Bazen insan yılların biriktirdiği duyguyu birkaç cümleye sığdıramıyor. Hele ki konu memleket olunca, hele ki konu ömür verilen bir meslek olunca…
Iğdır’da tam 39 yıldır gazetecilik yapıyorum. Dile kolay… Bir insan ömrü. Nice sabahlar erkenden kalkıp haber peşinde koştuk, nice geceler matbaa kokusuyla geçti. Bu meslek bana sadece yazmayı değil, görmeyi, anlamayı, dinlemeyi öğretti. En önemlisi de insanı tanımayı öğretti.
Mesleğe başladığım ilk günden beri kendime bir ilke edindim: Doğruyu yazmak. Kimsenin adamı olmadan, kimseye düşmanlık etmeden, ama gördüğümü de saklamadan… Bu memlekete, bu insanlara faydalı olmak için kalem tuttum. Çünkü gazetecilik benim için sadece bir iş değil, bir sorumluluktu.
Yıllar geçti… Siyaset değişti, isimler değişti, partiler değişti. Bir dönem Anavatan Partisi vardı, sonra başka partiler geldi, başka isimler geçti. Hepsi geldi, geçti. Ama dönüp geriye baktığımızda Iğdır için kalıcı, elle tutulur, “işte budur” diyebileceğimiz hizmetlerin sayısı ne yazık ki çok sınırlı kaldı.
Bu şehir hep bir şeyler bekledi. Hep umut etti. Ama çoğu zaman beklediğini bulamadı.
Bugün ise farklı bir tabloyla karşı karşıyayız.
Şimdi bir milletvekilimiz var: Cantürk Alagöz…
Onu yeni yeni tanıyoruz, daha doğrusu anlamaya başlıyoruz.
Bu memleketin evladı… Dışarıda kazanmış, birikim yapmış, ama dönüp yine memleketine gelmiş. “Ben bu şehre ne katabilirim?” diye düşünen bir anlayışla hareket etmiş. Bu bile başlı başına kıymetlidir.
İlk baktığı yer gençler olmuş. Çünkü bir şehrin geleceği gençlerdir. Ve acı bir tabloyla karşılaşmış: Kahvehane köşelerinde vakit öldüren gençler, kötü alışkanlıkların eşiğinde olan bir nesil…
Bu tabloyu değiştirmek için spor üzerinden bir yol seçmiş.
O dönemde sahipsiz kalan Iğdır Belediyespor… Kimsenin el uzatmadığı bir yapı. Önce yönetime girmiş, sonra ısrarlar sonucu başkan olmuş. Ve “Bu takım bu ligde kalamaz” demiş.
Kısa sürede takımın kaderini değiştirmiş. Adım adım, planlı bir şekilde üst liglere taşımış. Bugün gelinen noktada Iğdır futbolu artık başka bir yerde konuşuluyor.
Ama mesele sadece bir takımın yükselmesi değil.
Asıl mesele altyapı…
Kurulan tesisler, oluşturulan sistem, gençlere açılan kapılar… Bugün Iğdır’ın çocukları profesyonel eğitim alıyor. Belki çok yakın bir zamanda sahalarda kendi memleketimizin çocuklarını izleyeceğiz. İşte kalıcı yatırım budur.
Sporla başlayan bu dokunuş, başka alanlarda da kendini göstermiştir.
Sağlık…
Iğdır’ın yıllardır en büyük sorunlarından biri.
İnsanlar en basit tedavi için Erzurum’a, Kars’a, Van’a gitmek zorunda kalıyordu. Bu bir kader değildi ama yıllarca kader gibi yaşandı.
Şimdi ise 400+200 yataklı şehir hastanesinin temeli atıldı. İnşaat hızla devam ediyor. Bu sadece bir bina değil, bir dönüşümdür. Bu şehirde yaşayan insanların artık başka illere gitmek zorunda kalmaması demektir.
Bununla birlikte Iğdır Üniversitesi’nde Diş Hekimliği Fakültesi kuruldu. Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi hizmet vermeye başladı. Bunlar küçük adımlar gibi görünse de aslında büyük bir zincirin halkalarıdır. Devamı gelecektir. Belki de yarın bir gün bu şehirde bir Tıp Fakültesi de konuşulacaktır.
