Bu sabah aldığım acı haberle yüreğimin en derin yerinden sarsıldım. Iğdır’ın gönlünde müstesna bir yere sahip olan, sadece bir vali değil, bu şehrin gerçek anlamda bir büyüğü, bir ağabeyi, bir babası olan Sayın Şemsettin Uzun’un vefat ettiğini öğrendim. Öncelikle kıymetli ailesine, yakınlarına ve onu seven herkese başsağlığı diliyorum. Rabbim mekânını cennet, makamını âli eylesin.
Şemsettin Uzun’u anlatmak birkaç satıra sığacak bir iş değildir. Onun Iğdır’a olan sevgisini, bu şehre kattığı değeri ve bıraktığı izleri anlatmaya sayfalar yetmez. Çünkü o, görev yaptığı yıllarda sadece devletin temsilcisi olmadı; halkın içinden biri oldu. İnsanların derdiyle dertlendi, sevincine ortak oldu. Bu yüzden aradan geçen uzun yıllara rağmen adı hâlâ saygıyla, özlemle ve minnetle anılıyor.
Onun Iğdır sevdası 1993 yılında başladı. Görev yaptığı altı yıl boyunca bu şehre sadece hizmet etmedi, adeta hayatını adadı. Bugün dönüp geçmişe baktığımızda görüyoruz ki Iğdır’ın gelişiminde, büyümesinde ve Türkiye’ye açılan yüzü olmasında Şemsettin Uzun’un çok büyük emeği vardır. O yıllarda Iğdır yeni bir il olmuştu. Kurumlar yeni şekilleniyor, şehir geleceğini inşa etmeye çalışıyordu. Böyle bir dönemde görev yapmak kolay değildi. Ancak Şemsettin Uzun, kararlı duruşu, ileri görüşlülüğü ve devlet tecrübesiyle Iğdır’ın önünü açan isimlerden biri oldu.
Iğdır’a yıllar boyunca çok sayıda vali geldi. Hepsi devlet adına görev yaptı. Ancak bazı insanlar vardır ki görevleri sona erse de gönüllerdeki görevleri bitmez. Şemsettin Uzun da işte böyle bir isimdi. O, makamın gücüne sığınan bir yönetici değil, halkın sevgisini kazanan bir devlet adamıydı. Gönlü temizdi. Kalbi temizdi. Adaletliydi. Doğru düşünür, doğru karar verir, hakkı gözetirdi. İnsanların makamına değil, insanlığına değer verirdi. Bu yüzden herkes tarafından sevilir ve sayılırdı.
Onun döneminde Iğdır önemli gelişmeler yaşadı. Şehir, Türkiye’nin gündeminde daha fazla yer almaya başladı. Eğitimden kültüre, altyapıdan sosyal hayata kadar birçok alanda önemli adımlar atıldı. Terörün gölgesinden kurtulan Iğdır, huzurun ve güvenin daha güçlü hissedildiği bir şehir haline geldi. İnsanlar geleceğe daha umutla bakmaya başladı.
Bugün üniversitemiz sempozyumlar, paneller ve bilimsel toplantılar düzenleyerek şehrimize hareketlilik kazandırıyor. Bu elbette çok kıymetli bir gelişmedir. Ancak yıllar önce, daha yeni il olmuş bir Iğdır’da da benzer çalışmaların temelleri atılmıştı. Türkiye’nin önemli profesörleri, akademisyenleri, bilim insanları ve düşünürleri sık sık Iğdır’a geliyor, seminerler ve konferanslar düzenliyordu. Şemsettin Uzun, Iğdır’ın sadece fiziki anlamda değil, kültürel ve bilimsel anlamda da gelişmesini isteyen bir yöneticiydi. Şehrin adının ilimle, kültürle ve başarıyla anılmasını arzuluyordu.
Görev süresi sona erip Iğdır’dan ayrıldıktan sonra bile bu şehirle bağını hiçbir zaman koparmadı. Telefon eder, sorar, takip ederdi. Iğdır’ın gelişmesini ister, yapılan her güzel hizmetten mutluluk duyardı. Çünkü onun sevgisi makamla sınırlı değildi. Iğdır artık onun gönlünün bir parçası olmuştu.
Daha geçtiğimiz Kurban Bayramı’nda kendisini aramıştım. Uzun uzun sohbet ettik. Sanki bugünleri hissediyormuş gibi her şeyi tek tek sordu. Iğdır’ın durumunu, Ermenistan sınır kapısını, bölgedeki gelişmeleri, Zengezur Koridoru’nu ve geleceğe dair beklentileri konuştu. Her zamanki gibi heyecanla dinledi. Sonra bana dönüp, “Iğdırlılar çok şanslı insanlar. Ama Iğdır’ın değerini bilmeleri gerekiyor” dedi. Bu sözler bugün kulaklarımda yankılanıyor. Belki de onun Iğdır’a dair son nasihatlerinden biriydi.
Şu an bu satırları yazarken duygularımı ifade etmekte zorlanıyorum. Çünkü sadece bir devlet büyüğünü değil, gönlümde çok özel bir yere sahip olan kıymetli bir insanı kaybetmenin acısını yaşıyorum. Bir anımı hiç unutamıyorum. Emniyet müdürlerimizden Hasan Özden bana şöyle dedi. Valimiz diyor ki, “Benim iki oğlum var. Birinin adı Ahmet, diğerinin adı İsmail”. Bu sözler onun insanlara nasıl yaklaştığını gösteren en güzel örneklerden biridir. İnsanları evladı gibi görür, sahip çıkar, korur ve değer verirdi.
Bugün kendimi babasını kaybetmiş bir evlat gibi hissediyorum. İçimde tarifsiz bir boşluk var. Çünkü Şemsettin Uzun benim için yalnızca bir vali değildi. O, gönlümün kahramanıydı. Devlet adamlığının nasıl olması gerektiğini gösteren örnek bir şahsiyetti. Dürüstlüğüyle, samimiyetiyle, inancıyla ve insan sevgisiyle hafızalarda yer edinen müstesna bir insandı.
Aramızdan ayrılmış olabilir. Ancak geride bıraktığı eserler, yetiştirdiği insanlar, yaptığı hizmetler ve gönüllerde bıraktığı izler yaşamaya devam edecek. Onu tanıyan herkesin hafızasında güzel bir hatıra olarak kalacak. Iğdır onu hiçbir zaman unutmayacak. Çünkü bazı insanlar görevleriyle değil, gönüllerde bıraktıkları izlerle hatırlanırlar.
Şemsettin Uzun’un ardından söylenecek çok söz, anlatılacak çok hatıra var. Belki ilerleyen günlerde onunla ilgili daha birçok şey yazacağım. Ancak bugün sadece büyük bir hüznü yaşıyorum.
Ruhu şad olsun.
Mekânı cennet olsun.
Allah rahmetiyle muamele eylesin.
Gönlümün kahramanı, kıymetli valimiz Şemsettin Uzun’u saygı, minnet ve özlemle anıyorum.











