Teknik heyet eğer sahadaki performanstan memnunsa çıksın açıklasın, biz de ikna olalım. Değilse neden müdahale edilmiyor? Maçın ilk otuz dakikasında alarm veren bir oyun vardı. Oyuncu tercihleri, saha içi yerleşim ve direnç seviyesi ortadaydı. Buna rağmen kenar yönetimi adeta maçı tribünden izler gibiydi. Daha önce de ifade ettim; Atakan sağ bek değil, stoper oynamalı. Robin Yalçın stoper değil, ön liberoda değerlendirilmelidir. Orta saha ise tam anlamıyla sınıfta kaldı. On numarada Loshaj, sekiz numarada Bacuna beklentilerin çok altında bir görüntü verdi. Bruno yine sahada varla yok arası. Takımın bütün umudu Fofana’nın bireysel çabalarına kalmışsa, burada ciddi bir yapı sorunu var demektir. İkinci yarıda yapılan üç değişiklik de gidişatı değiştirmedi. Aksine oyun daha da karmaşık bir hal aldı. Ancak meseleyi sadece oyuncu performansına indirgemek doğru olmaz. Bu tablo, takım yapılanmasının ve oyun kimliğinin eksikliğinin sonucudur. Yeni teknik direktörün dokunuşu henüz hissedilmiyor. Oyun karakteri oluşmamış, mental olarak tükenmiş bir takım görüntüsü var. Sahadaki tablo bize açıkça şunu söylüyor: Bu ekip neye inandığını bilmiyor. Bizim güzel bir sözümüz var; “Gazı kaçmış gazoz.” Ne yazık ki bugün Iğdırspor için en uygun ifade bu. Takım, henüz gerçek bir takım kimliği oluşturmadan teslim bayrağını çekmiş gibi. Ligin bir an önce bitmesini bekleyen bir ruh hali sahaya yansıyor. Bu vurdumduymazlık Iğdırspor taraftarına acı veriyor. Taraftar mücadele görmek ister, karakter görmek ister. Futbolcular profesyonel olduklarını hatırlamalı ve oyunun gereğini yerine getirmelidir. Aksi halde o formanın ağırlığını taşımak mümkün değildir.Alagöz Iğdırspor’un Erok karşısında ortaya koyduğu ilk yarı performansı tam anlamıyla bir hayal kırıklığıydı. Bir takım sahaya bu kadar hazırlıksız, bu kadar dağınık çıkmamalı. Oyun kurgusu yok, plan yok, reaksiyon yok. İnsan sormadan edemiyor: Bu takım ne oynuyor?













