NAMAZ KILINIZ, ZEKAT VERİNİZ VE RUKU
EDENLER İLE DE RUKU EDİNİZ
Bakara 43
Bismillahirrehmanirrehim
NAMAZ KILINIZ, ZEKAT VERİNİZ VE RUKU
EDENLER İLE DE RUKU EDİNİZ
Bakara 43
Namaz islamda olmazsa olmaz, bir zorunluluktur. Ulu yaratıcıyı hakkıyla tanımanın hareketsel isbatı ve kanıtıdır. Peygamberimiz hazretlerinin (saa) ifadesiyle: Allah ile aracısız direkt konuşmaktır. O yüzden peygamberimiz hazretleri : namaz gözlerime aydınlık veren gerçek ışıktır buyurmuş. ( Ebu Zeri Ğeffariye Öğütler 10. Hadis)
Yine peyvamberimiz hazretleri (saa): namaz dininizin temellerini oluşturan temel direktir. Eğer namazınız,yüce rabbin katında kabul görüp beğenilirse diğer ihsan ve iyilikleriniz de kabul edilir. Namazınız beğenilmez ise diger amelleriniz ne de kadar büyük ve çok olursa olsun kabul edilmez, buyurur.
Çünkü yüce yaratıcı kitabında: namaz kılarak namaz icapları hakkında sabırlı davranıp Allahın yardım ve desteğini elde edin,diyor.
Namz kılarak zahmetlerine tahammül etmek Allahtan çekinip korkanlardan başkasına namaz ağır gelir, buyurmaktadır. ( Bakara 45. 150.) Demek ki namaz kılınmazsa, kitabın ifadesine göre ilahi yardım ve destek de olmaz. Kuranı kerimde namazla ilgili ayetler incelendiğinde nekadar önemli bir iş olduğu net olarak zaten
görülmektedir.
Önemine binaen namazın iyi öğrenilip sağlıklı bir şekilde hayata geçirilmesi, ikame edilişinde azami hassasiyetin gösterilmesi gereklidir.
Namazın öneminden dolayıdır ki yüce rabbimiz, namaz felsefesinden habersiz olup değer ve anlamının, ne getirip ne kazandıracağının farkına varmadan kılanları ağır dille aşağılayarak dini inkar edenler safında saymıştır. (Maun 5)
Namaza hakkını vererek içtenlik ve samimiyetle sarılıp üzerinde hassasiyetle yerine getiren müminlereyse kurtuluş müjdesini vermiştir. (Müminun 1 ve 2)
Çok ciddi şekilde konuya bakarsak Allah ( cc) kitabının, giriş kısmında takvalı mümin insan tarifini yaparken, kendisine inancın hemen peşi sıra namazı konu etmiş ve imanlılığın, takvalı olmanın şartı saymıştır. ( Bakara 3)
Yine yüce rabbimiz kitabında: Cennettekiler sorarlar günahkarlara: sizlere ne sebep oldu ki ateşe sürdüler sizi: derler ki biz namaz kılanlardan değildik, düşkünlere yardım etmez, yaramaz insanlarla boş ve anlamsız işlerle uğraşırdık, kıyamet gerçeğini de yalanlardık ki bu gerçeklerle bu gün karşılaştık. (Müddesir 43-49)
Kuranı kerimde namazla ilgili bir hayli çok beyanlar vardır fazla uzamasın diye hepsini burada yazmaktan imtina ediyorum. Dikkat edersek ulu yaratıcının namaza verdiği önemin oldukça geniş ve derin olduğunu anlarız. Dinin geliş sebebinin namaz olduğunu söylersek abartmamış oluruz . Çünkü ulu yaratan: cinleri ve insanları ancak kulluk etsinler diye yarattık diyorsa bunun sebebi kullukta baş yapıt olan namazın değerini anlatmaktır.
İşte böyle mühim bir konuyu hayata geçirmek için ciddiyet göstermek, zahmet çekmek kafa yormak lazım. Bu münasebetle islam aleminin fakih bilginleri (Şii-Sunni) fıkıh alanında namaza geniş yer ayırmış , kılınıp yerine getirilişinin şekil ve tarzı hakkında özel bir bölümde inceliklerine değinmişlerdir.
Öyleyse namazın gerçekliğine inanmış müminlerin ilmihallerdeki bilgilere baş vurarak detaylı şekilde namaz hakkında bilgi edinmeleri şarttır. Sıhhatlı sağlıklı bu önemli görevi eksiksiz yapabildiklerine inanacak derecede abdest alınmasından, kıraat (sağlıklı okuma) ruku, secde, gunut, teşehhüt, selam, tesbihatı erbee ve diger zikir ve dualara varıncaya kadar, anlamlarına ve telaffuz şekline kadar öğrenmeye çalışmalıdırlar.
