NATO MERMER, NATO KAFA – Trump, Trump, Trump!
Davulun Sesi Uzaktan Hoş Gelir...
ABD, İran savaşında müttefiklerini ne kadar koruyabildi?
ABD'nin NATO müttefikleri, Hürmüz Boğazı'nı açık tutmada ABD'ye yardımcı olabildi mi?
İsrail; Gazze'de, Lübnan'da ve Hürmüz'de aptalca ve şımarıkça davranırken NATO orada ne yapıyordu?
Sovyetler Birliği çözüldü. Çin teknolojisi gelişti. Caydırıcı silah gücü ülkeler arasında eşitlenme yarışına girdi. İnternet; kültürleri ve coğrafyaları birbirine daha yakın hâle getirdi. Çoklu iletişim, dünya ülkeleri arasında yaygınlaştı.
Bütün bunlar olurken kutup siyaseti ve silahlanma blokları da bir yerlere evrilmek zorunda kalacaktır. Bu evrilme; "Ben seni koruyayım, sen de benden silah al" anlayışından giderek uzaklaşacaktır.
Bilginin erişimi, dağılımı ve üretimi; internetle birlikte kutupları da, onların gerekçelerini de delip geçeceğe benziyor.
Bu bağlamda savaşla, silahla, sömürüyle ve tehditle NATO'nun kendisini coğrafyada konumlandırmaya çalışması artık komik durmaktadır. Silah gücü ve askerî maharet üzerinden yürütülecek politikaların gereklerini yerine getirmek giderek zorlaşacaktır.
Bu durumda ya göstermelik siyaset yapacaksınız ya da "Trump, Trump, Trump" diye boş davulu çalacaksınız.
Bu yıllar önce öngörüldü mü bilinmez ama sözü fiilden önce çıktı:
"NATO mermer, NATO kafa."
Bu Türkçe deyimi, 7-8 Temmuz'da Türkiye'de toplanan NATO müttefikleri iyi anlamalıdır.
Benim onlara filozofça tavsiyem şudur:
Silahı birbirinize doğrultup gazı, barutu ve fosil yakıtları birbirinizin gözüne sıkmayın. Bal üretin, iyilik üretin, oksijen üretin, adalet üretin.
İnsanlık artık yeni bir eşiğe gelmiştir. Teknoloji büyümüş, iletişim hızlanmış, bilgi yayılmıştır. Fakat vicdan aynı hızla büyümezse bilgi de teknoloji de insanlığı kurtaramaz.
Bundan sonra yalnız siyasetçi aklıyla ve sermaye hırsıyla hareket edilirse bu dünya var oluşa değil, yok oluşa doğru gider.
Filozofları dinleyin; onlar bazı şeyleri sizden daha iyi bilirler.
Barış, yalnız savaşın yokluğu değildir. Barış; adaletin, paylaşmanın ve insan onurunun korunmasıdır.
Çocukların gökyüzüne korkmadan bakabildiği, anaların evlatlarını savaşlara uğurlamadığı, milletlerin birbirini tehdit değil zenginlik olarak gördüğü bir dünya mümkündür.
İnsanlık, tankların gölgesinde değil; bilimin, sanatın, ahlakın ve merhametin ışığında yükselecektir.
Gelin, birbirimize korku değil güven verelim.
Gelin, silahları değil insanı büyütelim.
Gelin, dünyayı daha güçlü değil, daha yaşanır kılalım.
Çünkü sonunda kazanan silahlar değil, insanlar olmalıdır.











