Bir takımın başkanı olsam, öncelikle çok inandığım ve güvendiğim bir teknik direktörle anlaşırım. Anlaştığım o teknik adama da her türlü desteği verir, planlamayı birkaç yıla yayarım. Ancak bu şekilde bir takım kimliği oluşturabilirsiniz. Sabırla, doğru planlama ile ve teknik heyete güvenerek…
Sezon başından bu yana yapılan yanlış hoca tercihleri maalesef bizi bugünkü noktaya getirdi. Sürekli değişen teknik direktörler, oturmayan sistemler ve sahaya yansımayan planlar… Tüm bunların bedelini sahada ödedik.
Ancak şimdi farklı bir sayfa açıldığını söylemek mümkün. Hikmet Karaman gibi arka bahçesi zengin, tecrübesi yüksek ve maçı oyuncularıyla birlikte yaşayan bir teknik adamın göreve gelmesi, Iğdır futbolu için yeni bir umut kapısı olabilir.
Elbette burada en önemli konu sabırdır. Iğdırlıların çok ama çok sabırlı olması gerekiyor. Bir sistemin oturması, bir takım kimliğinin oluşması zaman ister.
Bandırma maçında savunma kurgusunun bir miktar değiştiğini görmek mümkündü. Ancak beni asıl şaşırtan orta saha tercihleri oldu. Hikmet Karaman’ın hem Gökçen’i hem de Bacuna gibi mobil oyuncuları kullanması, klasik ön libero anlayışından uzak bir orta saha kurgusu oluşturması dikkat çekiciydi. Fofana’nın Bruno’nun arkasına yerleştirilmesi ise tam anlamıyla bir “hoca dokunuşu” olarak değerlendirilebilir.
Bu oyun düzeninde takım, özellikle ilk yarıda kendi sahasından daha hızlı çıkışlar yaparak net pozisyonlar buldu. Ancak Bruno’nun final paslarındaki hataları ve son vuruşlardaki eksiklikler, gol yollarında bizi kısır bıraktı.
Yine de Hikmet Karaman’ın ilk maçı olmasına rağmen takımın sahadaki görüntüsü hiç de fena değildi. Bu tablo, doğru planlama ve sabırla daha iyi bir noktaya gelebileceğimizi gösteriyor.
Umarız Hikmet Karaman ile birlikte umutlarımız yeniden yeşil sahada filizlenir. Çünkü bu şehir, iyi bir futbolu ve başarılı bir takımı fazlasıyla hak ediyor.












