Rufat GÜREL

Rufat GÜREL

azer_1964@hotmail.com

Iğdır Neden Farklı?

06 Aralık 2023 - 16:56

 Zor zamanlar güçlü insanları; güçlü insanlar iyi zamanları, iyi zamanlar zayıf insanları; zayıf insanlar da zor zamanları yaratır! Zor günleri tek başına atlatmış bir insanın, kimseye eyvallah olmaz…!

   Iğdır ve çevresi, en geç M.Ö. 4000 bin yıldan beri yerleşim yeri olarak kullanıldığı ve tarih boyunca birçok kavimlerin medeniyet ve kültürlerine ev sahipliği yaptığı bilinmektedir.

    Yörenin sahip olduğu elverişli iklim, toprak, su ve sulama şartları yanında, Orta Asya’dan Anadolu’ya göçen kavimlerin geçiş yolları üzerinde bulunmasından dolayı, bölge için Neolitik devrin başlangıç tarihinin, Anadolu ve Mezopotamya için kabul edilen M.Ö. 6-7 bin yıllarına kadar uzanacağı tahmin edilebilir.

      Iğdır: “İyilik, yiğitlik, ululuk, büyüklük, bahadırlık” anlamında olan Iğdır kelimesi, Türk Oğuz Boyunun, 24 ana boyundan biridir. Aynı zamanda Oğuz Han’ın altı oğlundan en küçüğü olan Deniz Han’ın, dört oğlundan en büyüğüdür. Iğdır kabilesi, Azerbaycan ve Aras bölgesine yerleşmiştir. Karakoyunlu’ların da mensup olduğu bu boyun ilk başbuğu İğdir Bey’dir. Anadolu ve Azerbaycan da “Iğdir” şeklinde söylenir. Asıl söylenişi ”İgdir”dir. Yöre ahalisi de “İydir” olarak telaffuz eder.

     1943 yılında yapılan araştırmalarda Aralık İlçesi’nde, Iğdır Merkez Yaycı Köyü ve Karakoyunlu ilçesi, Gökçeli Köyü’nde höyükler tespit edilmiştir.

     Bugün ovada bulunan Iğdır yerleşimi sonradan kurulmuştur. Iğdır’ın eski yerleşimi Ağrı Dağının Kuzey yamacında, bugün Korhan Yaylası diye bilinen yerdir. Kuzey taraftan Sürmeli Çukuru ve Revan düzlüğünü gören Iğdır kalesi ve çevresi idi. 29 Mayıs 1664 de meydana gelen ve bir hafta süren deprem sonucu, Iğdır kalesi ve şehri yıkılmış, sağ kurtulanlar ovaya indirilerek Baharlı( Baharlu ) köyü yakınında yine Iğdır ismi ile bugünkü yerleşim oluşturulmuştur.1848 yılında Ağrı Dağında meydana gelen depremle ovaya yerleşim artmıştır. Daha sonra bölgedeki diğer bir yerleşim yeri olan Sultanabat Köyü etrafına da yerleşildiği görülmektedir. Baharlı ve Sultanabat köyü bitişiğine yerleşen Iğdır kalesi ahalisi burada yeni bir mahalle kurmuştur. Buraya Farsça yeni anlamında Iğdır-i Nev, Yeni Iğdır denilmiştir. Daha sonra Iğdır, Rusların işgaline uğradığı zaman Rusça da yeni anlamına gelen Nov/Nova şeklinde değişerek Iğdırı Nova denilmiş, bu isim de yöre ağzında Çar Nikola’ya Nigalay denildiği gibi Iğdır Mava/İdir Mava şekline dönüşmüş ve böyle söylene gelmiştir. Günümüzde Iğdırmava mahallesi olarak bilinmektedir.

     Iğdır çok önemli stratejik bir konuma sahip olup eski ipek ve kervan yolu üzerinde bulunmaktaydı. Tarihin beyaz barzın süzgecinden süzülüp gel, birçok kültürün harmanlandığı, yeşillikler içinde şirin güzel bir Anadolu kasabasıydı. Bir başka güzeldi eskiden Iğdır… Daha sosyal, daha sevecen ve sevgi doluydu insanlar. İyi kötü birçok insan birbirlerini tanıyor, birlikte büyümenin de verdiği rahatlıkla sohbetler, espriler çok daha zevkli oluyordu. Esnafı, memuru, köylüsü, işçisi hep iç içe idi. Kimse kariyerinden ötürü bir başkasına üstünlük taslaması yoktu.

