Af, Başlangıçtır; Başıboşluk Değil!
Önümüzde “süreç yasası” adıyla tartışılan 12 maddelik bir çerçeve var.
Bu düzenleme, *olduğu gibi ve gerekli hazırlıklar yapılmadan uygulanırsa*, sosyal yaşamda, sokaklarda ve şehirlerde ciddi sorunlara yol açabilir.
Çünkü yıllarca dağda yaşamış, temel mesleği silah kullanmak, devriye gezmek, çatışmak ve örgütsel disiplin içinde hareket etmek olmuş bir insanı, yalnızca bir af prosedürüyle sınırların içine alıp “Artık vatandaşsın, hayatına devam et” demek, devlet yönetimi açısından yeterli değildir.
*Silahı bırakmak başka şeydir; sivil hayata hazırlanmak başka şey.*
Bu insanların önemli bir bölümünün, normal sivil hayatın gerektirdiği eğitim, meslek ve vatandaşlık bilgisine yeniden kavuşmaya ihtiyacı olacaktır.
Dolayısıyla mesele yalnızca “affedelim mi, etmeyelim mi?” meselesi değildir.
Asıl mesele şudur:
> *Affedilecek veya hukuki statüsü değişecek insanlar, topluma nasıl kazandırılacaktır?*
Benim kanaatim açıktır:
Af varsa, rehabilitasyon da olmalıdır.
İlk elde temel eğitimden geçirilmeli, özellikle *hukuk ve vatandaşlık bilgisi* verilmelidir.
Çünkü vatandaşlık yalnızca nüfus kâğıdına sahip olmak değildir.
Vatandaşlık;
*hakları bilmek,*
*sorumlulukları bilmek,*
*kanuna uymak,*
*başkasının hakkına saygı göstermek*
ve *devletin hukuk düzeni içinde yaşamayı kabul etmek* demektir.
ÖNCE ÖRGÜTSEL YAPI SONA ERMELİ
Burada çok önemli bir noktanın altını çizmek gerekiyor:
*Silahlı örgüt kendisini feshetmeden ve silahlı yapı gerçekten ortadan kalkmadan, kapsamlı bir af uygulamasına geçilmemelidir.*
Çünkü ortada hâlâ örgütsel yapı varsa, bireysel af uygulaması örgütün şehirlerde yeniden yapılanmasına dönüşebilir.
Bu nedenle süreçte ilk ve vazgeçilmez şartlardan biri:
> *Silahların bırakılması, örgütsel yapının sona ermesi ve örgütün kendisini feshettiğinin açık biçimde ortaya konulmasıdır.*
Bunun yanında, siyasi alanda faaliyet gösteren yapıların da *bölücü söylemden vazgeçtiklerini açıkça ortaya koymaları* gerekir.
Türkiye'nin demokratik siyaseti açıktır.
Eleştiri serbesttir.
Farklı düşünceler serbesttir.
Kültürel haklar tartışılabilir.
Fakat demokratik siyaset ile silahlı örgütlenme birbirinden kesin biçimde ayrılmalıdır.
# SINIRDA BİR EĞİTİM VE TOPLUMA KAZANDIRMA MODELİ
Doğrudan katliam, işkence veya ağır şiddet eylemlerine karışmamış ve hukuken af veya başka bir yasal düzenleme kapsamına giren kişiler açısından ise çok daha kontrollü bir geçiş modeli düşünülebilir.
Benim önerim şudur:
Bu kişiler ilk aşamada doğrudan şehirlerin içine bırakılmak yerine, *sınır bölgesinde devletin denetimindeki geçiş ve eğitim merkezlerine* alınmalıdır.
Burada:
1. Temel Eğitim
Okuma-yazma, temel yaşam bilgileri, sağlık, hijyen ve günlük sivil hayatın gerektirdiği temel beceriler kazandırılmalıdır.
2. Vatandaşlık ve Hukuk Eğitimi
Anayasa, temel hak ve özgürlükler, vatandaşın sorumlulukları, ceza hukuku, kamu düzeni ve demokratik hayatın temel kuralları öğretilmelidir.
3. Psikososyal Destek
Yıllarca çatışma ortamında yaşamış insanların normal sivil hayata geçişi yalnızca sınıf eğitimiyle sağlanamaz.
Bu nedenle uzmanlar tarafından düzenli görüşmeler yapılmalı ve topluma uyum süreçleri takip edilmelidir.
4. Meslek Edindirme
İnsana “Artık silah yok, hadi hayatına devam et” demek yetmez.
