Öncelikle insan olmak önemlidir. Ancak sadece insan olmak yetmez; vicdanlı, merhametli ve adalet duygusuna sahip bir insan olmak gerekir. Dünyada yaşanan acılara, katliamlara ve zulümlere karşı duyarsız kalanlar, bu zulmü destekleyenler veya göz yumanlar en az zalimler kadar suçludur. Son zamanlarda “soykırım” ve “katliam” kelimelerini ne yazık ki çok sık duyuyoruz. Bunlar, hiçbir insanın duymak istemeyeceği, yüreğini sızlatan kelimeler. Ancak istemesek de, bu gerçekler bize zorla dayatılıyor; kulaklarımızı, gözlerimizi ve vicdanlarımızı tırmalıyor.
Ukrayna’da yaşanan savaşta hayatını kaybeden masum insanlar için yüreğimiz sızladı. Evlerinden, yurtlarından edilenlerin çaresizliği hepimizi derinden üzdü. Aynı şekilde Gazze’de yaşanan zulüm karşısında gözyaşı döktük. Orada katledilen çocukların masum yüzlerini gördükçe kendi ailemiz, çocuklarımız ve torunlarımız gözlerimizin önüne geldi. İnsan, yüreğinde biraz vicdan taşıyorsa, dünyanın neresinde olursa olsun, haksız yere canı alınan her insana üzülür.
Bugün ise Suriye’de Alevilere yapılan katliam içimizi dağlıyor. Bir inanca sahip oldukları için, mezheplerinden dolayı insanların hunharca öldürülmesi, tarihin en büyük insanlık suçlarından biridir. Geçmişte “katil” ve “terörist” diye kırmızı bültenle aranan kişiler, bugün devlet yönetiyorsa, bu tür zulümlerin yaşanması kaçınılmaz olur. Adaletin ve insanlığın tamamen yok sayıldığı bir düzenin içinde yaşıyoruz. Zulme karşı sessiz kalmak, zalime destek olmaktır. Bu yüzden herkesin sesini yükseltmesi, adalet ve insanlık adına haykırması gerekir.
Türkiye olarak yıllardır terörle mücadele eden bir ülkeyiz. Bugün terör örgütlerine karşı yıllarca savaşmış bir milletin, teröristlere destek vermesi düşünülemez. Ancak ne yazık ki, bazı kendini bilmez, sözde gazeteciler bu vahşeti destekleyen açıklamalar yapıyor. Oysa suç bireyseldir. Geçmişte Esad suç işlemişse, bunun sorumlusu Esad’dır. Ancak onun düşüncesinde olan herkesi katletmek, insanlık suçudur. Bu suçları işleyenlere destek verenler de en az onlar kadar suç ortağıdır.
Suriye’den gelen görüntüler, masum insanların katledilişini gözler önüne seriyor. Fotoğraflara bakmak bile insanın yüreğini kaldırmıyor. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar acımasızca katlediliyor. Bu vahşeti gerçekleştirenler, belki bu dünyada hesap vermeyeceklerini düşünüyor olabilirler, ancak hiç kimse ilahi adaletten kaçamaz. Gün gelecek, yaptıkları zulmün hesabını ahirette en ağır şekilde ödeyecekler. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.
İnsan olarak bize düşen görev, bu katliamları durdurmak için sesimizi yükseltmektir. Elimizden ne geliyorsa, gücümüz yettiğince mücadele etmek zorundayız. Zulmün karşısında susan dilsiz şeytandır. Biz zalimlere karşı susmayacağız. Biz sesimizi duyuracağız. Masum insanların ölmesine seyirci kalmayacağız. Adalet ve insanlık için, sonuna kadar mücadele edeceğiz!












