İki gündür bakıyorum… Her yerde bir Anneler Günü telaşı, bir hazırlık, bir heyecan var. Kimi annesine hediye alıyor, kimi çiçek siparişi veriyor, kimi sosyal medyada annesiyle çekilmiş eski fotoğrafları paylaşıyor. İnsanların yüzünde ayrı bir mutluluk, ayrı bir heyecan hissediliyor. Çünkü anne hayattaysa insanın sırtı yere gelmezmiş derler ya, gerçekten de öyledir. Bir insanın dünyadaki en büyük serveti annesinin duasıdır.
Ben ise Anneler Günü yaklaşınca içimde tarif edemediğim bir hüzün hissediyorum. Çünkü biz annemi bundan on beş yıl önce toprağa verdik. O günden sonra Anneler Günü benim için buruk geçen günlerden biri oldu. İnsanlar annelerinin elini öperken, sarılırken, “iyi ki varsın anne” derken ben yalnızca mezarına gidip dua okuyabiliyorum. Bayramlarda, özel günlerde, ölüm yıldönümünde ellerimi semaya açıp ancak bir Fatiha gönderebiliyorum.
Anne yokluğu başka bir şey… Tarifi mümkün olmayan bir eksiklik. İnsan büyüyor, yaş alıyor ama annesizliğe alışamıyor. Aradan yıllar geçse de insanın içindeki o çocuk annesini aramaya devam ediyor. Bazen kalabalığın içinde bir anne sesi duyuyorum, dönüp bakıyorum. Bazen yaşlı bir kadının yürüyüşü annemi hatırlatıyor. Bazen de sokaktan geçen birinin kokusu burnuma geliyor, içim bir anda sızlıyor. O an yıllar önceye gidiyorum. Gözlerim doluyor, birkaç damla yaş süzülüyor usulca. Kimse görmesin diye siliyorum ama yürekteki boşluğu silemiyorum.
Annemin elleri geliyor aklıma… O nasırlı ama şefkat dolu elleri… Saçımı okşayışı, hasta olduğumda başucumda sabahlayışı, sofraya oturmadan önce herkesi doyurma telaşı… Şimdi düşünüyorum da anneler kendilerini hiç düşünmeden yaşarmış. Aç kalsalar bile evladını doyurur, yorulsalar bile belli etmezlermiş. Dünyada karşılıksız tek sevgi anne sevgisidir derler, ne kadar doğruymuş.
Anne ve baba sevgisi gerçekten bambaşkadır. İnsan hayatında hiçbir sevgi onların yerini tutamaz. Anne insanın sığındığı limandır. Düştüğünde kaldıran, ağladığında gözyaşını silen, hata yaptığında bile seni herkesten önce affedendir. Bir evlat ne yaparsa yapsın annesinin emeğini ödeyemez. Dünyanın bütün serveti bir annenin hakkını karşılamaya yetmez.
Ben yine de Rabbime şükrediyorum. Çünkü hem anneme hem de babama karşı elimden geldiğince görevimi yerine getirmeye çalıştım. Özellikle annemin son zamanlarında yaşlandığını, artık vedanın yaklaştığını hissediyordum. İçimde tarif edemediğim bir korku vardı. Onu daha çok öpüyor, daha sık sarılıyor, kokusunu içime çekmeye çalışıyordum. Çünkü insan bazen ayrılığın yaklaştığını hissediyor. Annemin gözlerinde bile bir yorgunluk vardı. Ama yine de bize belli etmeden gülümserdi. Anne yüreği işte… Acısını içine gömer, evladına hissettirmez.
Şimdi aradan tam on beş yıl geçti. Koskoca on beş yıl… Ama inan ki anne, yokluğunun acısı ilk günkü gibi içimde duruyor. İnsan bazı acılara alışmıyor, sadece yaşamayı öğreniyor. Senin ardından geçen yıllar bana bunu öğretti. Hâlâ bir başarı kazandığımda içimden “annem görseydi ne kadar sevinirdi” diyorum. Yorulduğumda, daraldığımda, canım sıkıldığında seni düşünüyorum. Çünkü insan kaç yaşına gelirse gelsin annesine ihtiyaç duyuyor.
Bazı geceler eski günleri düşünüyorum. Sobanın başında oturduğumuz kış akşamlarını… Mis gibi pişirdiğin ekmeğin kokusunu… Hastalandığımda başımda okuyup üfleyişini… Eve geç kaldığımda kapıda beni bekleyişini… Şimdi hepsi bir hatıra oldu. Ama insanın hafızasından değil, yüreğinden silinmiyor.
Merhum Bahtiyar Vahapzade’nin annesi için yazdığı o dizeler yıllardır aklımdan çıkmıyor:
“Vaxt keçir, sən məndən uzaqlaşırsan,
Mən sənə günbəgün yaxınlaşıram…”
Gerçekten de öyle… Zaman geçtikçe annem benden uzaklaşıyor gibi görünse de ben ona daha çok yaklaşıyorum. Çünkü insan yaş aldıkça anne kıymetini daha iyi anlıyor. Çocukken fark etmediğimiz fedakârlıkları yıllar sonra anlayabiliyoruz. Şimdi dönüp baktığımda annemin ne büyük mücadeleler verdiğini daha iyi görüyorum.
Bugün Anneler Günü… Belki yanımda değilsin ama inan ki kalbimin en güzel yerindesin. Ruhuna her gün olduğu gibi bugün de dualar gönderiyorum. Mezarı başında olamasam bile yüreğim hep senin yanında. Seni unutmak mümkün değil anne. Çünkü anne unutulmaz. Anne insanın içindeki en derin sızıdır, en güzel hatırasıdır.
Canım annem…
Anneler Günün kutlu olsun.
Ruhun şad, mekânın cennet olsun.
Nur içinde uyu…
Senin evladın seni hâlâ ilk günkü gibi özlüyor, seviyor ve dualarında yaşatıyor.
DENİZ PARILTI











