Iğdır
Yayınlanma: 13 Nisan 2026 - 16:03
Güncelleme: 13 Nisan 2026 - 16:11
Gurbete Dayanamadı, Ata Ocağını Kültür Merkezine Dönüştürdü
Iğdır
13 Nisan 2026 - 16:03
Güncelleme: 13 Nisan 2026 - 16:11
Iğdır’ın Karakoyunlu ilçesine bağlı Cennetabat Köyü’nde örnek bir yaşam hikâyesi dikkat çekiyor. Yaklaşık 45 yıldır Almanya’nın Berlin kentinde yaşayan Ayaddin Kılıç, tatil tercihini sahil kentlerinden yana değil, doğup büyüdüğü köyünden yana kullanarak baba ocağını adeta yaşayan bir kültür merkezine dönüştürdü.
Yıllardır yurt dışında yaşayan birçok gurbetçi yaz aylarında deniz turizmine yönelirken, Kılıç her yıl Mart ve Temmuz aylarında iki kez Türkiye’ye gelerek Cennetabat’taki ata ocağında vakit geçiriyor. Babasından kalan evi ve bahçeyi “Ata Ocağı Tebriz Otağı” adıyla yeniden düzenleyen Kılıç, bu alanı hem dinlenme hem de kültürel mirası yaşatma mekânı haline getirdi.
Doğup büyüdüğü evin bahçesini adeta bir milli park görünümüne kavuşturan Kılıç, burada bulunan dut ağaçlarının Cumhuriyet’in ilk yıllarından kalma bir hatıra olduğunu ve dedesinden miras kaldığını belirtiyor. Doğayla iç içe oluşturulan bu alan, köy yaşamının sadeliğini ve huzurunu yansıtırken, ziyaretçilere de farklı bir deneyim sunuyor.
Tarih ve kültürün iç içe geçtiği ata ocağında özellikle Gacar Hanedanı dönemine ait eserler öne çıkıyor. Almanya’daki antikacılardan temin ettiği yaklaşık 150 yıllık duvar halısı ve işlemeli bakır siniler, mekânın en dikkat çekici parçaları arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra Alman yapımı eski sandıklar, sobalar ve 50 ila 150 yıl arasında değişen çok sayıda tarihi obje de burada sergileniyor. Bahçede dalgalanan Türk bayrağı ise bu kültürel atmosferi tamamlayan önemli bir simge olarak öne çıkıyor. Kılıç, yalnızca tarihi objeleri sergilemekle kalmıyor; ata ocağını ziyaret eden misafirlere türküler söyleyerek, geleneksel kültürü yaşatmaya da katkı sağlıyor. Aynı zamanda geleneksel Türk sporu olan okçuluğu tanıtarak ziyaretçilere ok atışı yaptırıyor. Bu etkinlikler özellikle gençlerin ilgisini çekerken, kültürel değerlerin uygulamalı şekilde aktarılmasına imkân sunuyor. Ata ocağının “Tebriz Otağı” bölümünde ise Tebrizli şair ve yazarların biyografileri sergileniyor. Bu bölümde bölgenin edebi ve kültürel geçmişine ışık tutulurken, ziyaretçilere farklı bir kültür yolculuğu yaşatılıyor. “Iğdır’la Bağımı Hiç Koparmadım” diyen Ayaddin Kılıç, yıllardır yurt dışında yaşamasına rağmen memleketine olan bağlılığını şu sözlerle dile getiriyor:“Yaklaşık 45 yıldır Almanya’da yaşamama rağmen Iğdır’la olan bağımı hiçbir zaman koparmadım. Gerek sosyal medya gerekse basın yoluyla memleketimde olup bitenleri yakından takip ediyorum. Her yıl Nevruz ve Ölüler Bayramı’nda mutlaka Iğdır’a gelmeyi kendime görev bildim. Herkesi köyüne sahip çıkmaya, doğayla buluşmaya davet ediyorum. İnsanlar apartman dairelerinden uzaklaşmalı.” Ata ocağını ziyaret eden Dursun Yalçın ve Hüseyin Karadağ da mekânın etkileyici olduğunu belirterek, “Çok güzel bir yer yapılmış. Geçmişi yaşatan, kültürü hissettiren bir ortam. Hem tarihi eserleri gördük hem de ok atışı yaptık, bu bizim için farklı bir deneyim oldu” ifadelerini kullandı. Ağrı Dağı’nın görkemli manzarası eşliğinde hayat bulan Cennetabat Ata Ocağı, yalnızca bir ev olmanın ötesinde; geçmiş ile gelecek arasında köprü kuran, kültürel hafızayı canlı tutan ve köy yaşamını yeniden cazip hale getiren önemli bir örnek olarak öne çıkıyor. Kılıç’ın bu girişimi, özellikle gurbetçilere yönelik anlamlı bir mesaj içeriyor: köklere dönüş, sadece bir tercih değil, aynı zamanda bir sorumluluk. DOĞUKAN BEY
Bu haber 443 defa okunmuştur.
EDİTÖR
İlginizi Çekebilir











