ENGELLİ BİREYLERDEN ÖYKÜLER
“Siyahî ve engelli bir kadınım. Bazı insanlar beni gördüklerinde burun kıvırıyorlar ve dışlıyorlar. Genelde iyi davranmıyorlar ama bazen kendileriyle konuştuğumda durum değişebiliyor. Engelli birisi hakkında bir karara varmadan evvel gidip onunla konuşmak lazım.”
“Sabahları feci bir ağrıyla uyandığınızı ve yataktan çıkamadığınızı düşünün. Düşünün, bu öyle bir ağrı ki gündelik hayatınızda en basit ihtiyacınızı bile birinin yardımı olmadan göremiyorsunuz. İşinizin en basit gereklerini bile yerine getiremediğinizi, bu yüzden işten kovulduğunuzu düşünün. Ve şunu düşünün: küçücük çocuğunuz ağlıyor, kucaklamanızı istiyor ama kemiklerinizdeki, eklemlerinizdeki ağrılar yüzünden kucaklayamıyorsunuz.”
“İki güzel çocuğum var; hayatım onların etrafında dönüyor. Beni tekerlekli sandalyeye bağlı bir insan olarak değil, ‘Anne’leri görüyorlar. Ne beni ne hayatımızı yargılıyorlar. Ama okula, parka, mağazalara normal insanlar gibi girip çıkamadığım için bu durum artık değişmeye başladı. Diğer anne-babalar bana farklı bir gözle bakıyorlar. Ne de olsa hayatımı sürdürmek için her gün sekiz saat yardıma muhtaç bir insanım… Çocuklarımın arkadaşlarının evlerine giremiyorum, oyunlarını bitirsinler diye dışarıda bekliyorum.”
“Okulda bütün sınıflara çıkamadığımdan diğer velilerin birçoğuyla tanışamadım. Çocuklarım oyun bahçesinde oynarken veya parkta spor yaparken yanlarına gidip yardım edemiyorum. Diğer veliler de bana farklı davranıyorlar. Geçmişte bir veli oğlumun engelliye uygun olmayan evlerine gidip oğluyla oynamasını istemedi, başında durup göz kulak olamıyormuşum.”
“Otobüse ilk durakların birinden biniyorum. Sonraki duraklarda da insanlar biniyor. Oturacak yer ararken kulağımda işitme cihazı olduğunu görenler hemen başlarını çevirip adımlarını hızlandırıyorlar. Engelli insanlar ne zaman gerçekten toplumun parçası olurlar biliyor musunuz? Destekle de olsa her kreşte, her okulda diğer öğrencilerle beraber eğitim gördüklerinde, farklı kurumlarda değil toplumun içinde yaşamaya başladıklarında, her pozisyonda engellilerin de çalışabildiğini, bunun için gerekli destek mekanizmalarının var olduğunu gördüğümüzde. Ancak toplumda her yer ulaşılabilir olduğunda insanlar otobüste bir engellinin yanına gelip çekinmeden oturacaklardır.”
TANIM VE KAVRAMLAR
Bilindiği gibi 03 Aralık “Dünya Engeliler Günü”dür. Engellilik; yaralanma, fiziksel veya zihinsel bir rahatsızlık nedeniyle bazı hareketleri, duyuları veya işlevleri kısıtlanan kişinin sahip olduğu durumdur. Önceki yıllarda bunun için Türkçemizde “sakat”, “çürük”, “özürlü” ve “malul” kavramları da kullanılmıştır. Engeller doğuştan gelebilir veya sonradan geçirilen hastalıklar sonucu da ortaya çıkabilir. Dünya Sağlık Örgütü'nün İşlevsellik, Yeti yitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırmasına göre engelli olma hâli için yeti yitimi terimi kullanılmaktadır. Engelliler vücudun duyusal, işlevsel, zihinsel ve ruhsal farklılıkları öne sürülerek; toplumsal veya yönetimsel tutum ve tercihler sonucu, yaşamın birçok alanında kısıtlama ve engellerle karşılaşabilirler. Birçok toplumlarda en yaygın ayrımcılık türlerinden biridir. Engellilik, insan olmanın bir parçasıdır. Herkes yaşamının bir döneminde geçici veya kalıcı biçimde engelli olabilir ve ilerleyen yaşlarda işlev kaybı yaşayabilecektir. Pek çok geniş ailede engelli bir birey bulunur ve engelli olmayan aile bireyleri genellikle engelli akrabalarının ve arkadaşlarının bakımıyla ve desteklenmesi sorumluluğunu taşır.