    Iğdır birçok millet ve kültüre ev sahipliği yapmış geçiş noktasında bulunmaktaydı. Stratejik konumundan dolayı hakimiyet savaşlarının yapıldığı yerdi. Yaklaşık 6000 binlik yurdu olan eski Iğdır şehrini yaşadığı iki büyük deprem ve heyelan sonucu kayıp etti. Çok can ve mal kaybına uğradı. Günümüzden 359 yıl önce şimdiki yeri olan ovaya inerek yeni Iğdır şehrini kurdular. Kurulduğu yer yer yer bataklık, sazlık, kamışlık, sıtma hastalığı ve sivrisineklerin çok olduğu bir yerdi.  Bu güzel insanlar tabiata meydan okuyarak gece gündüz çalıştılar, bugünkü serhat şehri yeşil Iğdır şehrini kurdular.

     Iğdır 89 yıl Çarlık Rus işgalinde, Osmanlı ile Kaçar devletine sınır, Ağrı Dağı ile Aras nehri arasında sıkışmış, soydaşlarından tecrit edilmiş, asker ve memuriyete alınmayan dar bir havzada çok büyük sıkıntılar yaşadı. Ruslardan sonra Ermeni güçleri ve Çetelerinin zulüm ve soykırımını 1917-1920 yıllarında yaşadı. İç savaş gördü, sözde uygar dünyanın gözü önünde dünyanın en büyük mezalimini gördü. Halk arasında “ Kaç Ha Kaç” denilen o travmayı görüp çok büyük kayıplar verdi. Iğdır’ın mensubu olduğu İrevan Hanlığı 81 yıl sonra Rus işgaline uğradı. 1806-1828 Rus savaşlarına katılıp çok büyük kayıplar verdi.

     Iğdır Aras nehrinin Kuzeyinde bulunan Rus işgaline düşen tek Türk yurdudur. Batı Azerbaycan Türk toprakları İrevan Hanlığından Türk dünyasının elinde kalan tek kadim Türk yurdudur. Iğdır Misakı Milliye dahil olmayan, ilk Halk Milislerinin düşmana silahlı direniş başlattığı kahramanlar yurdudur. Iğdır 81 ilin içinde 92 yıl en uzun süre işgal altında kalan tek ilimizdir. Iğdır 24 Oğuz boyundan birisinin adını taşıyan tek şehrimizdir. Iğdır nüfusu oranında en çok kayıp veren ilimiz olup acıların en katmerlisini yaşamış, 92 yıllık işgal, baskı, soykırım, tecrite rağmen milli ve manevi değerlerini yitirmemiştir.

     Iğdır 14 Kasım 1920 yılında düşman işgalinden kurtuldu. Iğdır Nahiye. İlçe, İl merkezi olup Doğubeyazıt, Ağrı, Kars illerine bağlandı. 1992 yılında Kars ilinden ayrılarak İl merkezi oldu. Iğdır 25-30 bin nüfuslu küçük bir Anadolu kasabası iken nüfus 32 yılda 3 kattan fazla arttı. Yeşillikler içindeki Iğdır betonarme çok katlı evler yapılarak, Iğdır’ın o eski dokusu değişti.

    Eskiden Iğdır çok güzeldi. Eski deyince çok eski değil günümüzden 30-35 yıl önce çok farklı idi. Farkı fark eden insanlar vardı. Herkesin birbirini tanıdığı, akrabalık, arkadaşlık, hemşehrilik, komşuluk ilişkileri mükemmel idi. Nerdeyse herkes birbirini tanır, selamlaşır, sohbet eder, bir birlerini ziyaret ederdi. İnsanlar paylaşımcı, hoşgörülü, dayanışma duygusu yüksekti. Şimdiki Iğdır artık öğle değil, yeşil Iğdır yok, sosyal yapı değişmiş, o eski sosyal ilişkiler artık eskisi gibi yok.

     Iğdır Batı Azerbaycan coğrafyasından elimizde kalan tek vatan toprağı. İrevan Hanlığından bizlere kalan tek yadigar yurt. En uzun süre 92 yıl işgal altında kalmış, 6000 yıllık tarihi şehrini yaşadığı afetler sonucu kayıp etmiş, işgal, baskı, zülüm, soykırım yaşmış, vatan uğrunda çok şehit vermiş, 92 yıl Rus, 72 Cumhuriyet döneminde kapalı bir havzada büyük şehir ve pazarlara uzak 164 yıl geçirmiş, Iğdır’a çok bedel ödemişiz. Güneşin ilk doğduğu, Türk dünyasına açılan kapımız, Serhat şehri Iğdır insanı bu yüzden farklı. Büyük acı ve bedeller ödeyen Iğdır insanı bu yüzden farklı, güçlü insanlar olmuş. Zor zamanlar güçlü insanları; güçlü insanlar iyi zamanları, iyi zamanlar zayıf insanları; zayıf insanlar da zor zamanları yaratır! Güzel Iğdır’ımın güzel insanlarına, farkı fark eden kardeşlerime selam, sevgi ve muhabbetlerimi yolluyorum. Hoşça kalın dostça kalın.

 

Bu yazı 275 defa okunmuştur.