Gazetecilik, dışarıdan bakıldığında çoğu zaman yalnızca haber yazmak, fotoğraf çekmek ya da mikrofon uzatmak olarak görülür. Oysa bu meslek, vicdan, sorumluluk ve cesaret isteyen; bedeli çoğu zaman ağır olan bir yaşam biçimidir. Gazetecilik, koltukta oturarak değil; sahada, sokakta, zaman zaman da ateşin tam ortasında yapılan bir kamu görevidir.
Gazetecilik öyle bir meslektir ki, herkes aynı unvanı taşısa da herkes aynı anlayışla yapmaz. Bazıları bu mesleğin tadını çıkarmaya çalışır, bazıları yalnızca geçim kapısı olarak görür. Bazıları ise gazeteciliği severek, inanarak ve mesleğin anlamına uygun şekilde icra eder. Ne yazık ki mesleğin adını kirletenler de vardır. Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen, gazeteciliği onuruyla yapanlar bu mesleği ayakta tutan gerçek emekçilerdir.
Ben, 39 yıldır gazetecilik mesleğini sırtında taşıyan biri olarak konuşuyorum. Bu süre zarfında çok zor günler yaşadık. Baskılar gördük, tehdit edildik, yok sayıldık, zaman zaman yalnız bırakıldık. Ancak hiçbir zorluk, gerçeğin peşinden gitme irademizi kırmadı. Çünkü gazetecilik, vazgeçildiği anda anlamını yitirir; susulduğu anda kamu zarar görür.
Bu meslek maalesef can bedeli olan bir meslektir. Dünyanın birçok noktasında gazeteciler, sadece görevlerini yaptıkları için hedef haline gelmektedir. Bunun en acı ve güncel örneklerinden biri Gazze’de yaşanmaktadır. 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana, basın kartı taşımasına, uluslararası hukukla korunmasına rağmen 257 gazeteci hayatını kaybetti. Bu insanlar silah taşımıyordu; yalnızca kalemleri, kameraları ve gerçeği anlatma cesaretleri vardı. Peki, bu ölümler karşısında dünyadan gerçek anlamda bir tepki yükseldi mi? Ne yazık ki hayır.
Gazetecilik bir kamu görevidir. Gazeteci; toplumun gözü, kulağı ve sesi olmak zorundadır. Toplumun menfaatlerini gözetir, yanlışları ortaya koyar, eksikleri gündeme taşır ve bu eksiklerin düzeltilmesi için kamuoyu oluşturur. Kimden gelirse gelsin yanlışa yanlış diyebilmek, bu mesleğin en temel şartıdır. Gazeteci susarsa, sorunlar büyür; gerçek karanlıkta kalır.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, bu açıdan önemlidir. Yılda bir gün de olsa gazeteciler hatırlanır, hâli sorulur, yaptıkları işin ne kadar ağır bir sorumluluk olduğu konuşulur. Elbette bir gün yetmez. Ancak bu gün, mesleğin değerini yeniden hatırlamak ve hatırlatmak adına bir fırsattır.
Bugün yerelde, genelde, sahada, masa başında, zor şartlar altında görev yapan binlerce gazeteci var. Doğru haberi yazmak için uykusuz kalan, baskıya boyun eğmeyen, kişisel çıkarını değil kamu yararını önceleyen meslektaşlarımız bu mesleğin yüz akıdır. Yaşadığı yörenin sorunlarını dile getiren, çözüm için öncü olan, gerektiğinde siyasi iradeye ve kamu yöneticilerine yol gösteren gazeteciler sayesinde toplum nefes almaktadır.
Bu vesileyle; kalemini satmayan, gerçeği eğip bükmeyen, meslek onurunu her şeyin üzerinde tutan, halkın haber alma hakkını savunan tüm meslektaşlarımın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyorum. Gazeteciler var oldukça, gerçekler er ya da geç gün yüzüne çıkacaktır.











