Sahada sadece futbol oynanmaz. Sahada emek vardır, alın teri vardır, şehirlerin umudu, taraftarların inancı vardır. Her bir maç, bir kentin heyecanı, gençlerin hayalleri, çocukların örnek aldığı kahramanlarla buluştuğu bir sahnedir. Ama ne yazık ki son zamanlarda Iğdırspor’un yaşadıkları, bu kutsal oyunun ne kadar kolay kirletilebileceğini, adaletin nasıl sistemli bir şekilde yok sayıldığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
12 Şubat’ta oynanan Esenler Erokspor karşılaşmasında maçın hakeminin verdiği iki kırmızı kart, futbolun kaderini masa başında yazmak gibiydi. Sadece iki oyuncuya değil, tüm takıma ve onun arkasındaki binlerce kişilik bir camiaya atılan bir darbeydi bu kararlar. Sahada emeğiyle mücadele eden futbolcular, tribünde dualarla destek veren taraftarlar ve bir şehrin bütün beklentileri o dakikada yok sayıldı. Ardından 14 Nisan’da Bandırmaspor karşısında verilen – daha doğrusu uydurulan – penaltı kararıyla Iğdırspor’un kaderi bir kez daha gasp edildi. Bu kararlar sadece maçların değil, belki de bütün bir sezonun gidişatını geri dönülmez şekilde etkiledi.
Peki bu açık adaletsizlik karşısında sessiz kalanlar neyi bekliyor? Tüm spor kamuoyu yaşananlara isyan ederken, ekran karşısında milyonlara ulaşan yorumcular bile “Iğdırspor’a hakaret ediliyor” diyebiliyorken, federasyon yetkililerinden neden tek bir ses çıkmıyor? Neden bu sistemin aktörleri yaşananları görmezden gelmeye devam ediyor? Sessiz kalan herkes, bu düzenin parçası olmaktan öte, artık bu haksızlıkların ortağıdır.
Bu yaşananlar sadece Iğdırspor’un değil, tüm futbolseverlerin kalbinde yara açmıştır. Çünkü bu sadece bir takımın hakkının yenmesi değil; adaletin, dürüstlüğün, eşitliğin sahalardan silinmesidir. Bugün Iğdırspor’un başına gelenler, yarın başka bir Anadolu kulübünün başına gelecektir. O zaman yine sessiz mi kalacağız?
Futbol, hâlâ milyonlar için bir umutsa, hâlâ adaletin bir arayış noktasıysa, bu umudu söndürenler en az kaybedilen puanlar kadar suçludur. Hakem hatası adı altında gizlenen bu sistematik yanlışlar, birer tesadüf değil, bir düzenin sonucudur. Iğdırspor’a yapılanlar karşısında susmak, bu adaletsizliğin devamına rıza göstermektir.
Bugün Iğdırspor yalnız bırakılıyor. Ama biz susmayacağız. Çünkü bu artık sadece futbol değil, bu adaletin sesi olma meselesidir. Büyük analizlere gerek yok; yeter ki vicdanlarımızı susturmayalım. Sahada hakkıyla kazananın değil, düzenin kazandığı bir oyuna futbol diyemeyiz. Unutmayalım: Sessiz kalmak, suça ortak olmaktır.












