“Dünya güneşin etrafında dönüyor,” dediğinden ötürü Roma Engizisyon mahkemesinde ömür boyu hapisle yargılanan (1633) Galilei’in dışarda bekleyen öğrencileri, hocalarının geri adım atmayacağından ve bir kahraman olarak mahkemeden çıkacağından emindiler. Fakat Galilei, dünyanın dönmediğini iddia eden Katolik Engizisyon mahkemesine itiraz etmekten vazgeçtiği için ömür boyu mahkumiyeti, ömür boyu ev hapsine çevrilir. Galilei’in bu tavrından dolayı hayal kırıklığına uğrayan öğrencilerinden birisi, “Yazık! Bu ülkenin senin gibi bir kahramana ihtiyacı vardı,” diyerek tepkisini ortaya koyar. Günlerce süren sorgulama ve zindan hayatından bitap düşmüş yaşlı Galilei, “Asıl yazık o ülkeye ki kahramana ihtiyaç duyuyor,” diye karşılık verir. Sorunlu toplumun sorumluları Çağımızın gelişmiş toplumları, ülke yönetimine seçeceği insanların liyakatine, ekibine ve programına bakar. Kendi sorunlarının üstesinden gelemeyen toplumlar ise olağanüstü meziyetlere sahip bir “kahraman”a, bir “kurtarıcı”ya ihtiyaç duyar. Bir başka ifadeyle; “Toplum, bireysel çaresizlikten çıkış yolunu ‘kahraman’ metaforunda arıyor. Bugünün Türkiye’sinde kahraman talebi aslında bir ‘adalet ve güven krizi’nin yansıması. İnsanlar kendilerini yalnız, kırılgan ve korumasız hissediyor. (Bekir Ağırdır, Toplumun Adaletin Peşinde Bitmeyen Kahramanlık Arayışı, Oksijen Gazetesi, 17.10.25)” Kendisini yalnız, kırılgan ve korumasız hisseden insanların oluşturduğu toplumda mafyavarî suç örgütleri boy göstermeye, kendinden söz ettirmeye başlar. Kendi sorunlarının üstesinden gelemeyen toplum, sorunlu toplumdur. Sorunların sorumlusu toplum değil, söz konusu toplumun, her defasında benim cemaatim, benim halkım, benim din kardeşlerim ya da yol/dava arkadaşlarım diyerek başı çeken sorumlularıdır. “At sahibine göre kişner,” demişler… İdare edilenler, idarecilerine bakarak yön tayin eder. “Toplum, aslında farklı şeylerin aynı anda, neredeyse gelişigüzel bir şekilde gerçekleştiği deneyimden başka bir şey değildir. (…) Toplumda olup bitenler çokça eleştirilebilir; eleştirilmelidir de fakat eleştirinin muhatabı toplum olmadığı gibi övgü, takdir ya da sevginin de muhatabı değildir. (Die letzte Stunde der Wahrheit, Armin Nassehi, s.157)” Bir toplumun bütün güzellikleri ve çirkinlikleri sorumluluk makamında oturanlara bakarak anlaşılır. A. Nassehi’nin de dediği gibi, toplum çoğu zaman gördüğümüzden daha istikrarsız bir şeydir. En yüksek perdeden toplum eleştirmenleri gibi hemen herkes özellikle son yıllarda giderek artan toplumsal yozlaşmadan şikayetçi. En sıradan vatandaş kadar en üst mevkilerdeki idareci ya da yönetici de özellikle ahlâkî çöküşten dert yandıkça, millet olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz özgüvenimizi daha da kaybediyoruz. Aydınlanmadan aydınlatma olmaz! “Çöküş Halindeki Toplumların Tipik Emaresi: Kahraman Beklemek” başlıklı makalesinde, “Kahraman beklentisi iyi bir şey değildir, insanı ve toplumu gereksizleştirir,” diyor Göksel Aymaz (27.01.19, T24). İnsanı ve toplumu gereksizleştirmek… Bir kişinin şerrinden bile hayır çıkaracak kadar ona bel bağlamışsanız, siz fert ya da toplum olarak artık gereksizsiniz çünkü siz iradesizleştiniz. Bu durumu özellikle inanç merkezli cemaat yapılanmalarında görmek mümkün. Göksel Aymaz’ın dediği gibi, “Böylelikle de toplumu oluşturan sıradan insanı gerçek bir kurtuluş arayışından da uzaklaştırır.” Kişinin aydınlanması için kendi gerçeğiyle yüzleşmesi lazım. İnsanüstü özelliklerle tahayyül ettiğimiz lider, şeyh veya başkan mertebesindeki “kurtarıcımızın” tebaası/taraftarı olan biz, sürüden biriyiz artık. Hayatı algılama biçiminden, ülke gerçeklerini görebilmeye dek her şey, hikmetinden sual olunmayan “kurtarıcımızın” ağzından çıkan söze göre anlam kazanır. Neredeyse ak süte kara diyenlerin bile ayakta alkışlandığı bir Türkiye gerçeğiyle her gün muhatap oluyoruz.Kendi aydınlanmasını gerçekleştirememiş bir “seçkinler” ve “aydınlar” sınıfıyla güce tapan bir zümrenin varlığına rağmen Türkiye’de hiç olmadığı kadar bir aydınlanma süreci yaşıyoruz. Çok sancılı da olsa, “kurtarıcı” payesi verdiklerimizin cilasının pul pul döküldüğü bugünlerde, düştüğümüz yerden kalkacak ve yine bizi biz kurtaracağız. DOĞUKAN BEY
Iğdır
Yayınlanma: 12 Mayıs 2026 - 10:03
Mahmut Aşkar Yazdı : Bizi Kim Kurtaracak?
Iğdır
12 Mayıs 2026 - 10:03
Bu haber 204 defa okunmuştur.
EDİTÖR
İlginizi Çekebilir