Doktor atamaları…
Milletvekili seçildiği 14 Mayıs 2023’ten bu yana 300’ün üzerinde doktor ataması yapıldı.
Ama mesele sadece atama değil, kalıcılık. İşte burada da sürekli bir çaba var.
Tarım…
Iğdır’ın can damarı.
Yıllardır konuşulan ama çözülmeyen sulama sorunları… DSİ üzerinden getirilen iş makineleriyle kanallar temizleniyor. Tarım Bakanı sahaya getiriliyor. Sorunlar masa başında değil, yerinde anlatılıyor.
Çiftçinin en büyük sıkıntılarından biri de ürününü zamanında satamamak.
Bu noktada kendisi tarafından kurulan lisanslı depo sistemi önemli bir adım. Kaan Lisanslı Depoculuk ile çiftçi ürününü güvenle teslim edebiliyor. İsterse bekletip istediği zamanda satabiliyor. Bu, üreticinin elini güçlendiren bir sistemdir. Çiftçiyi Batmanlı, Vanlı, Erzurumlu tefecilerin elinden kurtarmıştır.
Sanayi tarafında açılan tesisler…
3 tane fabrikasında 500’e yakın çalışanıyla Iğdır ekonomisine ciddi bir istihdam sağlıyor.
Ve bir de görünmeyen taraf var…
Yardımlar…
İnsanların dertlerine birebir dokunan destekler. Ama bunlar bilinçli olarak görünür yapılmıyor. Yazılmasını istemediği için yazılmıyor. Ama bu şehirde yaşayan herkes az çok kimin ne yaptığını biliyor.
İşe yerleştirilenler, destek görenler, kapısını çalan ve geri çevrilmeyen insanlar…
Bugün Iğdır’da birinin başı dertteyse aklına gelen isimlerden biri Cantürk Alagöz oluyor.
Peki biz ne yapıyoruz?
İşte asıl soru bu…
Bazen kıymet bilmekte geç kalıyoruz. Bazen yapılanı görmek yerine eksik arıyoruz. Bazen de anlamadan, tanımadan yargılıyoruz.
Başka şehirlerden bile mesaj geliyor: “Cantürk Alagöz’ün değerini bilin” diye…
Çünkü dışarıdan bakıldığında bazı şeyler daha net görülüyor.
Oysa burada mesele çok açık:
Bu şehir için çalışan birine sahip çıkmak.
Cantürk Alagöz kimseyi ayırmıyor. Irkına, mezhebine, görüşüne bakmıyor. Onun için tek bir ölçü var: Iğdırlı olmak.
Bu çok önemli bir duruştur.
Çünkü bu şehir yıllarca ayrıştırmalarla, küçük hesaplarla yoruldu.
Şimdi ise birleştiren bir anlayış var.
Ama ne yazık ki bu anlayışı kırmak isteyenler de var.
Siyaset yapıp bu şehre bir çivi çakmamış olanların rahatsız olması da anlaşılır bir durum. Çünkü yapılan her iş, yapılmayanların eksikliğini daha görünür hale getirir.
Ama unutulmaması gereken bir şey var:
Bu şehir hepimizin.
Ve bu şehre hizmet eden herkes değerlidir.
Bugün belki kırılan bir gönül var. Belki üzülen bir insan var. Ama bu şehir o gönlü yeniden kazanmayı da bilmelidir.
Çünkü böyle insanlar kolay yetişmiyor.
Böyle insanların bu şehre yönelmesi kolay olmuyor.
Bulmak zor… Kaybetmek ise çok kolay.
39 yıllık gazetecilik hayatımda çok şey gördüm. Çok isim geldi geçti. Ama bazı insanlar vardır, iz bırakır.
Bugün yazdıklarım belki bir kısmı. Daha anlatılacak çok şey var. Günü gelir, sorarız, yazarız. Sayfalar yetmez.
Ama bugün için şunu söylemek yeterlidir:
Bu şehrin değerlerini korumak, sahip çıkmak, kıymet bilmek…
Bu hepimizin boynunun borcudur.