Bütün bunlarla birlikte namazın hassasiyet ve önemi gereği yani çok iyi bilip öğrenmiş olunsa bile, hatta işin bilir kişisi, hocası dahi olunsa cemaat namazlarına iştirak edererk halkla beraber kılınması, tek kılınmasından daha efdal ve faziletlidir, sevaptır.
Nitekim ilmihallerde evde kılınmış yirmi beş reket namaz camide cemaatle kılınmış tek bir rekatın dengidir, denilerek cemaat namazının değer ve üstünlüğünü anlatmıştır. O yüzden başlıkta kullandığım ayeti kerimede de ruku edenlerle ruku edin emri , cemaat namazına aynı zamanda ilahi davettir. İlahi daveti istekli ve güvenle yerine getirmeye koşanlar her iki dünyada da fayda ve menfaatını göreceklerdir.
Yalnız kişisel çıkar peşinde koşup müşteri kazanmak , taraftar toplamak, alkış almak gibi günü birlik faydalar peşinde giderek ibadet etmeye çalışmak Allaha kulluk ruhuna aykırı olduğu için sırıtır ve faydasından çok zarar verir. Toplumun kötü etkilenmesine, yanlış yönlendirilmesine ve dinin deforme olup yanlış tanınmasına, saygınlığının kaybolmasına sebep olur. Cemaat namazı birlik oluştururken, birliğin sağlam temeller üzerine oturmasını da sağlar.
Çoğu kez çarşıda, pazarda karşılaştığımız kişilerle yüz yüze gelirken, az vakit selamlaşırız. Genellikle selamlaşmayla yetinip hal hatır sormadan yolumuza devam ederiz. Bu vaziyet devam eden süreç, kişiler arasında uzaklaşmayı ve yabancılaşmayı , bazen de tanımamanın getirdiği, yabancılaşmanın getirdiği husumet ve kin gütmeyi doğurur. Halbu ki inancımız dostluğu, samimiyeti geliştirmeyi ve ilişkilerde içtenliği ister bizlerden.
İşte bu gerçek kaynaşmayı sağlayarak ciddi bir toplum oluşturacak ortamlar cemaat namazlarının icra edildiği yerlerdir.
Bu ileri sürdüğümüz teori değil deneyim ve gözlemlerin sonucunda vardığımız ispatlanmış sonuçtur. Bazen asker arkadaşlığı, yol arkadaşlığı, hac seferinde oluşan arkadaşlık, iş arkadaşlığı, herhangi bir sebeple bir yerlerde birlikte bulunmak durumu kimi zaman insanları ayrılmaz bir dostluk potası içine sokarak kaynaştırır.
Cami cemaatinin yukarıda saydıklarımdan daha özellikli ve kalıcı dostluklar oluşturduğuna tıpkı okul arkadaşlığı gibi, bir aile fertlerinin yakınlıkları gibi olgulara ortam hazırladığı gerçeğine otuz yılı aşkın meslek hayatım boyunca şahit olduğum vakidir.
Bu işlem çok boyutlu geniş bir konudur. Cami görevlileri ve cemaat uyumunun etken olduğu bir mesele. Ayrı bir yerde genişçe ele alınması gereken bir konu olduğu için uzamaması adına kısa keserken bir örnek te vermek isterim: yıllar önce bir taziye münasebetiyle bir hafta kadar benim camiye gelip giden Nağdeli Taşkın adında bir emekli öğretmen: Hacı Hüseyin Camiinde gördüğüm bir olay beni hayli şaşırtmıştır: Namaza gelip gidenler arasında ilginç bir yakınlık gördüm aynı zamanda da orada bulunanların hepsi kendisini caminin sahibiymiş gibi görerek camiyi sahiplendiklerini anladım. Tıpkı evine, malına, komşuluğuna, akrabalığına, mahallesine, şehrine sahip çıkarak sahiplendiği gibi ....
İşte bu cemaat ve görevli uyumunun sonucu oluşan bir gerçeğin yansıması olduğunu düşünüyorum. Yaygınlaşırsa toplumsal bütünleşme de, tıpkı durgun suda atılan taşın meydana getirdiği halkaların sırayla genişlemesi gibi toplumun bütün katmanlarına ulaşarak bir birini sayan, seven ve itimat edip güvenen bir toplum meydana getirir.












