İbrahim Hoca bu takımı sezon başında kurmadı; bunu kabul etmek gerekir. Ancak devre arasında takımın olmazsa olmaz ihtiyacının bir on numara ve bir santrafor olduğu çok netti. Sakaryaspor maçına kadar ne yazık ki bu eksikler giderilemedi ya da giderilmesine izin verilmedi. Bunun yansımasını da hem oyunda hem skorda net bir şekilde gördük.
Sakarya maçı özelinde farklı denemeler yapıldı ancak sonuç alınamadı. Yaşlı Güray’ı sol bekten alıp sağ öne atmak, sol ayağıyla içeri kat edip orta ve şut üretmesini beklemek ilk yarıda hiç işlemedi. Bu tercihten ziyade Rotariu gibi daha hızlı ve bitirici bir oyuncu o bölgede değerlendirilebilirdi.
Orta sahamız ise en büyük problem alanı. Pas yapamayan, oyunu yönlendiremeyen ve topu dolaştırmak yerine direkt kaleye gitmeye çalışan ama bunu da beceremeyen oyuncu profilleriyle kurulu. Bir de santraforsuz oynayınca gol yollarında tamamen etkisiz kaldık ve ilk yarı kaçınılmaz olarak golsüz sona erdi.
İkinci yarıda Tsunami’nin sol bekten çıkması, Güray’ın tekrar sol beke geçmesi ve Özden’in santrafora alınması oyunu bir nebze hareketlendirdi. Devrenin hemen başında Bacuna’nın köşe atışından gelen topla attığı etkili kafa golüyle skor üstünlüğü sağlandı. Bu gol takıma özgüven getirdi ancak final paslarındaki yetersizlik ve son vuruşlardaki beceriksizlik farkın açılmasını engelledi.
Maçın son bölümünde İbrahim Hoca’nın Conte’yi oyuna alarak üçlü savunmaya dönmesi, tamamen skoru koruma refleksiyle yapıldı. Oysa bu maç, ikinci yarı için bir çıkış karşılaşması olarak görülüyordu. Buna rağmen oyunculardan beklenen performans alınamadı.
Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse; takım pas yapamıyor, orta saha son derece yetersiz ve en önemlisi santraforsuz oynuyor. Güray, Doğan, Ali Kağan, Koita, Conte, Bruno ve Oğuz Kağan ile acilen yollar ayrılmalı. Aksi halde her maç bizim için bir eziyete dönüşmeye devam edecek.











