Son günlerde sosyal medyada kim olduğu, ne olduğu belli olmayan bazı kişilerin Azerbaycan’ın dış politikasını hedef alan sözler sarf ettiğini görüyoruz. Bu sözlerin hiçbir değeri yoktur. Çünkü Azerbaycan ile Türkiye arasındaki bağ dostluk bağı değildir, kardeşlik bağıdır. Bu kardeşlik kanla, tarihle, kültürle mühürlenmiştir.
Unutulmamalıdır ki, her milletin kendi menfaatleri vardır. Azerbaycan da son otuz yılda sayısız badire atlatmıştır. 20 Ocak 1990’daki kara gün, Karabağ’da verilen mücadeleler… Bütün bu yaşananlar Azerbaycan’ın devletleşme yolunda olgunlaşmasına, dostunu da düşmanını da tanımasına vesile olmuştur. Bugün Azerbaycan’ı yöneten Cumhurbaşkanı, yalnızca bir devlet başkanı değildir; milletinin kaderine yön veren, adını tarihine altın harflerle yazdırmış bir liderdir. Onu eleştirmek, ona yol göstermeye kalkmak kimsenin haddi değildir. Olamaz da. Çünkü o yalnız Azerbaycan’ın değil, Türk dünyasının da saygı duyduğu bir liderdir.
Bugün gelinen noktada Türkiye ile Azerbaycan’ın ilişkileri, cumhuriyet tarihimizde görülmemiş bir zirveye ulaşmıştır. Bu yakınlıktan elbette rahatsız olanlar çıkacaktır. Dün Türk milletinin birliğini bozmak için çabalayanlar, bugün torunlarıyla aynı oyunu oynamaya devam ediyor. Sosyal medyada uydurulan asılsız haberlerle, atılan iftiralarla iki kardeşin arasına nifak sokmaya çalışıyorlar. Ama bilmiyorlar ki, bu milletin feraseti bu oyunları bozar.
Aklıselim hiçbir Türk insanı Azerbaycan’a karşı yapılan mesnetsiz iddialara kulak asmaz. Bilakis, bu tür girişimlerin karşısında dimdik durur. Çünkü bu kardeşlik, basit çıkar hesaplarıyla sarsılacak kadar zayıf değildir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, yıllar önce “Azerbaycan’ın kederi kederimiz, sevinci sevincimizdir” diyerek bu hakikati tarihe kazımıştır. Bugün biz de aynı inançla söylüyoruz: Azerbaycan’ın iyi günü bizim iyi günümüzdür, hüzün günü bizim hüzün günümüzdür. Kimse Azerbaycan’a söz söylemeye kalkmasın, çünkü bu söz aynı zamanda Türkiye’ye söylenmiş olur.
Türkiye ile Azerbaycan omuz omuza yürümeye devam edecektir. Bu kardeşlik, sadece iki devletin değil, bütün Türk dünyasının geleceğini aydınlatacak bir meşaledir. Kim ne derse desin, hangi iftirayı atarsa atsın, hangi karanlık oyunları sahneye koyarsa koysun, bu meşale sönmeyecek. Bu böyle biline…











