Geçen gün, cumartesi sabahı mail kutuma düşen bir not dikkatimi çekti. “Abi, pazartesi sunumum var, gelirsen mutlu olurum.” diye yazıyordu. Mailin sahibine baktım; Iğdır Üniversitesi’nin değerli akademisyenlerinden, aynı zamanda gazetemizin köşe yazarlarından biri olan Doç. Dr. Suna Altan’dı.
Suna Hanım, tanıdığım günden bu yana Iğdır Üniversitesi’nde hakkı yenen, emeği çoğu zaman görünmeyen ama asla yılmadan çalışan bir bilim insanı. Cemaat yapılanmalarının ve haksızlıkların gölgesinde kalmış pek çok akademisyen gibi, o da bu şehrin yetiştirdiği, değerine geç kavuşan isimlerden biri.
Zamanım kısıtlı olmasına rağmen davetine kayıtsız kalamadım ve panele gitmeye karar verdim. Salona girdiğimde, programın moderatörü dostum, tarihçi kimliğiyle her zaman takdir ettiğim Arslan Akyıldız olduğunu öğrenince sevincim bir kat daha arttı.
Program, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere tüm şehitlerimiz için saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Ardından Iğdır Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Uğur Şimşek, Cumhuriyet’in anlamı ve kazanımları üzerine kısa ama anlamlı bir konuşma yaparak katılımcıları selamladı.
Panelin açılışında Arslan Akyıldız, tarihçi kimliğiyle Cumhuriyet’in temellerinden, kuruluş yıllarındaki mücadele ruhundan bahsetti. Sonrasında sözü Iğdır Üniversitesi Öğretim Görevlisi Burak İli’ye verdi. Burak Hoca, Atatürk’ün basına verdiği önemi, Anadolu Ajansı’nın kuruluş sürecini ve Cumhuriyet döneminde basının üstlendiği tarihi misyonu etkileyici örneklerle anlattı.
Panelin en dikkat çekici bölümü ise şüphesiz Doç. Dr. Suna Altan’ın “Cumhuriyetin Doğuşu: Halk Egemenliği ve Modern Türkiye’nin Temelleri” başlıklı sunumuydu. Suna Hoca öyle bir anlatım sergiledi ki; adeta o günleri yaşıyormuşçasına bir içtenlikle konuştu. Sözleriyle, salonu dolduran öğretim üyeleri, öğrenciler ve misafirleri Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına götürdü. Dinleyiciler zaman zaman alkışlarla sunuma eşlik etti. Gerçek bir akademisyenin, bilgiyi sadece anlatmakla kalmayıp hissettirmesi gerektiğinin canlı örneğiydi.
Programın sonunda ise duygu dolu anlar yaşandı. Azerbaycanlı akademisyen Dr. Öğr. Üyesi Mihriban Mammadalıyev yönetimindeki Müzikoloji Bölümü öğrencilerinden oluşan Gençlik Korosu sahne aldı. Cumhuriyet marşları ve döneme ait eserleri seslendiren öğrenciler, salondaki herkese unutulmaz anlar yaşattı. Alkışlar, sadece o performansa değil, Cumhuriyet’in taşıdığı ruha da bir saygı duruşuydu adeta.
Panel bittikten sonra kendimi yıllar öncesine, 1990’lara götürdüm. O dönemlerde sık sık düşünürdüm: “Keşke bizim de bir üniversitemiz olsaydı…” İşte o hayal, yıllar sonra gerçeğe dönüşmüş, Iğdır Üniversitesi kurulmuştu. Ancak itiraf etmeliyim ki, üniversitenin kuruluşundan bugüne kadar geçen süreçte zaman zaman içim burkuldu. Çünkü bu kurum, sadece bir eğitim yuvası değil, aynı zamanda Iğdır’ın geleceğini inşa edecek bir kültür ocağı olmalıydı.
Bu panel, işte tam da bu anlamda bana umut verdi. Gerek konuşmacıların bilgi dolu anlatımları, gerek müzikoloji bölümü öğrencilerinin yürekten gelen performansı, beni 50-60 yıl geriye, Cumhuriyetin o coşkulu ilk yıllarına götürdü.
Emeği geçen herkesi kutluyorum. Başta Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Gürel olmak üzere, bu anlamlı etkinliği düzenleyen Doç. Dr. Suna Altan’a, moderatör Arslan Akyıldız’a ve tüm öğrencilerimize teşekkür ediyorum.
Cumhuriyetimizin 102. yılına yakışır bu program, sadece bir panel değil; aynı zamanda Cumhuriyet bilincinin, akademik emeğin ve sanatsal ruhun buluştuğu bir sahneydi.











