İlk kitabım, “Toplum Raydan Çıkarken” bundan 18 yıl önce basıldı. Son derece kısıtlı imkânlarla üstesinden gelinen toplum hayatının belli bir zaman sonra maddî olarak iyileşmeye başlamasıyla toplumdaki değişimi fark ettim. Artan refah seviyesiyle birlikte öylesi bir hızlı değişim olmuştu ki, artık toplum raydan çıkmak üzereydi. Kendi güzergâhında ilerleyen toplumun durup dururken “ray”dan çıkması ya da yoldan sapması söz konusu olmayacağına göre, bu hızlı değişimin birden fazla sebebi olması lazımdı. Öteden beri kanaatim odur ki, hiçbir toplum kendiliğinden bozulmaz.
Yokluktan dolayı son derece mütevazı bir hayat sürdüren insan, varlık ve güç sahibi kişinin yaşadığı hayata imrenmekle iğrenmek arasında bakar: İstediği birçok şeyi elde edebildiği için bir taraftan ona imrenirken, diğer taraftan haram ve yasak işlere bulaştığından dolayı içten içe ondan iğrenir. Ve derken, dün yokluk içinde mütevazılık taslayanların, varlık ve güç sahibi olduklarında, bazen imrenerek bazen de iğrenerek baktıklarından çok daha beter savurgan ve “günahkâr” bir yaşantının içinde olduklarını gördük. Darlık içindeyken kişinin “haram” veya “günah” dedikleri, varlığa kavuşunca “helâl” kılıfına, “yasak” dedikleri de, “yasal” kılıfına giydirildikçe, toplumun raydan çıkma süreci hız kazandı.
Sapık zenginler, iğrenç yaratıklar
Küresel sermayenin çok büyük bir bölümünün sadece birkaç kişi ya da ailenin elinde olduğu bir çağda sapkınlık, kudurganlık ve yamyamlık dünya insanlığını ve insanlığımızı tehdit ediyor. İnsanın vasıtalaştırıldığı, yani amaç olmaktan çıkarılıp araç hâline getirildiği bir “çağdaş vahşiler” döneminde dünya Epstein rezaletiyle çalkalanıyor. Hayvanî olduğu kadar vahşî ve yamyamca eylemleriyle “medenî” olarak bildiğimiz milletlerin aristokratları, devlet ve hükümet yetkilileri, prens ve prensesler, dünyanın en zengin insanlarının yanı sıra, Noam Chomsky gibi dünya çaplı bir entelektüel dilbilimci gibilerinin bu pisliğe bulaşmış olması, nasıl izah edilebilir? Her türlü dünyevî güce/imkâna sahip insan, hayvanî duyguları ve ihtiraslarına karşı insanı kutsayan bir yüce varlığın gözetimi altında olduğunu ve ona hesap vereceği inancını taşımıyorsa, “dünyanın en seçkinlerinden” de olsa, Epstein olayındaki gibi insanlığın yüzkarası mahluk olabiliyor.
Vahşi kapitalizmin imalatı bu şehvete, zevke ve her türlü sapkınlığa doymayan oburluk hâli, din, ülke veya milliyet ötesi bir azgınlıktır. Doymasını bilmeyen, ölesiye tüketen, kokuşmuş, sadist bir ruh hâli insanlığı tehdit ediyor. İleri sanayi ülkeleri kadar zengin ve üreten bir toplum olmadığımız hâlde tüketimde onlarla yarışıyoruz. Sadece sınırlı kaynaklarımızı değil, bizi millet yapan, ayakta tutan değerlerimizi de hoyratça tüketiyoruz. İçinde bulunduğumuz dünya şartları gereği, insanlığımız hem fizikî hem de manevi anlamda tehdit altındadır. Dünya çölleşirken, vicdanlar kuruyor, yürekler taşlaşıyor. Herkes kendini kurtarma derdinde.
Toplumu raydan çıkaranlar
Treni raydan çıkaran ya da çıkmasına sebep olan kadar, otobüsün uçuruma yuvarlanmasına sebep olan da sürücüsüdür, yolcuları değil. Toplumların raydan çıkmasına, insanlığın felakete sürüklenmesine vesile olan, toplumun öncüleridir. Aydınlar, zenginler, politikacılar, devlet adamları, dinî otoriteler, kitleleri düzlüğe çıkarabilecekleri gibi bataklığa da sürükleyebilirler. Kendisinin üstünde veya kendisinden üstün birine hesap vermek, ona karşı sorumluluk taşımak gibi bir derdi olmayanın, kendi hedefine ulaşmak için her yolu mübah sayanın, ahlâkına, adaletine ve vicdanına güven olmaz.
Gazze’den Amerika’ya, “acı çeken bir mazlumun suskunluğunun, dünyadaki en sağır edici ses olduğuna” şahitlik yaptığımız bugünlerde, dünya insanlığının, İmam Ali’nin 14 asır önce sarf ettiği sözüyle yeniden kendine gelmesini ümit ediyoruz.
DOĞUKAN BEY












