Dünya enteresan günlerden geçiyor. Pek çoğumuz, “Pandemiden bu yana nasıl altı yıl geçti, 2020 daha iki sene önceydi?” diyerek zamanın ne kadar hızlı ve göreceli olduğunu sindirmeye çalışıyoruz ama Trump’ın Kasım 2017’de Pekin’e gerçekleştirdiği son ziyaretinden bu yana yaşananları kısaca özetleyip, canınızı biraz daha sıkayım:*Covid-19 pandemisi patladı ve atlatıldı;*ABD, Çin’e ticari savaş başlattı;*ABD’de Kongre baskını yaşandı;*Rusya, Ukrayna'yı işgal etti;*ABD, Afganistan'dan çekildi;*Küresel enflasyon ve çip krizi meydana geldi;*İngiltere, Avrupa Birliği'nden ayrıldı;*ABD'de Trump yeniden başkan seçildi;*İsrail, Gazze Şeridi'nde Filistin halkına karşı sistematik ve yaygın saldırılar yürüterek soykırım uyguladı;*Suriye'de HTŞ yönetime geldi;*İsrail ile İran arasında 12 Gün Savaşı yaşandı;*ABD, Venezuela’ya düzenlediği operasyonla Devlet Başkanı Maduro’yu ele geçirdi;*ABD ve İsrail, İran’a savaş açtı.Bunlar bir oturuşta benim aklıma gelenler… Küresel konjonktür hızla değişiyor ve II. Dünya Savaşı sonrası tesis edilen uluslararası düzen ve dengeler tabiri caizse altüst oluyor. İşte böyle bir ortamda gerçekleşen Şi-Trump Zirvesi ise, iki süper güç arasındaki ilişkilerin nasıl yönetileceği konusunda büyük önem taşıyor. Dolayısıyla tüm dünyayı ilgilendiriyor. Görüşmede, Trump’ın Şi’ye “Büyük bir lidersiniz” dediğini okuduğumda, pandemi dönemi Trump’ın yaptığı “China, China, China” tonlu konuşmalar ve ısrarla “Çin virüsü” vurguları gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti. Haliyle de şu soruyu sormak farz oldu: 2017’den bu yana neler değişti de Trump şahin tavırlar sergilediği Çin karşısında, “Çin virüsünden”, “Büyük bir lidersiniz” tonuna geçti? Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın ve İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Dış Politika Enstitüsü Akademik Kurul Başkanı Prof. Dr. Tarık Oğuzlu, Hürriyet.com.tr’ye değerlendirdi.NELER ELE ALINDI?Eski bir reality show sunucusu da olan Trump, kameralar önünde ve “sahnede” nasıl davranması gerektiğini gayet iyi biliyor. Çin ise bir “diplomasi üstadı” olarak, böylesi yüksek seviye ziyaretleri bütün detaylarıyla ve saniye saniye organize ediyor. İki liderin tokalaşma şeklinden ekiplerindeki isimlere, görüşme sırasındaki beden dillerinden masadaki pazarlıklara ve hatta Trump’ı havalimanında kimin karşıladığına kadar her şeyin incelikle yorumlandığı, üstelik nelerin konuşulduğu kadar nelerin konuşulmadığının da büyük önem taşıdığı bir siyasi olaya şahit olduk. Gerçi, Şi-Trump zirvesi her şeyin görece açıkça konuşulduğu ve pasif agresif göndermelerin olmadığı bir görüşme olarak tarih kitaplarındaki yerini aldı bile. Petrol, savaş ve Çin: ABD'nin İran hamlesi Pekin'i mi hedefliyor? Ziyaretin önemine geçmeden önce iki liderin görüşmede neleri ele aldığını hatırlayalım. Trump’ın Çin ziyareti, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından başlayan bölgesel gerilimin gölgesinde gerçekleşti. Üstelik bu görüşmenin Mart’ta yapılması planlanıyordu ancak zirve Orta Doğu’da yaşananlardan ötürü Mayıs’a ertelenmişti. Bölgede kırılgan ateşkes sürerken Beyaz Saray, görüşmelerde Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması ve İran’ın nükleer silah sahibi olmaması konusunda ortak yaklaşım sergilendiğini açıkladı.