri okurdu. Öğleden sonra 13.15-13.30 arası yapılan bu yayın bizim insanlarımızın büyük bir bölümü tarafından takip edilirdi.

 Bizim gençliğimiz öyle geçti. Ama ağzımızdan düşmeyen bir sözde vardı. O söz, “Esir Türklere hürriyet” sloganıydı.

 90’lı yıllar geldi. SSCB dağıldı. Bizim Azerbaycan’ımız bağımsızlığına kavuştu. Bu arada güvenlik sebebiyle 1992 yılında Iğdır’ımız da il oldu. Iğdır’ımızın il olmasına, Azerbaycan’ımızın bağımsızlığına tam sevinecekken Karabağ hadiseleri baş gösterdi. Bu seferde orada soydaşlarımıza yapılan katliamlar canımızı sıktı ve bizleri fazlasıyla üzdü. Hatta 20 yanvar (ocak) 1990 tarihinde Rus Ordusunun Bakü’de yaptığı katliam canımızı çok acıtmıştı.

 Daha sonra kardeşlerimiz esaretten kurtuldu ama Azerbaycan devleti yeni bağımsızlığına kavuşmuş olmasından dolayı ekonomisi belli bir düzene girememesi vatandaşlarının sefil olması da bizleri rahatsız eden konuların başında geliyordu.

 Bütün bunların içinde bizi en çok üzen 20 yanvar (ocak) 1990 ve 25-26 şubat 1992 Hocalı katliamlarıydı. Aslında bölgede çok katliamlar olmuştu ama bu katliamların topluca insanların katledilmesi olayları olduğu için bizlerin yıllarca dilinden düşmemişti.

 Bu katliamların yanında Türk Dünyasının dilinden düşmeyen Karabağ işgali bizim içimizin kanayan yarasıydı. Bölgemizde bu katliamları yapan ve yaptıranları ben her zaman aynı tutmuşum.

  ABD’de, Fransa’da ve diğer Avrupa ülkelerinde yaşayan ve etnik milliyetçilik yapan Ermeni diasporası, sözde soykırım iddialarıyla Erivan’da yaşayan Ermenilerin yoksulluk içinde yaşamasına ve adeta işkence çekmelerine çanak tutmaktaydılar. Buna Erivan’da yaşayanlar farkında değildi.

  Iğdır Valiliğinin 1994 tarihinde Ermenistan’da yapılan sınır güvenlik toplantısına bende katılmıştım. Türklerin Erivan’a geldiğini duyan bir Ermeni vatandaşı bizim Türkiye’den gittiğimizi duyuca yanımıza yanaştı: ”Bu kapıyı neden açmıyorsunuz.  Biz kapının açılmasını istiyoruz” deyince ben bu adama dönüp, “Karabağ sorunu çözülmeden kapı açılmaz” demiştim. . Adam’ın bana cevabı “Bize ne Karabağ’dan. Biz çok çetin günler geçiriyoruz. Bu kapıyı açın”. Bende o zaman, ”Hükümetinize baskı yapın, Karabağ’dan çekilsinler. Bizde isteriz bu kapının açılmasını” demiştim.

 Bu olay beni çok etkilemişti. Çünkü aç insanlar, yoksul insanlar adeta imdat çağrıları yapıyordu.

 Zaman geçti. Türkiye, Ermenistan’a kapı konusu her gündeme geldiğinde Karabağ’ımızın özgür olması ve sahibi Azerbaycan’a verilmesini şart koştu.

  BM, MİNSK Grubu görüşmeler yapıp karar alıyor derken hiçbir sonuç çıkmadı.

Çünkü ne ABD, ne Fransa ve nede Rusya Karabağ’ı Ermeni işgalinden alıp gerçek sahipleri Azerbaycan’a vermek istemiyorlardı ve istemezler de. Çünkü Karabağ’dan çıkardıkları altınları ülkelerine götürüyor ve bundan bir iki Ermeni ailesinin dışında kimse yararlanamıyordu.

Bu arada ABD, Fransa ve Batı’nın suni olarak şımarttığı Ermeni teröristleri de son zamanlarda Karabağ’la yetinmemeye başladılar. Azerbaycan topraklarından yeni bölgeleri kendi topraklarına katmaya çalıştılar. Hatta enerji hattının geçtiği Tovuz bölgesine saldırı yaparak Azerbaycan’ın ekonomisini çökertmeye yeltendiler.

  27 Eylül’den itibaren Azerbaycan’a yapılan saldırıya Azerbaycan ordusu karşılık vermeye başladı ve 44 dört günde işgal edilmiş topraklar işgalden kurtarıldı.  Karabağ’ın tümü artık Azerbaycan’ın bir parçası oldu. Ancak küçük bir bölümde eskiden oranın yerlisi olan Ermenilerin yaşamasına izin verilecek ve onlarda Azerbaycan vatandaşı olacaklar. Rusya orada şimdilik barış gücü bulunduracak ve zaman içinde orada yaşayanların uyum sağlamalarından sonra önce bir beş yıl kalacaklar ve sorunlar biterse Ruslar da oradan ayrılacaklar.

  Birde çok önemli bir konu daha sözleşmede yer aldı ki; o da bölge için çok büyük önem taşımaktadır. Nahçıvan’dan Bakü’ye bir nakliye koridoru açılacak. Bu koridor aslında bölgede hem Türkiye’nin, hem Azerbaycan’ın, hem Ermenistan’ın, hem de Rusya’nın işine yarayacak. Bu koridor, Kafkasları Ortadoğu’ya bağlayacak.  Suriye, Irak oralardaki sorunların da kısa zamanda Türkiye ve Rusya’nın iş birliği ile çözüleceğinin sinyalleri gelmeye başladı.

   Görüldüğü gibi, Iğdır’da bir atmış yıla neler sığdı, neler gördük? Hele neler göreceğiz? Sıkıntılı günler, zor günler yaşadık. Bundan sonra her geçen günün daha iyi, daha huzurlu olacağına inanıyorum. Ülkemiz güçleniyor. Sözünü her alanda geçiriyor. Bu saten sonra Türkiye Cumhuriyeti daha güçlü olarak sahada yerini alacaktır.

  En çok da sevindiğim çocuklarımızın geleceğiyle ilgili endişelerim ortadan kalkmış oldu.

 

Bu yazı 541 defa okunmuştur.