Futbol bir takım oyunu, bir sinerji işidir. Ama eğer bir toplulukta aidiyet duygusu kalmamışsa, o takımdan hiçbir şey bekleyemezsiniz. Ne bireysel yetenek, ne de kolektif mücadele, kendiliğinden ortaya çıkmaz. Ne yazık ki, şu an Iğdır’ın futbol sahasında yaşanan tablo tam da bunu gösteriyor: Oyuncular adeta tükenmişlik sendromu yaşıyorlar. Kötü gidişi kabullenmiş, isyan eden tek bir oyuncu bile yok. Bu sessizlik ve umursamazlık, takımsızlığın en çarpıcı göstergesi.
Hiçbir mevkide tatmin edici bir performans yok. Ne bireysel ne de kolektif olarak oyunun kalitesi beklenenin çok altında. Koite gibi süper lig tecrübesi olan, büyük umutlarla transfer edilmiş bir oyuncunun performansı ise hayal kırıklığı yaratıyor. Hele son maçta kaçırdığı pozisyon, bir penaltıdan çok daha basitti. Yerine giren Bruno da ondan geri kalmadı; tam anlamıyla beklenen katkıyı veremediler. Savunmada ise Tsunami ikinci golü adeta rakibe hediye etti. Orta sahada Bacuno’nun varlığı fark yaratmadı. Sağ kanatta Ahmet Engin ilk yarıda biraz kıpırdayabildi ama maçın geneline baktığımızda etkisiz kaldı.
Geçtiğimiz haftalarda defalarca yazdım: Bu takım Fofano’nun ayaklarına bakıyor. Fofano kötü bir gününde ise takım neredeyse rakip sahaya geçemiyor. Bu bağımlılık, oyun planının ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor. Özetle, bu takımın ilk yediye kalması bile büyük bir başarı sayılır. Çünkü sorumsuzluk ve motivasyon eksikliği, her maçı ayrı bir mücadele haline getiriyor.
Dileğimiz, futbolcu topluluğunun bir an önce bu sorumsuzluktan kurtulması ve futbolcu olmanın gereğini yerine getirmesidir. Saha sadece yetenekle değil, disiplin, sorumluluk ve mücadele ruhuyla kazanılır. Oyuncular, sadece bireysel yeteneklerini değil, kolektif aidiyetlerini de sahaya yansıtmalı.
Son olarak, sadece futbolda değil, dünyada da adaletsizliğe ve zulme karşı direnişin önemi büyük. Amerika ve İsrail gibi terör devleti niteliğindeki güçler, beklemedikleri bir direnişle karşı karşıya kaldılar. İran İslam Cumhuriyeti öncülüğünde oluşan direniş ekseni, Hüseyni bir ruhla bu zalimleri durduracaktır. Tarih, baskıya karşı direnenlerin ve sorumluluk bilinciyle hareket edenlerin zaferini yazacaktır.













