“Ben siyaseti Iğdır’lılardan öğrendim, altı sefer gittim, yedi sefer geldim.”
Süleyman Demirel
Türkiye’de demokrasi bazen çelikten sanılır, bazen camdan…
Ama asıl soru şudur: Pamuk ipliğine mi bağlıdır, yoksa pamuğu üreten akla mı?
Bu soruyu sormak için büyük laflara gerek yok.
Iğdır yeter.
Iğdır; pamuktur.
Iğdır; kayısıdır.
Iğdır; sınırdır ama uç değil, merkezdir.
Çünkü sınırlar, devlet aklının turnusol kâğıdıdır.
Bugün herkes Süleyman Demirel’i siyasetçi olarak hatırlar.
Oysa Demirel, siyasete mühendis aklıyla giren son büyük devlet adamlarından biridir. DSİ kökenlidir; suyu, toprağı, barajı, sulamayı bilir. Yani lafla değil, imar ve icraatla konuşur.
Demirel’in yolu Iğdır’dan geçmiştir.
Tesadüf değil.
Çünkü Iğdır’da siyaset ideolojik sloganlarla değil; ürünle, suyla, toprakla yapılır. Pamuk tarlasında bölücülük tutmaz. Kayısı bahçesinde ayrımcılık barınmaz. Toprak, kimlik tartışmasına değil; verime bakar.
Demirel’in o meşhur sözü boşuna değildir:
“Altı kere gittim, yedi kere geldim.”
Bu söz bir espri değil, bir demokrasi dersidir.
Gitmeyi de gelmeyi de bilen bir siyaset anlayışı…
Çünkü demokrasilerde sandık halk iradesidir; meşruiyetin ve siyasal kurumsallaşmanın temelidir. Sandık, ne küçümsenir ne de istismar edilir; doğru işletildiğinde devleti güçlendirir.
Bugün ise başka bir manzara var.
Demokrasi ya slogana indirgeniyor ya da etnik parantezlere sıkıştırılıyor. Üniter devlet “eski”, laiklik “yük”, üretim ise “detay” gibi gösterilmek isteniyor.
Oysa Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet şunu çok net söyler:
Devlet bölünmez, akıl bölünmez, üretim ertelenmez.
Demirel’in pratiği de budur:
Baraj yaparsın → su gelir
Su gelirse → tarım olur
Tarım olursa → refah olur
Refah olursa → demokrasi güçlenir
Demokrasi pamuk ipliğine bağlıysa, o ipliği üretemeyenler yüzündendir.
Pamuk Iğdır’da yetişir; devlet aklı Ankara’da kurulur.
Iğdır’dan Türkiye’ye mesaj nettir:
Bölücülükle siyaset olmaz.
Kimlikten rant çıkmaz.
Laik Cumhuriyet üretmeden yaşayamaz.
Atatürk’ün üniter devleti bir tercih değil, tarihsel ve coğrafi bir zorunluluktur.
Çünkü bu coğrafyada gevşeklik demokrasi değil, kaostur.
Demirel bunu Iğdır’da gördü, Türkiye’de uyguladı.
Bugün de aynısını hatırlamak zorundayız.
Demokrasi pamuk ipliğine değil;
akla, hukuka, sandığa ve üretime bağlıdır.
Iğdır biliyor.
Toprak biliyor.
Sıra siyasette.