Engellilik karmaşık, dinamik, pek çok boyutu bulunan ve tartışmalı bir olgudur. Sosyal ve sağlık bilimleri alanında çalışan pek çok araştırmacıyla birlikte sosyal ve fiziksel engellerin engellilik üzerindeki rolünü tespit etmiştir. Bireysel, tıbbi bakış açısından yapısal sosyal bir bakış açısına geçilmesi, “tıbbi model”den insanların bedenleri tarafından değil toplum tarafından engelli kılındığı yönünde bir anlayışın hâkim olduğu “sosyal model”e geçiş olarak tarif edilmiştir. Tıbbi modelle sosyal model arasında bir ikilik olduğu öne sürülmekle birlikte, engelliliğe yalnızca tıbbi veya sadece sosyal bir gözle bakmak doğru değildir; engelli bireyler çoğu zaman herhangi bir sağlık durumu nedeni ile sorun yaşamaktadırlar. Engelliliğin farklı boyutlarına gerekli ağırlığın verildiği dengeli bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. “Biyo-psiko-sosyal” olarak tanıtılan etkileşim, tıbbi ve sosyal model arasında işlerliği mümkün bir ödünleşme olarak takdim edilmektedir. Dünya Engellilik Raporu Engellilik yetersizlikler, aktivite sınırlılıkları ve katılım kısıtlamaları için kullanılan ve (herhangi bir sağlık durumu bulunan) birey ile o bireyle ilgili bağlamsal faktörler (çevresel ve kişisel faktörler) arasındaki olumsuzluklara atıfta bulunan bir çatı terimdir. Engelliliğin yetersizlikleri bulunan bireylerle bu bireylerin topluma başkalarıyla eşit bir zeminde tam ve etkili biçimde katılmalarına engel olan tutumsal ve çevresel engeller arasındaki etkileşimden kaynaklandığı vurgulanmaktadır. Engelliliğin karşılıklı etkileşim olarak tanımlanması, “engelliliğin” kişiye özgü bir özellik olmadığı anlamına gelmektedir. Sosyal katılımı artırmak ancak engelli bireylerin günlük yaşamlarında karşılaştıkları bu engellerin ortadan kaldırılmasıyla mümkün olabilir.
Bireyin içinde yaşadığı çevre, engelliliğinin düzeyi ve deneyimlenmesi üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Çevrenin erişilebilir olmaması, katılım ve bütünleştirici ortamlar önünde bir set oluşturarak başka bir engellilik yaratmaktadır. Çevrenin olumsuz etkisine aşağıdaki örnekler verilebilir: İşitme engelli bir kimsenin, işaret dili çevirmeni bulunmaması, Tekerlekli sandalye kullanan birinin bulunduğu binada ulaşabileceği tuvalet veya asansör olmaması, Görme engelli bir kimsenin kullanmak istediği bilgisayarda ekran okuyucu yazılımın bulunmaması. Güvenilir su, sağlık, beslenme, yoksulluk, çalışma şartları, iklim veya sağlık hizmetlerine erişim gibi çevresel faktörler sağlığı da etkilemektedir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Sağlığın Sosyal Belirleyicileri Komisyonu tarafından da ifade edildiği üzere, eşitsizlik; kötü sağlık düzeyinin, dolayısıyla engelliliğin en önemli nedenlerinden biridir. Çevre sağlık şartlarını iyileştirecek, yetersizlikleri önleyecek ve engelli bireylere yönelik sonuçları geliştirecek biçimde değiştirilebilir. Bu tarz bir değişim için mevzuat ve politikalarda değişikliğe gidilmesi, kapasite geliştirme çalışmalarının yürütülmesi veya gelişen teknoloji imkânlarından yararlanılması mümkündür. Böyle müdahalelerle: Binalar ve ulaşım araçları engellilerin kolaylıkla erişebileceği şekilde tasarlanabilir; Duyu yetersizlikleri bulunan insanların yararlanması için işaretleme çalışmaları yapılabilir; Sağlık, rehabilitasyon, eğitim ve destek hizmetleri daha erişilebilir hale getirilebilir; Engelli bireylere yönelik istihdam imkanları artırılabilir. Çevresel faktörler, basit bir fiziksel ulaşım ve bilgiye erişim sorunundan daha geniş konuları kapsamaktadır.
Engellilerin toplum yaşamına nasıl katılacakları ve en iyi nasıl desteklenecekleri hususu insanlığın karşısında her çağda ahlaki ve siyasi bir mesele olarak çıkmıştır. Toplumların nüfus yapısının değişmesi ve yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte bu sorun daha da ciddileşecektir. Engelli bireylerin örgütlenmesi ve engelliliği bir insan hakları sorunu olarak görme eğiliminin giderek yaygınlaşması neticesinde engelliliğe yönelik müdahaleler 1970’lerden itibaren değişmiştir. Tarih boyunca engelli insanlar için genellikle yatılı kurumlar ve özel okullar gibi kendilerini toplumdan ayıran çözümlere başvurulmuştur. Günümüzde politikalar toplumsal ve eğitimsel bütünleştirici uygulamalar ile tıbbi çözümlerden çok etkileşimli yaklaşımlara doğru kaymaktadır, zira insanların bedenleri kadar çevresel faktörler neticesinde engelli hale geldikleri gerçeği daha fazla kabul görmektedir.
BM Engelliler için Fırsat Eşitliği Konusunda Standart Kurallar gibi ulusal ve uluslararası girişimler engelli bireylerin insan haklarını bağlama dâhil etmiş, bunun sonucunda 2006 yılında Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme (EHS) kabul edilmiştir. Dünya Engellilik Raporu, EHS’nin uygulanmasını kolaylaştıracak kanıtları ortaya koymaktadır. Raporda tüm dünyadaki engellilerin içinde bulundukları şartlar belgelenmekte, sağlık ve rehabilitasyondan eğitim ve istihdama kadar engellilerin sosyal yaşama katılımlarını teşvik edecek önlemler ele alınmaktadır (Devam edecektir).











