Ver Mehteri!
Doğu Anadolu'da kayısıya "mişmiş" denir. Tatlıdır, hoş kokuludur; dalından koparıldığında insanın içini ferahlatır. Fakat siyasette "mişmiş" başka bir şeydir.
Birileri çıkar, televizyon ekranlarında peş peşe cümleler kurar:
"ABD NATO'dan çekilecekmiş..."
"Yerine Türkiye geçecekmiş..."
"Şöyle olacakmış..."
"Böyle bitecekmiş..."
Mış... Miş... Muş...
Bu "miş"lerin sonu gelmez.
Benim aklıma ise kayısı geliyor.
Derken düşünüyorum: Bu "miş", bizim bildiğimiz rivayet eki değil; sanki Trumpet'in dibinden düşmüş bir "mişmiş". Ah ne güzel yemiş! Bir yiyene bir daha yediriyorlar.
Sonra mehter marşları yükseliyor.
Gaz veriliyor.
Ekranlarda büyük laflar...
Haritalar açılıyor...
Sanki tarih satranç tahtası değil de bilgisayar oyunu.
Oysa tarih, sloganlarla değil, bedellerle yazılır.
İstiklal Savaşı bunun en büyük örneğidir. O mücadele, başkalarının hesabına yürütülen bir savaş değildi. Türk milleti kendi vatanı, kendi bağımsızlığı ve kendi geleceği için ayağa kalktı. Kararını Ankara'da verdi, hesabını da yine kendi iradesiyle yaptı.
Mustafa Kemal Paşa'nın en büyük başarısı yalnızca cephede kazanılan zafer değildi; büyük devletlerin birbirleriyle olan hesaplarını doğru okuyabilmesiydi. Bir yandan diplomasi yürütürken, diğer yandan Türkiye'nin iradesini hiçbir gücün vesayetine bırakmadı.
Bugün de değişen yalnızca aktörlerdir.
Dün büyük devletler vardı.
Bugün de büyük devletler var.
Dün çıkar hesapları vardı.
Bugün de var.
Türkiye'nin önüne zaman zaman parlatılmış roller konabilir. "Bölgenin lideri olacaksın", "şu ittifakın vazgeçilmezisin", "biraz daha öne çık" denilebilir. Böyle sözler kulağa hoş gelir. Ancak her parıltının altın olmadığı da unutulmamalıdır.
Türkiye, İran'la da konuşabilmelidir.
Rusya'yla da konuşabilmelidir.
Batı'yla da konuşabilmelidir.
Komşularıyla da konuşabilmelidir.
Çünkü güçlü devlet, herkesle kavga eden değil; herkesle konuşabilecek iradeyi gösterebilen devlettir.
Dış politikada duygular değil, devlet aklı esastır. Birkaç teknoloji vaadi, birkaç silah sistemi ya da kısa vadeli kazanımlar uğruna uzun vadeli dengeleri bozmanın maliyeti ağır olabilir.
Velhasıl...
Kayısının mişmişi güzeldir.
Çayla birlikte yenir.
Ama siyasetteki "mişmiş"lere dikkat etmek gerekir.
Çünkü bazen en tatlı görünen lokmanın içinden en acı hesap çıkabilir.
Mehteri çalmak kolaydır.
Asıl maharet, davulun sesine kapılmadan, devletin menfaatini soğukkanlılıkla koruyabilmektir.











