Arkeoloji dünyası, medeniyetin ve kentleşmenin kökenlerine dair yerleşik teorileri sarsacak yeni bulgularla çalkalanıyor. Ukrayna'da yürütülen çalışmalar, Mezopotamya'nın "ilk şehirler" unvanını Doğu Avrupa'daki Cucuteni-Trypillia kültürüne kaptırabileceğini gösteriyor.
MEZOPOTOMYA PARADİGMASI SORGULANIYOR
Geleneksel tarih yazımı, şehirleşmenin temellerini MÖ 3500 civarında Güney Mezopotamya'da, özellikle de Uruk şehrinde atıldığını kabul eder. Bereketli Hilal olarak adlandırılan bölgede tarımın gelişmesiyle başlayan bu süreç, zamanla anıtsal yapılar ve surlarla çevrili devasa merkezleri doğurmuştur. Ancak Ukrayna'nın başkenti Kiev yakınlarında tespit edilen yerleşimler, bu kronolojiyi 2.000 yıl geriye çekme potansiyeline sahip.HAVADAN FARK EDİLEN GİZEMLİ HALKALAR
Cucuteni kültürü ilk kez 1884'te Romanya'da keşfedilmiş olsa da, Trypillia'daki asıl büyük keşif 1960'larda bir Sovyet haritacının hava fotoğraflarındaki eş merkezli halkaları fark etmesiyle başladı. 1971'de başlayan ve 2010 yılından itibaren Alman araştırmacıların da dahil olduğu kazılar, yaklaşık 320 hektarlık bir alana yayılan devasa bir yerleşim ağını gün yüzüne çıkardı. 6000 YILLIK PROTOKENT YAPISI MÖ 5. ve 4. binyıllar arasına tarihlenen bu yerleşim birimleri, modern şehir planlamasını andıran özellikler taşıyor: Nüfus Yoğunluğu: Araştırmalar, bu mega yerleşkelerde 10.000'e yakın insanın bir arada yaşadığını gösteriyor. Modüler Mimari: Evlerin kil ve ahşap kullanılarak akıllıca tasarlanmış modüler bir yapıda inşa edildiği saptandı. Düzenli Planlama: Yerleşimlerin rastgele değil, belirli bir merkez etrafında eş merkezli yapılar şeklinde organize edildiği görülüyor. Gelişmiş Sanat: Kazılarda, bu kültürün estetik anlayışını yansıtan ve 6.000 yıldan daha eski olan işlemeli çömlekler bulundu.ARAŞTIRMALAR BELİRLEYİCİ ETKEN OLACAK
Uruk gibi şehirler tapınak merkezli ve surlarla çevrili yapılarıyla "şehir" tanımının altın standardı kabul edilse de, Trypillia'daki proto-kentsel ağlar bu tanımın kapsamını genişletiyor. Bölgedeki savaş koşullarına rağmen devam eden arkeolojik çalışmaların, "medeniyetin beşiği" tanımını Orta Doğu'dan Doğu Avrupa'ya kaydırıp kaydırmayacağı, elde edilecek yeni verilerle netleşecek.Sözcü