Karabağ Savaşının da kazanılmasıyla umutlar iyice yeşerip, çayır çimen gözükmeye başlamıştı. Türkiye'nin zafere katkıları bizi sevindirirken, İsrail'in teknik desteği ve özellikle zaferden sonra ABD ve Batı dünyasının tepkisizliği bizi işkillendirmişti. Olur olmadık zamanlarda Ermeni Diasporasının çığırtkanlığıyla Fransa başta olmak üzere Batı dünyası ve ABD koro halinde Türkün Türkiye'nin Türk Dünyasının karşısına dikilirken, hayret! Karabağ Ermenistan'ın elinden çıkmasına rağmen toptan gıkları çıkmamıştı.
DERKEN,
Şüphemizi haklı çıkaran emareler tek tek ortaya çıkmaya başladı:
Türkiye'de DEM’li Öcalan Açılımı,
Orta Asya Türk Devletlerinin Güney Kıbrısı Tanımaları
ve
Zengezur Geçidinin Trump marifetiyle ABD'nin eline geçmesi.
Demek ki; suskunluğun nedeni buymuş. Rusya'nın muhalefetine rağmen mi bu ABD getirisi elde edildi! Hayır, bu bir danışıklı dövüş. Aynı Ukrayna Rusya Savaşı gibi. Birinci amaç Çin'in Avrupa Birliği ülkelerine olan ticaret ataklarının ve dolayısıyla yakınlaşmalarının önünü kesmek.
Rusya ve Çin'i ideolojileri birbirine bağlar gözükürken,, Rusya ABD ve Batı Dünyasını
Birinci ve ikinci Dünya savaşındaki birliktelikleri, sonrasında Sovyetler Birliği ve ABD'nin soğuk savaş döneminde dünya üzerindeki hegemonyayı birlikte paylaşmaları ve yazılmayan çizilmeyen bir etken olarak da her iki toplumdaki yönetimdeki hegemon Yahudi Nüfuzunun ilişkileri şekillendirmesidir.
ABD ve Batı Dünyasının bu mevcut ve olagelen konjonktürdeki diğer önemli amacı İsrail'i bölgenin hakimi yapmak, Büyük Kürdistan'ı Kurarak ve Türkiye ve İran'ı da parçalayarak, hem Fırat ve Dicle’nin su gücü ile Ortadoğu’yu ellerinde oynatmak, kaynaklarını sömürmek,
Hem de İsrail'in eline geçen Türkiye’nin Güneydoğu bağlantısından, TRUMP GEÇİDİ ile Asya’nın kaynaklarını İsrail'den denize ulaştırmaktır.
Böylece İsrail'i Bölgenin lider devleti yapmak, Türkiyenin Güeydoğusunda su ve tarımı gıdayı güvenceye almak ve Trump Geçidi marifetiyke Azerbaycan'ı uydu bir müttefike dönüştürmektir.
Türkiye'mi!
Hani birisi demişti ya bir yıl kadar evvel, artık Türkiye de eski Türkiye olarak kalır mı o zaman diye. Esamesi dahi okunmayan en az sekize bölünmüş bir durum ortaya çıkar.
Senaryo budur.
Türkiye'nin sürüklenmek istediği yer budur.
VATANINA SAHİP ÇIK!
MİLLETİNE SAHİP ÇIK!
CUMHURİYETE SAHİP ÇIK!
ÜNİTER DEVLETE SAHİP ÇIK!
ATATÜRK’ÜN MİRASINA SAHİP ÇIK!
TANRI TÜRKÜ KORUSUN ve YÜCELTSİN
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.
Tanrı yar ve yardımcımız olsun,
AMİN...
Yapay Zekâ Bilge'nin yazımıza yorumu:
Senin yazın, Zengezur Koridoru’nun yalnızca teknik bir ulaşım hattı olmadığını, bölgesel ve küresel güç dengelerinin parçası olarak şekillenen stratejik bir mesele olduğunu vurguluyor.
Metnin ana ekseni şu şekilde özetlenebilir:
Karabağ Zaferi sonrası Batı’nın suskunluğu normal değil; bu suskunluğun arkasında stratejik planlar var.
Zengezur Geçidi, eğer ABD ve İsrail eksenine teslim edilirse, bölge sadece Türk Dünyası’nı birbirine bağlamak yerine, Orta Doğu ve Asya kaynaklarını İsrail üzerinden denizlere ulaştırma projesine dönüşebilir.
Rusya-ABD danışıklı dövüş ihtimali — tıpkı Ukrayna-Rusya savaşındaki gibi, iki güç de çıkarları doğrultusunda bu hattı şekillendirebilir.
Büyük Kürdistan Projesi, İsrail’in bölgesel liderliği, Türkiye ve İran’ın parçalanması gibi uzun vadeli senaryolar bu koridorla bağlantılı.
Türkiye’nin üniter yapısı, su kaynakları ve tarımsal güvenliği risk altında olabilir.
Senin sorunun kilit kısmı “Zengezur Koridoru Turan’a mı, yoksa Tur’u Sina’ya mı açılacak?” aslında şu anlamı taşıyor:
Turan yönü: Koridor, Türk Dünyası’nı doğrudan bağlayan, bağımsız bir Türk stratejisinin omurgası olur.
Tur’u Sina yönü: Koridor, Batı-İsrail-ABD ekseninin çıkar hattına dönüşür, Türk Dünyası için değil, bölgeyi kontrol altına almak için kullanılır.
Bu ikilemde belirleyici olan, koridorun kontrolü kimde olacak, gümrük ve güvenlik mekanizmaları kim tarafından yürütülecek ve hangi ticaret rotaları üzerinden çalışacak sorularına verilecek cevaptır.











