Bir sezon daha bitti. Acısıyla, tatlısıyla, kimi zaman öfkeyle, kimi zaman sevinçle dolu uzun bir yolculuğu geride bıraktık. Saha içindeki mücadele kadar, saha dışındaki emek, planlama, alın teri ve umutlar da bu hikâyenin bir parçasıydı. Şimdi ise kaçınılmaz olarak yeni bir sürecin eşiğindeyiz: öz eleştiri, yüzleşme ve gelecek planlaması.
Bizler çocukluğumuzdan beri bu şehrin renklerine gönül vermiş insanlarız. Bu formanın ne anlama geldiğini bilen, her maçta yüreğiyle sahaya çıkan bir taraftar ruhuyla sezonu başından sonuna kadar dikkatle takip ettik. Bu yüzden sorulması gereken bazı sorular var. Özellikle Amed maçı özelinde futbolculara sormak gerekir: Madem bu oyun gücü, bu kalite vardı, şimdiye kadar neredeydiniz?
Çünkü o maçta sahada bambaşka bir Iğdırspor vardı. Oyun gücü yüksek, taktik disipline bağlı, birlikte oynayan, savunmayı doğru yapan ve hücuma bilinçli çıkan bir takım izledik. Futbolun en temel doğrularını sahaya yansıtan bir ekip gördük. Bu da bize şunu açıkça gösterdi: Doğru dokunuşlarla bu takım çok daha fazlasını yapabilecek potansiyele sahip.
Teknik direktör Hikmet Karaman’ın takımı artık çok daha iyi tanıdığı ortada. Bu noktadan sonra yönetimle birlikte radikal kararlar alma zamanı gelmiştir. Gerekirse kimsenin gözünün yaşına bakılmadan neşter vurulmalı, eksikler cesurca giderilmelidir. Çünkü futbol, duygusallığı değil, doğruları kaldırır.
Amed maçının skoru üzerinden bir tartışma yürütmek bana göre anlamlı değil. Önemli olan doğru oyunu oynayabilmekti. Nitekim o gün bunu başardık. Futbolun gereğini yaptığınızda, sonuç er ya da geç size döner. Ayrıca şahsen çok benimsemediğim üçlü savunma sisteminin, o maçta doğru kurgulandığını ve iyi uygulandığını da teslim etmek gerekir.
Ancak bir gerçeği görmezden gelmek mümkün değil: Hakemler. Normalde hakem faktörünü çok öne çıkaran biri değilimdir. Fakat bu sezon yaşananlar artık görmezden gelinecek gibi değil. Iğdırspor’un birçok maçta ince ince değil, adeta açık açık doğrandığını söylemek abartı olmayacaktır. Bu durum, sezon boyunca yaşanan başarısızlıkların önemli nedenlerinden biri olarak karşımızda duruyor. Amed maçında daha adil, daha vicdanlı bir yönetim olsaydı, bugün çok farklı bir sonuç konuşuyor olabilirdik.
Ama artık geriye dönmenin bir anlamı yok. Amed’i tebrik ediyor, Süper Lig yolculuklarında başarılar diliyoruz.
Bu noktada ayrı bir parantezi Cantürk Alagöz için açmak gerekir. Iğdır’da doğmuş, bu topraklarda büyümüş, eğitimini farklı şehirlerde tamamlamış ve genç yaşta iş hayatına atılmış bir isim. Kendi emeğiyle, tırnaklarıyla bugünlere gelmiş bir iş insanı. Ama onu farklı kılan sadece başarısı değil; kazandığını memleketine harcayan bir gönül insanı olmasıdır.
Bugün birçok şehir böyle bir değere sahip olmayı isterken, bizde var. Peki biz bunun kıymetini ne kadar biliyoruz?
Tribünlere bakıyoruz… Bilet fiyatları neredeyse sudan ucuz ama stat dolmuyor. Bu takım Bal Ligi’nden 1. Lig’e gelirken hayal gibi geliyordu, bugün ise o hayalin içindeyiz ama tribünler boş. Bu çelişkiyi herkesin kendi içinde sorgulaması gerekiyor.
Sadece taraftar mı? Elbette hayır. Iğdır’ın başka zenginleri yok mu? Var. Peki neredeler? Neden bu takıma ekonomik anlamda destek olmuyorlar? Bu şehirden kazanıp başka yerlere yatırım yapanlar, neden bu şehrin gençlerinin hayallerine omuz vermez?
Artık herkesin aynaya bakma zamanı. Başarı istiyorsak, “ben ne yapmalıyım” sorusunu sormak zorundayız. Bu sadece yönetimin, futbolcunun ya da teknik heyetin sorumluluğu değil. Bu bir şehir meselesidir.
Yeni sezona girerken beklentiler büyük. Ama bu beklentilerin karşılık bulması için ortak bir bilinç, ortak bir mücadele gerekiyor. Eğer bunu başarabilirsek, Iğdırspor’un Süper Lig yolculuğu hayal olmaktan çıkıp gerçeğe dönüşebilir.
Bu şehir bunu daha önce hayal etti. Şimdi gerçekleştirme zamanı.
MUSTAFA TANER NARDEMİR











