Ulu yaratıcının yüce adını anıp, ona sığınarak, peygamberi Muhammed Mustafa (s.a.a.) ve tertemiz ehlibeytini selamlayarak başlıyorum.
Namazlarımızda secdeye varırken alımımızı toprağa koyup secde etmenin temel referansı hiç şüphe yok ki peygamberimiz hazretlerinin buyruğu ve hareketidir. Peygamberimiz (s.a.a.): "yer benim secde etmem için temiz kılınmış secde yeri olarak belirlenmiştir."
Secdeyle ilgili peygamberin (s.a.a.) buyruk ve hareketlerini inceleyen kaynakları incelediğimizde tezimizi destekleyen yüzlerce benzer hadis ve uygulama görürüz. Genellikle peygamberimiz hazretleriyle yolculuklara katılan sahabenin konuyla ilgili anlattıkları konuya ışık tutan deliller olmuştur.
Çoğu yolculuklarda havanın sıcaklığı nedeniyle cübbelerinin kenarına veya sarıklarının bir köşesine secde etmeye kalkışanlara engel olunmuştur insanlar yerdeki kumu veya toprağı sıcak olduğundan ellerinde serinletip öylece toprağa alınlarını koyarak secde etmişlerdir.
Bir kaç kalemde bu hususun haklığını anlamak mümkündür.
Birincisi: hazreti peygamberin buyrukları ve sünneti, uygulamaları.
İkincisi: Aslı ve asaleti temiz olan maddeye secde edilmesinin gerekliliği.
Muhakkak ki su temizleyici özelliğe sahiptir. Su temiz olması ve temizleyici özellik taşıdığı için değerlidir yalnız bu özelliğiyle birlikte suya, temiz olduğu için alnımızı koyup secde edemeyiz hareketli olan nesneye, yumuşak olan eşyaya ve gevşek maddeye secde edilmez. Su bu hususiyetlere sahip olduğu için secde için su kullanılamaz.
Sudan sonra temiz olan unsur, peygamberimizin buyruğunda da belirtildiği gibi topraktır. Nitekim su bulunmadığı yerde boy abdesti için ve abdest için toprak üzerine elimizi vurarak teyemmüm eder, abdest ile yapılması gereken ibadet görevlerimizi teyemmümle yerine getiririz. Yani teyemmüm su ile alınan abdest yerine geçerlidir.
Secde ederken de bizler alnımızı ikinci temiz nesne olan toprağa koyarak ibadetimizi gerçekleştirmeye çalışırız. Toprak temiz olduğu gibi temizleyici özelliğe de sahiptir.
Üçüncüsü: hadislerde belirtildiği şekilde, kıyamet günü yer ibadet eden kişi için, ibadet ettiğinden dolayı tanıklık edecek, evet benim üzerimde ulu yaratıcıya kulluk görevini namaz kılarak falan kişi yerine getirmiştir şahitliğini yapacaktır.
O gerçekten hareketle çoğu yerlerde namaz kılan müminler farz ibadetlerini gerçekleştirdikten sonra, yerini değiştirerek başka yerlerde sünnet namazlarını kılarlar.
Yer kelimesinin esas manası topraktır. Yani ibadet ederken şehadet edecek olanın toprak olacağı gerçeğidir. Halı, kilim ve benzeri sergilerin üzerinde genellikle namazlar eda edildiği için artık gelişen şartlar gereği vücudun toprağa teması mümkün olmadığından alnı ( mühre) toprağa koyarak o kazanıma da ulaşılmış olur. Yoksa halının, kilimin şahitliği değil.
Mühür olarak adlandırmakta olduğumuz topraktan sıkıştırarak yaptığımız nesneler de toprak olduğu için toprakla ufalanıp karışacak ve hadisi şerifin gereği gerçekleşmiş olacaktır. Yani şahitlik görevini ifa edecektir.
Dördüncüsü: alnımızı toprağa ( mühür) koyarken yaratılış gerçeğine de işaret etmekteyiz. Topraktan yaratılmışız ve toprağa döneceğiz.
Secdeye kapandığımızda o gerçeğin de anımsanması mülahaza edilmektedir.
Beşincisi: zaten secde ulu yaratıcı karşısında kul acizliğinin, küçüklüğünün vurgulanması gerçeğidir. Alnımızı toprağa koyarken secdede; Rabbimizin karşısında biz bu alnımızı koyduğumuz topraktan daha değersiz ve aciz durumda olduğumuzu hatırlamaktayız.
Bu acizliğin farkında olan kul artık kibirden, azgınlıktan, başı boşluktan uzaklaşarak faydalı, hoş görülü sevgi ve merhamet dolu bir insan olur.
Secdeyle toprak birleştiğinde hakiki kulluk profili şekilsel olarak kendini gösterir ve inanç tutkusuyla kaynaşıp bütünleşir.
Kul farkında olmasa bile Allah-u Ta-la hazretleri niyet ve düşüncelerimizi bildiği için ve ancak onun (cc) onayı gerekli olduğundan kulunun içtenliğini kabul ederek inanç yolunda başarılı kılar.
İman yolunda önüne çıkacağı engelleri düzleştirir, yolunu açar dert ve belalardan korur.
Bu gerçekler göz önüne alınarak ayrıca toprağa temasın insanı rahatlattığı gerçeğini de var sayarsak önemli faydalarının olduğu mülahaza edilmekte ve peygamberimiz hazretleri ile on iki evladı (as) imamlarımızın söz ve hareketleri de önemli tasdik kaynağı olduğu için namazlarımızda toprağı secde ederken mutlaka kullanmaktayız.
Aslında fıkıh kitaplamızda toprak, toprak yoksa taş, tahta, kum, kuru yaprak, hasır, ve kağıt gibi yenilmeyecek, giyilmeyecek eşyalara secde edilebilir. Toprak varsa toprak kullanılmalıdır.
Yüceler yücesi yaratıcıdan gerçekleri görebilmekte, anlayabilmekte, yaşayabilmekte, yaşatabilmekte hepimize başarlar vermesini dileyerek saygılar sunarım.












