Tabiatla ve toprakla yeniden buluşma günü Iğdır’da her yıl mart ayında doğanın kış uykusundan uyanışı ile birlikte yedi aktiviteli bir süreç yaşanır ve bu süreç hem toplumsal hem de bireysel düzeyde bir yenilenme arzusunu ifade etmektedir. Nevruz, Iğdır’da yalnızca altı aşamadan oluşan bir şenlikler bütünü olmakla kalmayıp, aynı zamanda yedinci ve son aşamasında insanoğlunun doğanın döngüleriyle uyum içinde yaşaması gerektiğini hatırlatan, doğayla kurduğu bağı yeniden gözden geçirmesine vesile olan bir bayramdır. Yedi aşamanın sonuncusu olan bu dönem, Iğdır ve çevresinde Doğa Bayramı, Tabiat Günü, Kır Gezisi veya Tabiatla Barışma Günü gibi isimlerle anılmaktadır. Tabiat Günü, Iğdır’a komşu Nahçıvan ve Tebriz bölgelerinde daha canlı bir şekilde yaşatılsa da, Iğdır’ın Melekli, Karakoyunlu, Aralık ve Tuzluca ilçelerine bağlı bazı köylerde de kısmen sürdürülmektedir. Iğdır ve çevresinde asırlardır yaşatılan bu gelenek, sadece bir kutlama değil; aynı zamanda doğaya ve tüm canlılara duyulan derin sevgi ve saygının da bir göstergesidir. 21 Mart’taki büyük şenlikten sonra yöre halkı evlerinden çıkarak, tıpkı Nevruz öncesinde ev ve sokaklarında yaptıkları temizlik ve hazırlıkları bu kez tarla, bağ ve bahçelerinde yapmaya başlar. 21 Mart’tan 13 gün sonra kutlanacak olan Tabiat Bayramı öncesinde geçen süre, bu hazırlıklarla değerlendirilir. Bu süreçte su kanalları topluca temizlenir, ağaç dipleri bellenir, hayvan gübreleri meyve ağaçlarına verilir, kuru dallar budanır, hangi alana hangi ürünün ekileceği kararlaştırılır, ortaklıklar konuşulur ve toprak ekime hazır hâle getirilir. Nisan ayında başlayacak ekim zamanı beklenirken, ağır işler tamamlanmış olur. Tarladaki işler bittikten sonra yöre halkı yeniden bir şenliğe hazırlanır; ancak bu kez şenlik insanlar arasında değil, doğayla birlikte yapılır. 21 Mart’tan 13 gün sonra gerçekleştirilen bu etkinlik, doğaya duyulan sevgi ve saygının ne denli yüce olduğunu ortaya koymaktadır. Doğa, onların gözünde cömert bir ana gibidir. Bu döngü, yüce yaratanın yeryüzü sofrasında sunduğu nimetlerin habercisi olduğu kadar, insanoğlunun doğadan aldıklarını geri verme sorumluluğunu da hatırlatan bir gündür. Yöre halkına göre bu gün, tabiat ananın sunduğu nimetlere karşılık verme zamanıdır. Kesilen ağaçların yerine yenilerinin dikilmesi, tohumların yeniden toprakla buluşturulması, güneşin alkışlanması, evrene tebessüm gönderilmesi, meyve veren ağaçlara ve yavru veren hayvanlara kırmızı kurdeleler bağlanması, toprağın havalandırılması ve doğal gübrelerle güçlendirilmesi bu ritüellerin başlıcalarıdır. Bu gelenek, insanın doğanın bir parçası olduğunu ve onunla uyum içinde yaşaması gerektiğini bir kez daha hatırlatmaktadır. Kısacası bu gelenek, doğadan alınanları yeniden yerine koyma zamanıdır. Doğa temizlenmiş, insanlar arınmış, toplum kendini yenilemiş bir şekilde yeni yıla umutla girer. Aynı zamanda bu gün, doğanın sunduğu nimetler için bir şükran ifadesi olarak kabul edilir. Doğaya ve tüm canlılara duyulan sevgi ve saygıyla örtüşen bu geleneğin temelinde, doğayı yeniden canlandırma, onurlandırma ve onunla barışma arzusu vardır. Tabiat Günü’nde yapılan etkinlikler genellikle şunlardır: Sonuç olarak Nevruz, Iğdır’da yalnızca baharın gelişini kutlamakla kalmaz; aynı zamanda doğaya ve insana duyulan derin saygının bir ifadesi olarak yedi aşamalı bir töreni içerir. İlk aşamada yapılan genel çevre temizliği fiziksel arınmayı simgelerken, ikinci aşama olan “kötü söz orucu” insanın içsel arınma sürecini temsil eder. “Ölüler Bayramı” geçmişi anma ve ruhları onurlandırma ritüelidir. Yaşlı ve hastaların ziyareti, toplumun en kırılgan kesimlerine gösterilen saygının bir göstergesidir. Çocuklara ve gençlere ayrılan zaman ise geleceğe duyulan umudu temsil eder. Nevruz’un zirvesi olan 21 Mart şenlikleri ise doğanın yeniden dirilişine bir övgüdür. Doğanın yeniden uyanışıyla birlikte insan ruhu da tazelenir. Baharın gelişiyle yöre halkı kışın ağırlığını geride bırakır ve yeni umutlara kapı aralar. Nevruz, doğadan elde edilen nimetlere karşı duyulan şükranın ifadesidir. Bu nedenle yöre halkı, her yıl kaybettiklerinden daha fazlasını kazanacağına inanır. Nevruz gecesi yapılan dualarda toprağın bereketi, suyun saflığı, ateşin sıcaklığı ve havanın tazeliği yeniden istenir. Iğdır bölgesinde Nevruz kutlamaları, eski Türk geleneklerine bağlı kalınarak korunmuş ve günümüze kadar aktarılmıştır.
(Bu gelenek 21 Mart’tan 13 gün sonra kutlanmaktadır)
• Doğayı ve baharı övmek için kırlarda etkinlikler düzenlenir, gençler tarafından şiirler okunur ve türküler söylenir.
• Herkes, doğaya olan borcunu ödemek adına en az yedi veya yedinin katları kadar ağaç dikmeye gayret eder.
• Ağaç ve bitkilerin bakımı yapılır, budanır ve dipleri bellenerek gübrelenir.
• Bu günlerde ava çıkılmaz; çıkanlar uyarılır. Atlar tımar edilir, gebe hayvanlara kırmızı kurdeleler bağlanır.
• Kültürel mirasın korunması için çocuklara masallar ve tekerlemeler öğretilir.
• “Ağzın şirin olsun” temennisiyle güne tatlı ile başlanır.
• Türk milletinin ata sporları olan cirit ve çöğen oynanır.
• Yöre halkı, geçen yıldan kalan tohumları kontrol eder ve ekim alanlarını belirler.
• Nişanlı çiftler birbirine hediyeler alır; hediyelerde mutlaka bir ayna bulunur.
• Yaşlılar, gelecek nesillere bırakılacak topraklarda kimyasal yerine hayvansal gübre kullanılmasını tavsiye eder.
• Aileler piknik ve mesire alanlarına giderek birlikte vakit geçirir, o gün et yememeye özen gösterir.
• Çocuklar arasında koşu, ip atlama, uçurtma ve çelik çomak gibi oyunlar oynanır.
• Meyve veren ağaçlara sembolik kırmızı kurdeleler bağlanır.
• Akşam saatlerinde köy kahvelerinde âşıklar türkü söyler.











