Son iki haftada üst üste yaşadığımız şanssız puan kayıpları, bu haftaki Esenler Erokspor karşılaşmasını Alagöz Holding Iğdır FK açısından mutlak kazanılması gereken kritik bir viraja dönüştürmüştü.
Maça istekli ve baskılı bir başlangıç yaptık. Ancak ilk 20 dakikalık tempolu bölümün ardından oyunun kontrolünü yavaş yavaş rakibe kaptırmaya başladık. Saha içi organizasyonundaki kopukluklar tam "İlk yarı bu skorla tamamlanır" diye düşündürürken sahneye Gökçen çıktı. Bireysel gayreti, hırsı ve ısrarıyla kazandığı topu ağlarla buluşturarak temsilcimizin soyunma odasına önde gitmesini sağladı; hepimize rahat bir nefes aldırdı.
Mücadelenin ikinci yarısı, ilk 20 dakikalık dilimde tam bir orta saha savaşı şeklinde geçti. Karşılaşmanın son bölümünde ise sahamıza çekilerek ciddi bir baskı yedik. Şunu net bir şekilde ifade etmek gerekir: Yediğimiz bu baskı Esenler Erokspor’un olağanüstü bir futbol oynamasından değil, takımımızın son haftalardaki kayıplar nedeniyle yaşadığı psikolojik baskıdan ve skoru koruma içgüdüsünden kaynaklandı.
Maçın kırılma anı ise hakemin haksız bir sarı kartın ardından aleyhimize çaldığı penaltı düdüğü ve kalecimizin o kritik andaki harika kurtarışı oldu. Son dakikalarda adeta tek kaleye dönen oyunda direnen, kalesinde devleşen ve rakibin tüm ataklarını savuşturan defans hattımızı ve kalecimizi ayrıca tebrik etmek gerekir.
Ancak alınan bu kritik galibiyet, takımın eksiklerini görmemize engel olmamalı. Yeşil-beyazlı ekibimizin genel tablosuna baktığımızda, orta sahamızın maalesef ciddi bir zafiyet içinde olduğunu kabul etmeliyiz. Mevcut orta saha yapımız, şampiyonluk hedefleyen bir takıma yakışır kalitede ve üretkenlikte değil. Top yapmakta zorlanıyoruz, pas trafiğimiz aksıyor ve orta saha kurgumuz takımı etkili bir şekilde hücuma taşıyamıyor.
Örneğin bugün asıl yeri sol kanat olan Gökçen, üçlü orta sahanın bir parçası olarak görev yaptı. Mücadelesiyle sahanın en iyisiydi fakat pas organizasyonu ve takımı öne çıkarma konusunda tek başına yeterli olamadı. İtalyan oyuncumuz Giovanni beklentilerin çok altında kalırken, Doğan Erdoğan ise birkaç maçtır olduğu gibi yine orta sahanın ayakta kalan en istikrarlı ismiydi.
Kanatlarda görev yapan iki yetenekli oyuncumuz kalitelerini hissettiriyor ancak takıma ve lige tamamen adapte olabilmeleri için biraz daha zamana ihtiyaçları var. Santraforumuz Tangue ise maalesef hem saha içinde çok ağır kalıyor hem de rakip savunmaya beklenen baskıyı kuramıyor. Nitekim onun yerine oyuna dahil olan Arda, hırsı ve hareketliliğiyle takıma çok daha fazla dinamizm kattı. Sonradan oyuna giren diğer isimlerin takıma katkı sağlamak bir yana, rakibin kurduğu baskıya direnç gösterememeleri de teknik heyetin üzerinde durması gereken önemli bir detay.
Her şeye rağmen Alagöz Holding Iğdır FK'nın zorlu bir deplasmandan altın değerinde üç puanla dönmesi morale ihtiyacımız olduğu bu dönemde ilaç gibi geldi. Umuyorum ki bu galibiyet yeni bir galibiyet serisinin ilk halkası olur.
Kalesinde devleşerek maçı çözen ve 3 puanı hanemize yazdıran gecenin yıldızı kalecimiz Szumski’yi yürekten kutluyorum. Ancak şampiyonluk hedefine yürümek istiyorsak eksiklerimizden ders çıkarmalı ve saha içi performansımızı mutlaka yukarılara çekmeliyiz. Çünkü bu ligde kalıcı başarılar için çok daha iyi olmak zorundayız.