Çin ile ABD liderlerinin görüşmesinde masaya yatırılan asıl meselelerden biri ekonomik ilişkiler oldu. Zira Trump, Pekin’e siyasi kurmaylarının yanı sıra, Amerikan şirketlerinin üst düzey temsilcilerinden oluşan geniş bir heyetle gitti.Şi Cinping görüşmelerde en net mesajı Tayvan konusunda verdi. Çin lideri, zirvenin ilk gününde Tayvan’ın kendileri için en önemli mesele olduğunu belirterek, Trump’a açık açık Tayvan uyarısında bulundu ve Eğer doğru şekilde ele alınmazsa, iki ülke çatışacak, hatta karşı karşıya gelecek ve tüm ABD-Çin ilişkisini son derece tehlikeli bir duruma sokacak dedi.‘ABD BİR SIKIŞMIŞLIK İÇİNDE’Dış Politika Enstitüsü Akademik Kurul Başkanı Prof. Dr. Tarık Oğuzlu ziyaretle ilgili değerlendirmesine, Trump’ın ilk başkanlık döneminde Çin’e bakışının çok sert ve radikal olduğunu anımsatarak başladı. “Trump o dönem, ‘Soğuk Savaş’, ‘ayrılma’ ve ‘ticaret savaşlarından’ bahsediyordu; ‘Covid-19 Çin’den kaynaklandı asıl sorumlu Çin’ diyordu. Ticaret savaşlarını o zaman başlattı ama 2017’den günümüze çok şey değişti” diyen Oğuzlu, bu süreçte Çin’in ABD ile karşılaştırıldığında göreceli gücünün daha da arttığına vurgu yaptı. Oğuzlu, ABD’nin hem dünya siyasetinde zemin hem de meşruiyet kaybettiğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:“Trump’ın ikinci kez başkan olmasından bugüne geçen zaman diliminde, takip ettiği dış politikadan dolayı ABD’ye yönelik olumsuz algılar daha da arttı. ABD dış politikasında sıkışmışlık ve tıkanmışlık içinde. Hem Avrupa’daki hem de Doğu Asya’daki müttefikleri ile arası kötü. Bir de Venezuela savaşını başlatması ciddi bir antipati topladı.Sonrasında da İsrail ile birlikte hukuk, norm, ahlak tanımadan, kimseye danışmadan, sadece kafasına estiği ve yapabileceğini düşündüğü için İran’a savaş başlatması ABD’yi sıkıştırdı. Geçen sene Nisan’da herkese karşı ticaret savaşı başlattı ve birçok devletin tepkisini çeken, sıkışan, yorulan, çıkış arayan bir Trump var.” İran’daki olaylardan ve Hürmüz’ün kapatılmasından dolayı rejimin sertleşmesi, nükleer noktasında işbirliği yapmaya devam etmemesi ve direnmesinin Trump’ı sıkıştıran ve bir çıkış aramaya mecbur bırakan yapısal şartlar olduğunu ifade eden Oğuzlu, Trump’ın Çin’e böyle bir ortamda gittiğini ve bir nefes alma arayışı içinde olduğunu söyledi:“Çin ile ikili ilişkileri bir şekilde avantaja dönüştürüp ve pazarlık yapıp, Çin’e bir şeyler vermek karşılığında Çin’den de bir şeyler almaya çalışması, bu küresel sıkışmışlığını Çin üzerinden biraz aşmaya