Iğdırspor’un son haftalarda oynadığı Orduspor kupa maçı ile ligdeki Adanademirspor karşılaşmaları, kağıt üzerinde güzel skorlara sahne olsa da takımın gerçek gücünü tartıya koyacak nitelikte müsabakalar değildi. Çünkü bu iki rakip de ne seviyeleri bakımından Iğdırspor’un düzeyinde ne de lig yarışında doğrudan rakip olarak görülecek takımlar. Bu nedenle alınan galibiyetler elbette moral açısından önemli ancak ölçü açısından yanıltıcı olmaya aday. Bu maçların en büyük değeri, takımın genel durumunu analiz etme ve eksik yönleri görme fırsatı vermiş olmasıydı. Özellikle uzun süredir forma şansı bulmayan isimleri sahaya sürmek, rotasyondaki oyuncuları diri tutmak ve teknik ekibin elindeki tüm malzemeyi gözden geçirmesi açısından kıymetli bir haftaydı. Bu süreçte sergilenen oyuna bakıldığında, diziliş ve sistem tercihleri genel anlamda doğru. Ancak bazı bölgelerde dikkat çeken detaylar da yok değil. Sağ bek pozisyonunda takımda bu kadar oyuncu varken hâlâ Gökçen’in görev alması, forma şansı bekleyen diğer oyuncuların kendilerini sorgulaması gerektiğini açıkça gösteriyor. Savunmanın merkezindeki tandem oyuncular ise kötü değiller; fakat biraz ağır kalıyorlar ve topu oyuna sokma hızları takımın ritmini aşağı çekiyor. Sol bekte Güray’ın varlığı hem tecrübesi hem de sol ayağının kalitesiyle önemli bir avantaj. Orta sahaya gelince… Mücadele var, koşu var, iyi niyet var; fakat ne yazık ki teknik kalite, rakibi eksiltme becerisi ve kilit pas üretme konusunda bariz eksiklikler mevcut. Bu durum, hücum hattının potansiyelini de ciddi biçimde sınırlıyor. Kanatlar ise ligin en güçlüsü konumunda. Fofana ve Mendes’e top zamanında ve doğru şekilde ulaştırıldığında savunmaların onları durdurması neredeyse imkânsız. Tam da bu nedenle oyun aklı yüksek, ayakları yumuşak, iki kanadı da besleyebilecek bir on numara ihtiyacı artık kaçınılmaz. Teknik Direktör İbrahim Üzülmez’in devre arasında bu profile uygun bir oyuncuyu ne yapıp edip takıma kazandırması gerekiyor. Santrafor Bruno ceza sahasında golü koklayan, bitiriciliği yüksek bir isim. Ancak modern futbolun gerektirdiği fiziksel güç, hız ve top hakimiyeti açısından yeterli seviyede değil. Bu nedenle devre arasında hem yaratıcı bir on numara hem de kuvvetli, sprinter, hava toplarında etkili bir santrafor transferi, Iğdırspor’u gerçekten Süper Lig hayaline daha yakın bir noktaya taşıyabilir. Özetle; takımın daha yüksek tempoda oynaması, çabuk pas yapması, özellikle savunmadan çıkarken gereksiz yan top ısrarından vazgeçmesi şart. Rakibi kendi sahanda uzun süre bekletip oyunu ağırlaştırmak yerine daha dinamik, daha agresif bir oyun anlayışına ihtiyaç var. Asıl tartıya çıkılacak maç ise Pendik deplasmanı. Bu karşılaşma hem fiziksel hem zihinsel olarak üst düzey bir konsantrasyon gerektiriyor. Eğer Iğdırspor, deplasmanda nasıl oynanması gerekiyorsa öyle oynar; temposunu artırır, doğru pas tercihlerini yapar ve kanatlarını verimli kullanırsa puan ya da puanlar almaması için hiçbir neden yok. Gerçek sınav işte şimdi başlıyor. Bu sınavı başarıyla veren bir Iğdırspor’un önü gerçekten çok açık.











