Futbol böyle bir oyun; bazen sahada doğru tercihleri yapsanız da skor tabelası size istediğinizi vermiyor.
Dünkü Bursaspor deplasmanı, ligdeki her takım için olduğu gibi bizim için de oldukça zorlu bir sınavdı. 40 binin üzerindeki coşkulu seyirci baskısı, Bursasporlu oyuncuların yüksek motivasyonu, saha avantajı ve tüm bu ağır atmosferin altında hakemin çaldığı hatalı düdükler işimizi şüphesiz zorlaştırdı.
Ancak maçın tek hikayesi elbette bu faktörler değil.
Takımımız mücadeleye gayet iyi başladı. Topa daha fazla sahip olan, pas trafiğini doğru yöneten ve rakip sahaya hızla geçebilen bir görüntü çizdik. Özellikle Gökçe’nin kafa pasında Arda’nın faydalanamadığı net gol pozisyonu, maçın ilk kırılma noktasıydı.
İlerleyen dakikalarda Bursaspor oyunu dengeleyip ağırlığını koymaya başladı. Sağ kanattan geliştirdikleri atakta sol bek Soner’in hem alan hem de adam markajında yaptığı büyük hata sonrası kalesinde golü gören taraf olduk. İlk yarıda takımımız genel olarak kötü bir performans sergilemese de oyun coşkusu ve momentum daha çok Bursaspor lehineydi. Bu devrede santraforumuz Arda’nın girdiği ikili mücadelelerde yaşadığı üst üste top kayıpları, hücum bölgesindeki etkinliğimizi düşüren temel etken oldu.
İkinci yarıyla birlikte sahaya bambaşka bir kimlik koyduk. Sahanın her alanında topu iyi çeviren, atak üstünlüğünü tamamen eline alan futbolcularımız, sergiledikleri güzel futbolla eminim Bursaspor taraftarının da takdirini kazandı. Mücadelenin en kritik anı ise 23 numaralı Hotiç’in kullandığı harika frikik oldu. Üst direkten dönen topu Bursaspor savunmasının çizgi üstünden çıkarması, maçın kaderini belirleyen ikinci büyük kırılma noktasıydı.
Takımımızın yüksek baskıya rağmen oyun disiplininden kopmadığı dakikalarda, Kenan Hocanın sol bek Soner’in yerine sol stoper Alperen’i oyuna sürmesini doğrusu yadırgadık. Alperen, bekte görev yapacak çabukluğa sahip olmamasının yanı sıra tek hamleli bir oyuncu. Nitekim ikili mücadeledeki zamanlama hatası sonrası VAR incelemesiyle kırmızı kart görerek oyundan ihraç edildi. Maçın o anında bu hamleye sitem etmemek elde değildi.
10 kişi kaldıktan sonra dahi reaksiyon gösteren ve pozisyon aramaya devam eden bir takım izledik; ne var ki bu çaba tabelaya yansımadı.
Dünkü karşılaşmada göze çarpan en bariz eksikliğimiz; geçen yılki Fofana tarzında çizgiye inen bir sol kanat oyuncusunun yokluğuydu. Sağ kanatta Felix’in, ileride ise Arda’nın gününde olmaması skor üretemememizin başlıca nedenleri arasında yer aldı.
Genel bir değerlendirme yapacak olursak; takımın sergilediği performans ve oyuncuların birbirini tamamlama arzusu oldukça umut verici. Transferlerde ince elenip sıkı dokunduğu ve kadroyu gençleştirme hamlesinin doğruluğu net bir şekilde hissediliyor. Bu yapılanmanın meyvelerini önümüzdeki haftalarda toplayacağımıza inanıyorum.
Mevcut tabloda kadronun acil olarak saf bir 10 numara ve etkili bir sol kanat takviyesine ihtiyacı olduğu görülüyor. Teknik heyetin de bizimle aynı fikirde olduğunu umuyoruz. Transfer tescil döneminin biteceği 4 Eylül’e kadar önümüzde hala zaman var; yapılacak doğru dokunuşlar bu takımı çok daha farklı bir seviyeye taşıyacaktır.












