Bölgemiz açısından stratejik öneme sahip olan Ermenistan sınır kapısının açılması konusu yıllardır gündemdeki yerini koruyor. Ancak bu konuda atılacak adımların tek taraflı beklentilerle değil, karşılıklı güven ve kalıcı barış temelinde şekillenmesi gerekiyor. Eğer Ermenistan kapıların açılmasını istiyorsa, öncelikle üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmelidir.
Uzun yıllar boyunca Rusya'nın etkisi ve diaspora çevrelerinin yönlendirmeleriyle hareket eden Ermenistan, bölgede sağlıklı ilişkilerin kurulmasına katkı sağlayacak adımları atmakta gecikti. Son yıllarda Başbakan Nikol Paşinyan’ın daha gerçekçi ve pragmatik bir siyaset izlemeye çalıştığı görülüyor. Bu yaklaşımın devam etmesi hem Ermenistan'ın hem de bölgenin yararınadır. Ancak bunun için sadece söylemler yeterli değildir. Kalıcı barış için somut adımların atılması şarttır.
Öncelikle Ermenistan Anayasası'nda yer alan ve komşu ülkelerin toprak bütünlüğü konusunda soru işaretleri oluşturan maddelerin gözden geçirilmesi gerekmektedir. Bölgesel barışın önündeki en büyük engellerden biri, geçmişten kalan ihtilafların siyasi belgeler ve resmi söylemler aracılığıyla canlı tutulmasıdır. Eğer gerçekten yeni bir dönem başlatılmak isteniyorsa, bu konuda cesur kararlar alınmalıdır.
Bir diğer önemli konu ise yıllardır Ermeni toplumuna empoze edilen ve siyasi bir araç haline getirilen sözde soykırım iddialarıdır. Bir asırdır nesilden nesile aktarılan bu söylemler, halkların birbirini anlamasına değil, birbirinden uzaklaşmasına neden olmuştur. Özellikle Avrupa ve Amerika'da yaşayan bazı diaspora grupları, Ermenistan'ın gerçek sorunlarından çok kendi siyasi gündemlerini ön planda tutmaktadır. Ermenistan halkının artık bu gerçeği görmesi ve geleceğini geçmişteki tartışmalar üzerine değil, ekonomik kalkınma ve bölgesel iş birliği üzerine kurması gerekmektedir.
Karabağ meselesi de bölgede derin yaralar açan önemli bir konudur. Yıllarca süren işgal döneminde yaşanan acılar, hayatını kaybeden insanlar ve yerlerinden edilen aileler hafızalardaki yerini korumaktadır. Son olarak 44 gün süren savaş, hem Azerbaycan hem de Ermenistan halkına ağır bedeller ödetmiştir. Binlerce insan hayatını kaybetmiş, binlerce aile acı yaşamıştır. Bu süreçten çıkarılması gereken en önemli ders, savaşın kazananının olmadığı gerçeğidir. Artık geçmişin çatışmalarını sürdürmek yerine yaraların sarılması ve geleceğe odaklanılması gerekmektedir.
Kapıların açılması konusunda Nahçıvan ile olan ilişkilerle Ermenistan sınırının açılmasını aynı değerlendirmek de doğru değildir. Nahçıvan kapısının açılması, aynı kültürü paylaşan, akrabalık bağları bulunan insanların yıllar sonra birbirlerine kavuşmasına vesile olmuştu. Ermenistan ile kurulacak ilişkiler ise farklı bir zeminde ilerleyecektir. Burada dostluktan önce iyi komşuluk ilişkilerinin oluşturulması hedeflenmelidir.
İyi komşuluk ise bir günde oluşmaz. Güven inşa etmek yıllar alır. Karşılıklı saygı, samimiyet ve verilen sözlerin tutulmasıyla bu güven zaman içerisinde oluşur. Eğer Ermenistan gerçekten kapıların açılmasını istiyorsa, bu güven ortamının oluşmasına katkı sağlayacak adımları gecikmeden atmalıdır. Bölge insanı artık söylemlerden çok somut gelişmeler görmek istemektedir.
Geçtiğimiz günlerde Ermenistan'dan Lübnan'a gönderilen insani yardım konvoyunun Türkiye üzerinden geçiş yaptığını haberlerde gördük. İnsani yardım söz konusu olduğunda böyle geçişlerin sağlanması doğal ve insani bir yaklaşımdır. Türkiye her zaman zor durumda kalan insanlara yardım elini uzatmayı bilmiştir. Ancak bu tür geçici uygulamalar ile sınır kapılarının kalıcı olarak açılması konusu birbirinden farklı değerlendirilmelidir.
Kalıcı bir açılım için Ermenistan'ın üzerine düşen görevleri yerine getirmesi şarttır. Bölgesel barışa zarar veren söylemlerden vazgeçilmesi, komşuların toprak bütünlüğüne saygı duyulması ve geleceğe dönük yapıcı politikaların benimsenmesi gerekmektedir. Bunlar gerçekleşmeden atılacak adımların sağlıklı sonuçlar vermesi zor görünmektedir.
Ermenistan'daki seçim süreçlerine bakıldığında da benzer bir tablo görülmektedir. Bölgemizde siyasi liderler seçmenin karşısına projelerle ve vaatlerle çıkarlar. Paşinyan da yüzünü Batı'ya çevirdiğini ve ülkesini farklı bir noktaya taşıyacağını anlatarak halkından destek almıştır. Seçimlerin galibi olmasının temel sebeplerinden biri de budur. Ancak seçim kazanmak kadar verilen sözleri yerine getirmek de önemlidir.
Bugün Ermenistan yönetiminden beklenenler nettir. Barış sürecini güçlendirecek adımlar atılmalı, komşularla ilişkiler normalleştirilmeli ve bölgesel iş birliğine katkı sağlanmalıdır. Bu gerçekleştiği takdirde sınır kapılarının açılması sadece iki ülkeye değil, tüm bölge ekonomisine ve halklarına önemli faydalar sağlayacaktır.
Iğdır başta olmak üzere sınır bölgesinde yaşayan insanlar yıllardır bu gelişmeleri yakından takip etmektedir. Bölgenin ticari hareketliliğinin artması, yeni yatırım imkanlarının oluşması ve ekonomik canlılığın sağlanması herkesin ortak beklentisidir. Ancak bu beklentilerin gerçekleşmesi için sağlam bir güven zemininin oluşturulması şarttır.
Ermenistan kapıların açılmasını istiyorsa, bunun yolu öncelikle kendi ödevlerini yerine getirmekten geçmektedir. Kalıcı barışın, karşılıklı saygının ve güvenin tesis edilmesi halinde sınırların açılması sadece siyasi bir karar olmaktan çıkacak, bölgenin geleceğine yapılan önemli bir yatırım haline gelecektir.











