Stadın açılış heyecanı, bakanların teşrifi ve tribünlerin doluluğu…
Soğuk havaya rağmen her şey galibiyet için hazırdı. Peki bu atmosfer, bize galibiyetin sıcaklığını sunabildi mi? Ne yazık ki hayır. Çünkü futbolda her şey tamam olabilir ama bir şey eksikse, o da golse, gerisi detayda kalıyor.
Galibiyet için bütün şartlar oluşmuşken tek bir eksiklik her şeyi gölgeledi: Bu takımın bir golcüsü yok. Her nokta telafi edilebilir ama gol noktasının telafisi mümkün değil. Pozisyona giremeyen, girdiğinde bitiremeyen bir takımın kazanması da mucizelere kalıyor.
Takım dizilişine baktığımızda yeni hocamızın adeta “ezber bozma” isteğiyle farklı bölgelerde farklı oyunculara görev verdiğini gördük. Ancak bu tercihler, galibiyete çare olmaktan uzaktı. Stoper Atakan’ın sağ beke, sol bek Tsuneminin sol stopere, sağ bek Gökçen’in orta sahaya, orta sahanın biraz daha önünde oynayan Doğan’ın ön liberoya çekilmesi sahada bir denge oluşturmadı.
Kenan Hoca, ayağının tozuyla bir şeyler yapmaya çalıştığını göstermek istiyor olabilir. Ancak bu, oyuncuların yerlerini değiştirerek olacak bir iş değil. Her oyuncunun bir karakteri, bir alışkanlığı ve en önemlisi en verimli olduğu bir bölge var.
Atakan’ın yeri nettir: stoper. Zorunlu kalındığında sağ bek oynayabilir ama bindirme yapma, orta kesme gibi özellikleri yok. Onun gücü savunmadadır. Tsuneminin sol stopere çekilmesi ise bence büyük bir hataydı. O bölgede Burak daha güvenli ve daha doğru oynuyor. Sağ bekler içinde ise Gökçen’den daha iyisi yok; bu net.
Orta sahada Doğan’ı ilk kez bu kadar beğendim. Rakiple boğuştu, savunmada sorumluluk aldı ve topu oyuna sokmaya çalıştı. Mücadele etti, vazgeçmedi. Yeni transfer Bacun’a gelince… Maalesef sahada yoktu. Ne hücuma katkı verdi ne savunmaya yardım etti.
Santrafor Bruno’ya ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Keşke oynamasaydı. Takım hem on kişi oynadı hem de tek bir net pozisyona giremedi. Santrafor, bir takımın çileğidir. Ama Bruno çilek değil, adeta çile çektirmek için sahadaydı.
Fofana ise bu takımın en etkili ismi olmasına rağmen son haftalarda ciddi bir formsuzluk yaşıyor. Bir an önce eski kimliğine dönmesi şart. Çünkü bu takımın Fofana’ya çok ihtiyacı var.
Son olarak… Ara transfer döneminin kapanmasına sayılı günler kala, yalnızca bir oyuncu, ama doğru bir oyuncu, yani gerçek bir santrafor alınırsa bu takım bambaşka bir kimliğe bürünebilir. Aksi hâlde tribünlerin coşkusu, açılışların heyecanı ve iyi niyetli hamleler sahada karşılığını bulmaya yetmeyecek.
Çünkü futbolda her şeyin telafisi vardır…
Bir tek golcünün yokluğunun yoktur.












