Yeni teknik direktör, yeni transferler ve doğal olarak yükselen beklentiler… Serikspor maçına tam da bu psikolojiyle başladık. İlk 11 ve sahaya yayılan diziliş kâğıt üzerinde kötü değildi. Ancak bazı tercihlerin maç başlamadan bile soru işareti oluşturduğunu söylemek gerekiyor.
Örneğin Atakan konusu… Atakan, çok zorda kalınmadıkça stoper oynamalı. Çünkü modern futbolda sağ bekten beklenen temel özellikler; top taşıma, sürekli bindirme yapma ve etkili orta kesebilme becerisidir. Atakan’ın güçlü yönü top kesme ve savunma direncidir. Bu da onu doğal olarak stoper pozisyonuna daha uygun bir oyuncu hâline getiriyor. Sağ bekte oynadığında hem hücum akışı zayıflıyor hem de oyunun genişliği kayboluyor.
Savunma hattına baktığımızda, transferlerle birlikte daha derli toplu ve uyumlu bir görüntü ortaya çıktığını söylemek mümkün. Ancak Güray özelinde bazı soru işaretlerim var. Evet, büyük bir tecrübe ve bunu teslim etmek gerekir. Fakat yaş faktörü devreye girdiğinde hem savunma dönüşlerinde hem de hücum katkısında zaman zaman aksaklıklar yaşanabileceği açıkça görülüyor. Bu noktada doğru maç ve doğru tempo ayarlaması önemli.
Orta saha kurgusu ise maçın en olumlu tarafıydı. Robin Yalçın’ın ön liberoya, yeni transfer Loshaj’ın ise forvet arkasına yerleştirilmesi, sahada net bir oyun kimliği oluşturdu. Bu tercih, hem topun bizde kalmasını sağladı hem de pas bağlantılarını güçlendirdi. İlk yarıda öyle bir oyun oynadık ki rakip adeta sahada bizi izlemekle yetindi. Pas trafiği, oyun disiplini ve alan paylaşımı oldukça doğruydu. Doğru oyuncu tercihleri, doğru oyunu getirdi; bu da skora net şekilde yansıdı.
İkinci yarıda ise beklenen oldu. Ev sahibi olmanın avantajıyla Serikspor’un baskılı başlayacağını tahmin etmek zor değildi. Nitekim öyle de başladı. Ancak asıl sorun rakibin baskısı değil, bizim buna verdiğimiz tepkideydi. Teknik heyetin yaptığı inanılmaz yanlış oyuncu değişiklikleri, rakibi adeta kendi ellerimizle maçın içine ortak etti.
Futbolda yazılı olmayan ama çok net bir kural vardır: Olağanüstü bir durum yoksa stoper hattıyla oynanmaz. Kenan Hoca, hem Alimi’yi hem de Atakan’ı oyundan alarak savunma dengesini bozdu. Bununla da yetinmeyip orta sahadaki denge unsurumuz, takımın sigortası olan Robin Yalçın’ı savunmaya çekti. Bu hamleyle birlikte takımın orta sahadaki direnci tamamen kayboldu.
Topu tutamaz hâle geldik, topu rakibe bıraktık. Topu rakibe bıraktığınızda da baskı yemeniz kaçınılmazdır. Nitekim bu baskının sonucunda rakip, gerçekten muhteşem bir golle yeniden maça tutundu. Eğer karşımızda biraz daha yetenekli ayaklara sahip bir takım olsaydı, ikinci yarıda yapılan bu yanlış değişiklikler başımıza çok daha büyük işler açabilirdi.
Neyse ki Bruno’nun attığı gol maçın fişini çekti ve olası bir puan kaybının önüne geçti. Ancak skorun bizi yanıltmaması gerekiyor. Çünkü bu maç, doğru kadro ve doğru kurgulanmış bir oyunun, yanlış teknik hamlelerle nasıl sekteye uğratılabileceğinin net bir örneğiydi.
Özetle; kaliteli bir oyuncu grubuna sahibiz. Bu kalite, ilk yarıda sahaya net biçimde yansıdı. Ancak aynı kaliteyi 90 dakikaya yaymak, doğru dokunuşlar ve doğru kararlar gerektirir. Oyuncu kadromuz fazlasıyla yeterli. Şimdi bu kaliteyi sürekli ve doğru şekilde sahaya yansıtacak teknik dokunuşları bekliyoruz.











