Bayramlar yalnızca takvimde yer alan dini günler değildir; aynı zamanda toplumun ortak sevinç, umut ve dayanışma duygularının zirveye ulaştığı, kalplerin yumuşadığı, gönüllerin birleştiği özel zamanlardır. Bu yıl da Kurban Bayramı’nı büyük bir coşkuyla kutladık. Ancak bu bayramın Iğdır’da önceki yıllardan farklı, özel bir heyecanla yaşandığına bizzat tanıklık ettim.
Toplumsal mutluluk, bireysel sevinçlerin birleşmesiyle büyür. Bayram boyunca insanların gözlerindeki ışıltı, samimi tebessümleri ve yürekten gelen bayramlaşmaları, şehir genelinde güçlü bir manevi atmosfer yarattı. Bu havanın oluşmasında önemli rol oynayan isimlerden biri ise hiç şüphesiz Sayın Valimiz Ercan Turan’dı. Bu bayramda kendisini geçmiş yıllara kıyasla daha enerjik, daha sahada ve halkla daha iç içe gördük. Bu sadece bir gözlem değil, aynı zamanda bir farkındalık anıydı.
Vali Ercan Turan, eşi ve protokol üyeleriyle birlikte vatandaşın kapısını çaldı; birebir bayramlaştı, sohbet etti, hal hatır sordu. Bu sıcak temas, kamu yönetiminin halka yakınlığını ve samimiyetini ortaya koyan en güzel örneklerden biriydi. Vatandaş için bu temas yalnızca bir tebessüm değil; aynı zamanda umut, moral ve güven anlamına geliyor. İnsanlar sorunlarını dile getirme fırsatı buldu, dinlenildiklerini hissetti ve yalnız olmadıklarını bir kez daha gördü.
Bu yıl dikkat çeken bir başka gelişme ise Iğdır Üniversitesi’ne Iğdırlı bir rektörün atanmasıydı. Şehirdeki dönüşümün önemli bir parçası olan bu değişim, Valimizle birlikte gerçekleşen bayram ziyaretleriyle daha da anlam kazandı. Kamu yönetimi ve akademik camianın bu kadar uyumlu ve eşgüdümlü hareket etmesi, Iğdır’da bugüne kadar pek görülmemiş bir sinerji yarattı. Bu uyum, kronikleşmiş sorunların ortak akılla çözülebileceğini ve Iğdır’ın potansiyelinin açığa çıkarılabileceğini gösteriyor.
Elbette Iğdır’ın çözüm bekleyen önemli meseleleri var. Bunu yıllardır yazıyor, dile getiriyoruz. Geçmişte birçok kez değişimin eşiğine geldik. Hatırlarsınız; bir sabah kalktık, Nahçıvan sınırı açılmış... Daha bir gün önce imkânsız gibi görünen bir şey ertesi gün gerçeğe dönüşmüştü. Ancak biz bu değişimlere hazırlıksız yakalanmış, sürecin parçası olamamıştık.
Kurban Bayramı öncesinde yine önemli bir diplomatik gelişmeye şahit olduk: Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ilk kez Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı arayarak Türk halkının bayramını kutladı, barış mesajları verdi. Bu tür diplomatik adımlar, bölgede değişen rüzgârların işareti olabilir. Yarın bir sabah "Zengezur Koridoru açıldı" haberini duyarsak, buna hazır mıyız?
İşte bu nedenle vakit kaybetmeden, Iğdır olarak harekete geçmeli; altyapıdan ekonomiye, turizmden eğitime kadar tüm alanları kapsayan, uzun vadeli projeler üretmeliyiz. Şehrin çehresi değişmek zorunda. Yakın gelecekte yatırımcılar buraya gelecek, turizm canlanacak. Beş yıldızlı otel talepleri artacak, ulaşım ağları genişleyecek, sosyal yaşam alanları çoğalacak. Bugünkü altyapı, yarının potansiyelini taşıyacak düzeyde değil.
Evet, bu bayram Iğdır’da umut ve heyecan hakimdi. Ancak bu duyguların boşa çıkmaması için, kalıcı projelerle desteklenmesi şart. Kamu görevlileri, akademisyenler, iş insanları ve sivil toplum kuruluşları el ele vererek, Iğdır için stratejik bir kalkınma planı oluşturmalı. Çünkü Iğdır sadece bir sınır şehri değil; aynı zamanda üç ülkeye komşu, jeopolitik olarak son derece stratejik bir geçiş noktasıdır.
Unutmayalım ki bayramlar gelip geçer. Ancak bayramlarda hissedilen birlik, beraberlik ve dayanışma ruhu, geleceğe atacağımız adımlar için en sağlam temeli oluşturur. Şimdi bu temele güçlü bir yapı inşa etmenin, Iğdır’ın geleceğini hep birlikte şekillendirmenin tam zamanıdır.