çalıştığını gösteriyor. Özellikle İran noktasında, Çin’e ‘Topa gir, İran senin yakın bir dostun; Hürmüz Boğazı’nı gel birlikte açalım, İran’ı masaya oturtmaya zorla’ demeye getiriyor. ‘Siz büyük bir lidersiniz’ demeleri de işte biraz bu durumdan dolayı.” İstihbaratın gizli raporu sızdı: Çin’in sessiz planı! Washington’da panik yaratan analiz… ‘Bu stratejik bir hamle’ “Bence bu konjonktürde güçlü olan Çin” diyen Oğuzlu, Amerikan başkanının da bunların farkında olduğu kanaatini dile getirdi. Çin ile ABD’nin geçen sene Nisan’da Güney Kore’de ticari ateşkes ilan ettiğini de hatırlatan Oğuzlu, görüşmede liderlerin asıl amacının ateşkesin ve tarifelerin Nisan 2025 öncesine çekilmesinin uzamasının yanı sıra, Çin’in değerli madenler ve nadir toprak elementleri noktasındaki kısıtlamaları kaldırması veya en azından şu an verdiği kadarını vermeye devam etmesi olduğunu belirtti.“Çin açısından da bakıldığında, Çin’in Amerikan teknolojisine, özellikle çip teknolojisine ve yapay zekayı daha iyi bir yere taşıması için Nvidia’nın üst düzey çiplerine ihtiyacı var” değerlendirmesini yapan Oğuzlu, “Çin ekonomisinde Amerikan kaynaklı yatırım hala önemli. Çin, Amerikan pazarının açık olmasını istiyor” şeklinde konuştu.TAYVAN KONUSUNDA UYARDI İki ülke arasındaki ilişkilerde en önemli konulardan biri Tayvan meselesi. Çin, Tayvan’ın bağımsızlığını reddediyor ve Çin’in bir parçası olduğunu söylüyor. Ancak ABD ile Tayvan müttefik. Üstelik ABD, Tayvan’a sadece siyasi değil, askeri destek de veriyor. Son olarak Trump, Tayvan için hazırlanan 14 milyar dolarlık devasa askeri paketi Kongre'ye göndermeyi ertelemişti. Ancak bu paket ve ABD’nin Tayvan’a askeri desteği ikili ilişkilerin üzerinde sallanmaya devam ediyor. Tarık Oğuzlu, Çin’in Tayvan konusundaki tutumunu ise şu sözlerle açıkladı:“Tayvan, Çin’in kırmızı çizgisi. Çin’in Tayvan konusundaki politikası çok net. Çin de muhtemelen ‘Sen Tayvan konusunda beni rahatlatırsan, oradaki ayrılıkçı hükümeti susturursan, Tayvan ile silah anlaşmasını dondurursan ve bağımsız bir Tayvan istemediğini açıkça deklare edersen, ben de en azından bu ticari ateşkesi devam ettiririm. İran konusunda da biraz daha inisiyatif alırım’ diyor.”Peki görüşmelerden çıkan sonuçları nasıl okumak gerekir?“Trump bu görüşmeden bir şeyler almak zorunda ve bu durum Çin için de önemli” vurgusunu yapan Oğuzlu “Çünkü Trump bir şey elde etmeden giderse daha da kızar, daha anlamsız şeyler yapabilir” dedi ve Çin’in Trump’ı biraz eli dolu yollayacağını söyledi:“Ama Trump çok da zafer kazanmış edasıyla ayrılamaz Pekin’den. Çünkü bu da Şi’yi olumsuz etkiler.” Trump’ın ‘Savaş Bakanı’nın parası da silahı da bitti | Cephanede kritik açık: Müttefikleri de tetikte! ÇİN, İRAN’DA DEVREYE GİRECEK Mİ?