Tarih, milletlerin hafızasıdır. Hafızasını kaybeden milletler, yönünü şaşırır; geçmişini unutanlar ise geleceğini inşa edemez. İşte 20 Ocak 1990, Azerbaycan Türklerinin ve tüm Türk dünyasının hafızasına kazınmış, acıyla yoğrulmuş ama aynı zamanda bağımsızlık meşalesinin yakıldığı bir dönüm noktasıdır. Azerbaycan tarihine “Kara Yanvar” olarak geçen bu gün, görünürde bir katliam; özünde ise bağımsızlığa giden yolun bedelidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı yıllarında Türk milletine rehber kıldığı “Ya istiklal, ya ölüm” sözü, sadece Anadolu’da değil, Türk’ün yaşadığı her coğrafyada bir kader çizgisi olmuştur. 20 Ocak gecesi Bakü sokaklarında tankların önüne yatan, silahsız bedenlerini zırhlı birliklere siper eden Azerbaycan Türkleri de işte bu ruhla hareket etmiştir. O gece akan kan, sadece Bakü’nün değil, Türk milletinin ortak vicdanını yaralamıştır. Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde Azerbaycan’da yükselen milli uyanış, Moskova yönetimini korkutmuş; bu korku, 20 Ocak gecesi Bakü’ye gönderilen tanklarla kana bulanmıştır. Resmî rakamlara göre yüzlerce sivil şehit edilmiş, binlercesi yaralanmış, masum insanlar hedef gözetilmeksizin katledilmiştir. Kadın, çocuk, yaşlı demeden yapılan bu saldırı, uluslararası hukukun ve insan haklarının açık ihlalidir. Ancak tarihin ironisi şudur ki; baskı, çoğu zaman direnişi doğurur. Sovyet ordusunun Bakü’de uyguladığı bu vahşet, Azerbaycan halkının bağımsızlık iradesini kırmak yerine daha da güçlendirmiştir. 20 Yanvar, Azerbaycan’ın bağımsızlık yolunda ödediği en ağır bedellerden biridir. Nitekim bu katliamdan sadece bir yıl sonra Azerbaycan, bağımsızlığını ilan etmiştir. Bize düşen en temel görev, 20 Yanvar şehitlerini ebediyen unutmamak ve unutturmamaktır. Çünkü şehitler, sadece toprağa düşen bedenler değil; bir milletin onurunu ayakta tutan değerlerdir. Geçmişini unutan toplumlar, geleceğini başkalarının çizdiği sınırlara mahkûm olur. Tarihini bilmeyen nesiller, aynı acıları tekrar yaşamaya mecbur bırakılır. Bu nedenle 20 Yanvar sadece Azerbaycan’ın değil, Türkiye’nin, Türk dünyasının ve insanlık vicdanının ortak meselesidir. Hocalı’da yaşanan soykırım, Karabağ’da yıllarca süren işgal, Iğdır ve çevresinde tarihte yaşanan katliamlar; hepsi aynı zincirin halkalarıdır. Bu zincir, Türk milletinin karşı karşıya kaldığı sistematik oyunların ve hesapların açık göstergesidir. Uluslararası ilişkilerde duygusallığa yer yoktur. Devletlerin ebedi dostları değil, ebedi çıkarları vardır. Bu gerçeği bilerek hareket etmek zorundayız. Komşuluk başka bir şeydir, dostluk başka. Rusya bugün komşumuz olabilir; ticari, diplomatik ilişkiler yürütülebilir. Ancak bu, 20 Ocak’ta Azerbaycan Türklerine yapılan katliamı unutmamız gerektiği anlamına gelmez. Unutmamak, düşmanlık üretmek değildir. Unutmamak, uyanık olmaktır. Tarihten ders çıkarmaktır. Çünkü aynı zihniyet, uygun şartlar oluştuğunda benzer senaryoları tekrar sahneye koymaktan geri durmaz. Bugün Türk milletinin yaşadığı coğrafya adeta bir ateş çemberidir. Orta Doğu’dan Kafkasya’ya, Balkanlar’dan Orta Asya’ya kadar her bölgede farklı hesaplar, farklı oyunlar devrededir. 20 Ocak’ta Azerbaycan Türklerine katliam yapanların bugün tamamen masumlaştığını düşünmek saflık olur. Bu yüzden dikkatli olmalı, milli birlik ve beraberliğimizi her zamankinden daha sağlam tutmalıyız. Son dönemde İran’da yaşanan olaylar da bu bağlamda dikkatle okunmalıdır. İran’da yaşayan soydaşlarımızın sağduyulu davranması, küresel güçlerin ve siyonist emellerin maşası olmamaları son derece önemlidir. Türk’ün aklı, feraseti ve tarih bilinci, her zaman provokasyonların önünde en büyük engel olmuştur. Yakın gelecekte Ermenistan sınır kapısının açılması gündeme gelecektir. Komşuluk ilişkileri, bölgesel barış açısından önemlidir. Ancak bu süreçte tarihi gerçekleri unutarak “sarmaş dolaş” bir anlayışa kapılmak, şehitlerin ruhunu incitir. Komşuluk, unutmak değildir; komşuluk, provokasyonlara kapılmadan ama hafızayı diri tutarak yürütülmesi gereken bir ilişkidir. 20 Yanvar, Hocalı, Karabağ ve Iğdır’da yaşananlar; Türk milletinin hafızasında silinmeyecek izler bırakmıştır. Bu izler, nefret üretmek için değil; bilinçli bir gelecek inşa etmek için hatırlanmalıdır. 20 Ocak, karanlık bir gecedir; ama o karanlığın içinden doğan aydınlık, bugün bağımsız Azerbaycan Devleti’dir. O gece şehit olanlar, sadece Azerbaycan’ın değil, Türk milletinin ortak onurudur. Bir kez daha 20 Yanvar şehitlerini rahmetle anıyor, bu katliamın sorumlusu olan zihniyeti ve Rusya’yı tarih önünde nefretle kınadığımı ifade ediyorum. Unutmayacağız. Unutturmayacağız. Çünkü unutanlar, aynı acıları yeniden yaşamaya mahkûmdur.DOĞUKAN BEY
Iğdır
Yayınlanma: 21 Ocak 2026 - 10:25
İsmail Aras Yazdı : 20 Ocak Kara Gün, Aydınlık Geleceğin Habercisiydi
Iğdır
21 Ocak 2026 - 10:25
Bu haber 646 defa okunmuştur.
EDİTÖR
İlginizi Çekebilir












