Vanspor maçı özelinde Iğdırspor’u değerlendirmek, yaşanan tabloyu tek bir sonuca indirgemek olur ki bu da en büyük hatalardan biridir. Çünkü ortada sadece bir maç kaybı değil, aylar öncesinden başlayan ve bugünlere kadar gelen yapısal bir sorunlar zinciri vardır. Bu sonuçlara bizi getiren nedenleri, sağlıklı bir futbol aklıyla masaya yatırmadığımız sürece de bu tabloda herhangi bir değişiklik beklemek gerçekçi olmayacaktır.
Futbol, özellikle de takım yapılanması, son derece özel ve uzun vadeli bir alandır. Bu sürecin temeli sezon başında atılır. Güvenilecek bir sportif direktör ile onunla uyum içinde çalışacak bir teknik direktörün ortak vizyonu olmadan başarıdan söz etmek neredeyse imkânsızdır. Dahası, bu iki isme uzun yıllar sabırla sahip çıkma kararlılığını da göstermek gerekir. Çünkü gerçek başarı, günü kurtaran hamlelerle değil, istikrarlı ve planlı bir yapılanmayla gelir.
Ne yazık ki Iğdırspor bu yapılanmayı BAL Ligi’nden bu yana bir türlü hayata geçiremedi. Alt liglerden itibaren sürekli yüksek bütçeli, “klas oyuncu” kimliğine dayalı, kazanma merkezli kadrolarla şampiyonluk kovalandı. Bu anlayış belki bazı üst liglerde kısa vadede sonuç verebilir; ancak bu ligin dinamikleri bu yaklaşımı kaldırmaz. Bu lig, isimlerle değil sistemle kazanılır.
Sezona Çağdaş hoca ile başlanması ve en az 15 futbolcunun kadrodan girip çıkması başlı başına bir plansızlığın göstergesidir. Ardından ikinci teknik adam olarak İbrahim hoca ile yola devam edildi, şimdi ise üçüncü bir isim olarak Kenan hoca konuşuluyor. Burada açıkça ifade etmek gerekir ki sorun teknik direktör kaynaklı değildir. Sorun, sezon başında yapılan yanlış tercihlerdir. Yanlış bir başlangıç, sizi sezon boyunca yanlış hamlelere mahkûm eder.
Bugün gelinen noktada sormamız gereken asıl soru şudur: Üçüncü teknik direktör olursa Kenan hocanın başarılı olacağının bir garantisi var mı? Elbette yok. Çünkü zemin sağlıklı değil. Oysa sezon başında doğru teknik direktör ve doğru oyuncu profilleriyle yola çıkmak, inanın başarıyı ulaşılmaz kılmazdı.
Gelelim Vanspor maçına… Özellikle devre arasında transfer edilen oyunculara baktığımızda, bu takıma çare olacak profiller olmadıkları açıkça görülüyor. Bu takımın aylardır bağırdığı ihtiyaç belli: Bir santrfor ve oyunu yönlendirecek bir on numara. Siz bunu bile bile gidip stoper ve sol bek alıyorsanız, burada ciddi bir planlama hatası var demektir.
Üstelik takımın en güçlü olduğu nokta, iki yıldır yan yana oynayan Kaptan Alim ve Burak tandemiyken bu ikiliyi bozmak adeta bir futbol intiharıdır. Alperen ve yeni transfer Atakan’ın hemen tandeme yerleştirilmesi hangi teknik gerekçeyle açıklanabilir? Uyumu, alışkanlığı ve saha içi iletişimi bir kalemde silmek bu kadar kolay olmamalı.
Orta saha meselesine gelince… Daha önce de yazdım, bir kez daha altını çiziyorum: Bu orta saha kurgusuyla bu ligde başarılı olamazsınız. Bu orta sahanın tamamı gönderilmeli, bir kişi dahi kalmamak şartıyla yeniden inşa edilmelidir. Güray konusunda ise hocaların neden bu kadar ısrarcı olduğunu gerçekten anlamakta zorlanıyorum.
Sol bek için alınan Tusnami ise ayrı bir soru işareti. Bu oyuncu gerçekten çok mu arandı? Bu profilde oyuncu zaten bu takımda da ligde de fazlasıyla var.
Bir söz de Mendes’e… Seni tanıyoruz ve senden beklenti büyük. Ancak bu performansla devam edersen, kendi fişini kendin çekersin. Böyle oynamaya kimsenin hakkı yok. Zaten santrforsuz oynayan bir takımdayız, onu da beceremiyoruz. Beceremeyiz; çünkü bu orta saha profilleriyle hiçbir takıma oyun üstünlüğü kuramazsınız.
teknik, taktik, oyuncu tercihleri ve yapılanma bir bütün olarak ele alınmadığı sürece bu tablo değişmez. Yeni gelen oyuncularla birlikte mevcut oyuncu grubunun inisiyatif alması, sorumluluk üstlenmesi ve bu ligi hak ettiği yerde bitirmesi artık bir tercih değil, bir zorunluluktur. Bu da onların boynunun borcudur.
Iğdırspor’un ihtiyacı mucize değil; akıl, plan, sabır ve istikrardır. Bunlar olmadığı sürece, değişen sadece hocaların isimleri olur, sonuçlar değil.