Çin, savaşın başından beri İran’a askeri yardımda bulunmanın ulusal stratejisine ve dış politika ilkelerine aykırı olduğunu belirterek, bölgedeki çatışmaya dahil olmadığını vurguluyor. Ancak, sık sık İran’a verdiği askeri istihbarat haberleri çıkıyor. Şi-Trump görüşmesinde de İran’daki son durum ana konu başlıklarından biri oldu. Çünkü görüşmeden bu mesele ilgili alınacak sonuçlar doğrudan Orta Doğu’daki durumu etkileme potansiyeli taşıyor. Prof. Dr. Tarık Oğuzlu, “Çin’in İran konusunda çok bir şey yapacağını sanmıyorum. İran’a koyulan ambargodan ve Hürmüz’ün kapatılmasından çok da olumsuz etkilenen bir Çin yok” diyerek, açıklamasına şu şekilde devam etti:“Daha çok ABD’nin Avrupa ve Doğu Asya’daki müttefikleri olumsuz etkileniyor. Bu da Çin’e müthiş bir fırsat sağlıyor. Çin, ‘Ben daha güvenilir, daha öngörülebilir ve daha işbirliği yapılabilir bir ülkeyim. ABD’yi görüyorsunuz, herkesi yakıyor’ imajını veriyor. Bir tarafta karmaşa, bir tarafta istikrar görüntüsüne de oynuyor. Bir de ABD’nin İran’da yorulmasından ve mühimmat harcamasından da mutlu. Karşılıklı bir satranç oynanacak.” ‘ÇİN DÜNYA LİDERLİĞİNİ İLAN ETTİ’Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın ise, 8,5 yıl sonra gelen ziyaretin maksadının, küresel güç mücadelesindeki yeni sıcak jeopolitik çatışmalar ve gerginlikler döneminde savaş ve barış arasında bir denge arayışı olduğunu kaydetti.“Ancak kırılgan bir zirve ve ABD-Çin ilişkileri tarihi bir değişim içinde. Bunu zaten ABD Başkanı Trump da söyledi” şeklinde konusunda Caşın, iki liderin görüşmesini şöyle yorumladı:“Çin, Paul Kennedy’nin Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri hipotezinde ortaya attığı gibi, ilk defa dünya liderliğini ilan etti. Bir başka deyişle, Çin’in dünyanın en büyük ekonomik, askeri ve siyasi gücü olduğunu, Trump’ın burada yaptığı konuşmalardan anlıyoruz.Venezuela darbesinden sonra Çin, şunu iyi kullandı: Trump’ın NATO’dan çıkarım, Grönland’ı, Kanada’yı ve Küba’yı alırım’ tehditleri, Batı’yı ve pek çok devleti Çin’e yaklaştıran bir öge oldu.”Hem Gazze, hem Ukrayna, hem de İran savaşlarında çaresiz ve çözümsüz kalan ABD ile küresel ve yerel kamuoyunda siyasi desteğini kaybeden Trump karşısında Çin’in, yeniden Amerikan pazarına erişim hakkı elde ettiğine dikkat çeken Caşın, ABD-Çin ticaret savaşının bu görüşmeyle kısa süreliğine ertelendiğini ama bu geçişin de kırılgan ve yanıcı olduğunu kaydetti.‘ÇİN
Dünya
Yayınlanma: 16 Mayıs 2026 - 10:53
Güncelleme: 16 Mayıs 2026 - 11:02
Trump'tan yıllar sonra şaşırtan dönüş: 'Çin virüsü'nden 'büyük lider'e | Çaresizlik mi, işbirliği mi? Uzmanlara göre kazanan taraf belli
ABD Başkanı Donald Trump’ın yıllarca sert söylemlerle hedef aldığı Çin’e yönelik ton değiştirmesi dikkat çekti. Uzmanlara göre, Pekin’deki kritik zirve, İran krizi, Tayvan gerilimi, ticaret savaşları ve Washington’un küresel sıkışmışlığı nedeniyle yeni güç dengelerinin işareti olabilir.
Dünya
16 Mayıs 2026 - 10:53
Güncelleme: 16 Mayıs 2026 - 11:02
Bu haber 85 defa okunmuştur.
EDİTÖR
İlginizi Çekebilir












