Geçen haftaki Erokspor yenilgisi, zaten sabır taşını zorlayan sürecin son halkası olmuştu. Büyük umutlarla, ciddi bir bütçeyle ve şampiyonluk iddiasıyla kurulan bu kadronun ortaya koyduğu tablo, ne camiaya ne de Iğdırspor taraftarına yakışıyordu. Tribünlerdeki hayal kırıklığı sadece bir mağlubiyetin sonucu değil, beklentilerin karşılıksız kalmasının tezahürüydü.Hafta içi yönetim ve teknik heyetin aldığı kadro dışı kararlarının, İstanbulspor karşılaşmasına nasıl yansıyacağı en büyük merak konusuydu. Açıkçası bu radikal hamlenin takıma bir refleks kazandıracağını düşünenlerdendik. Nitekim ilk 45 dakikada sahada bambaşka bir görüntü vardı. Takımımız oyunu her anlamda domine etti. Savunma hattı hatasız ve dikkatliydi. Orta saha hem fiziksel mücadelede ayakta kaldı hem de hücum geçişlerini akıllıca yönlendirdi. Özellikle kanat organizasyonlarında tempo yüksekti. Fofana’nın ve Ahmet Engin’in taşıdığı toplar rakip savunmayı zorladı. Ancak tüm bu üretkenliğin ortasında bir gerçek yine karşımıza çıktı: Son vuruş eksikliği. Ceza sahasına kadar büyük bir organizasyonla gelen atakların, tabelaya yansımaması alışıldık bir senaryoya dönüşmüş durumda. O topları filelere gönderecek bir “son vuruş ustası” olsa, maç çok daha erken kopabilirdi. Futbol bazen bir dokunuş oyunudur. O dokunuş sizde yoksa, emeğiniz risk altında kalır. Neyse ki ilk yarının uzatma anlarında Fofana sahneye çıktı. O ana kadar talihsiz bir şekilde sonuçlanabilecek bir ilk yarıyı, attığı golle avantaja çevirdi. Bu gol sadece skoru değil, takımın özgüvenini de yukarı çekti. İkinci yarıda oyun disiplini bozulmadı. Aynı tempo ve kararlılıkla ikinci golü bulmamız, maçı kontrol altına aldığımızın göstergesiydi. Ancak hemen ardından yediğimiz o uzak mesafeli gol, kısa süreli bir tedirginlik yarattı. Böyle anlarda panik yapmak kolaydır; önemli olan oyunun aklını kaybetmemektir. Takım bu kez o hataya düşmedi. Tecrübesini konuşturdu ve oyunu soğutarak skoru korumasını bildi. Teknik direktör Kenan hocanın kadro tercihleri genel çerçevede doğruydu. Kalede yapılan değişiklik, orta sahada Atakan ve Tresor tercihi, ileride Koite ile başlanması oyunun dengelerini lehimize çevirdi. Bu tercihlerin sahaya olumlu yansıdığını net biçimde gördük. Oyuna müdahaleler zamanında ve yerindeydi. Bu galibiyet sadece üç puan anlamına gelmiyor. Aynı zamanda dağılma noktasına gelen bir atmosferden çıkışın işareti niteliğinde. Kaosun, eleştirilerin ve güvensizliğin yoğunlaştığı bir haftanın ardından deplasmanda ortaya konan mücadele ve alınan skor, iddiamızın sürdüğünü gösteriyor. Ancak şu gerçeği de görmezden gelemeyiz: Şampiyonluk yolunda yürüyen bir takımın en büyük ihtiyacı, üretkenliğini skora yansıtabilmesidir. O “son vuruş” meselesi çözülmediği sürece, her maç gereksiz bir stres hikâyesine dönüşebilir. Bu karşılaşma bize şunu gösterdi: Doğru kadro, doğru oyun planı ve mücadele ruhu olduğunda bu takım ligin üzerinde bir kaliteye sahip. Şimdi mesele bunu istikrara dönüştürmekte. Çünkü bazen bir sezonun kaderini belirleyen şey oyun değil, o son vuruştur.MUSTAFA TANER NARDEMİR
Iğdır
Yayınlanma: 28 Şubat 2026 - 06:19
BAYCAN ARAS YAZDI : AH O SON VURUŞ
Iğdır
28 Şubat 2026 - 06:19
Bu haber 455 defa okunmuştur.
EDİTÖR
İlginizi Çekebilir