İnsana *başka bir hayatın kapısını açmak* gerekir.
Tarım, hayvancılık, inşaat, sanayi, teknik işler, bilişim, hizmet sektörü ve kişinin yeteneğine uygun diğer alanlarda meslek eğitimi verilmelidir.
Çünkü *mesleksiz insanın topluma yeniden kazandırılması çok daha zordur.*
5. Kademeli Geçiş
Eğitim ve uyum süreci bir günde tamamlanmamalıdır.
Ben bu geçiş döneminin *yaklaşık iki yıllık bir program* içinde, kişinin durumuna göre kademeli biçimde yürütülmesini daha doğru buluyorum.
Düzenli görüşmeler yapılmalı, eğitim devamlılığı ve topluma uyum takip edilmelidir.
# DEVLETİN GÖREVİ SADECE AFFETMEK DEĞİLDİR
Burada devletin karşısındaki asıl sorumluluğu görmek gerekiyor.
Devlet yalnızca ceza veren veya af çıkaran bir mekanizma değildir.
Devlet aynı zamanda *topluma yeniden kazandıran bir kurumdur.*
Eğer bir insan yıllarca dağda yaşamışsa, eline silah verilmişse, örgüt disiplini içinde yetişmişse ve bütün hayatı çatışma üzerine kurulmuşsa, onu bir sabah şehir merkezine bırakmak toplum açısından da o insan açısından da doğru değildir.
Çünkü o insanın elinden silahı almak kolay olabilir.
Fakat onun zihnindeki *silahlı hayat alışkanlığını* değiştirmek çok daha uzun bir süreçtir.
İşte devlet aklı burada devreye girmelidir.
AKSİ TAKDİRDE NE OLUR?
Eğer bu insanlar gerekli hazırlık yapılmadan, eğitim verilmeden, meslek kazandırılmadan ve topluma uyumları takip edilmeden doğrudan şehir hayatına bırakılırsa ciddi sosyal sorunlar ortaya çıkabilir.
Mesleği olmayan,
düzenli hayat tecrübesi bulunmayan,
hukuk bilgisi zayıf,
yıllarca çatışma kültürü içerisinde yaşamış
insanların önemli bir bölümünün yeni hayatlarına uyum sağlamakta zorlanması mümkündür.
Bu durum hem kendileri hem de toplum için risk oluşturur.
Ve devlet, iyi niyetle çözmeye çalıştığı bir problemi başka bir sosyal probleme dönüştürebilir.
*Kaş yapayım derken göz çıkarmak buna denir.*
AF, TOPLUMA DÖNÜŞ PROJESİDİR
Ben af kavramına yalnızca hukuki bir işlem olarak bakmıyorum.
Af, eğer uygulanacaksa, aynı zamanda bir *topluma dönüş projesi* olmalıdır.
Silah bırakılacak.
Örgütsel yapı sona erecek.
Örgüt kendisini feshedecek.
Şiddet ve bölücülük siyasetin dışına çıkarılacak.
Hukuk kabul edilecek.
Eğitim verilecek.
Meslek kazandırılacak.
Sivil hayat öğretilecek.
Ve bütün bunların sonunda insan, *vatandaş olarak toplumun içine yeniden kazandırılacaktır.*
İşte o zaman af, devletin zayıflığı değil; *devletin gücü* olur.
Çünkü güçlü devlet yalnızca suçluyu cezalandırabilen devlet değildir.
Gerektiğinde toplumu bölmeden, güvenliği tehlikeye atmadan ve hukuku çiğnemeden *insanı yeniden topluma kazandırabilen devlettir.*
Türkiye'nin ihtiyacı da budur.
*Ne intikam siyaseti ne de başıboş bir af.*
İhtiyacımız olan:
Hukuk içinde silahların bırakılması,
örgütsel yapının sona ermesi,
kontrollü dönüş,
eğitim,
meslek,
vatandaşlık bilinci
ve topluma yeniden kazandırmadır.
Çünkü unutmayalım:
> **Af, kapıyı açmaktır.
> Ama o kapıdan nasıl girileceğini öğretmek devletin görevidir.**
Ve en önemlisi:
> **Silahı bırakmak barışın başlangıcıdır;
> hukuku ve vatandaşlığı öğrenmek ise toplumsal barışın güvencesidir.**
Devlet İ Ali!
Amacın kaş yapmaksa göz çıkarmadan yap. Bak! Onun da yolunu yordamını gösterdik.













